Buna göre, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, nafakanın bağlandığı tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, mahkemece; TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi gereğince daha uygun nafaka artışına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde düşük miktarda nafaka artışına karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bu durumda, mahkemece yukarıdaki ilke de gözetilerek, ilk nafakaya karar verildiği tarihten dava tarihine kadar yaklaşık 4 yıllık bir sürenin geçmiş olduğu da gözetilerek; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim ile nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alınarak; TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun olacak şekilde biraz daha yüksek miktar iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile müşterek çocuk için iştirak nafakasında az miktarda artırım yapılması doğru görülmemiştir, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca, hükmedilen nafakanın yıllık artış oranına ilişkin yerleşmiş Yargıtay Uygulamaları gözönünde bulundurularak "TÜİK tarafından açıklanan ÜFE" oranında artışına hükmedilmesi gerekirken mahkemece, TÜİK tarafından açıklanan (TÜFE+TEFE)/2 oranında artırılmasına karar verilmesi de doğru görülmemiştir....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2015 Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; davacının annesi ile davalı babasının 1996 yılında boşandıklarını, boşanma neticesinde davacı lehine aylık 5 TL'lik iştirak nafakasına hükmedildiğini, 1999 yılında açılan nafaka artırım davası neticesinde söz konusu nafakanın aylık 20 TL'ye yükseltildiğini,davacının halihazırda üniversitede eğitim gördüğünü ve ihtiyaçlarının arttığını belirterek, davacı lehine aylık 2.000 TL nafakaya hükmedilmesini; 18.08.2014 tarihli dilekçesi ile de hükmedilecek nafakaya TEFE oranında artış yapılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır....
Boşanma kararının kesinleştiği tarih (14.09.2012) ile iş bu artırım davasının açıldığı tarih (27.01.2014) arasında yaklaşık 2 yıla yakın bir süre geçtiği, bu süreçte müşterek çocuk Berra'nın ihtiyaçlarının artmış olduğunun açık olması karşısında, iştirak nafakasının TMK 4.maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesine uygun bir şekilde artırımına gidilmesi gerekmektedir. Somut davada, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır. Bu nedenle mahkemece, müşterek çocuğun ihtiyaçlarındaki değişim ve davalının gelir durumundaki artış gözetilerek hakkaniyete uygun miktarda nafaka arttırımı takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Tüm bu maddeler doğrultusunda mahkemece iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; müşterek çocuk Mustafa'nın 2008 doğumlu olup, ilkokul 1.sınıfta eğitim gördüğü, davacının bir fabrikada işçi olarak çalışıp, aylık asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, aylık 320 TL kira ödemesi olduğu, menkul ya da gayrımenkulü bulunmadığı; davalının ise bir şirkette işçi olarak çalıştığı, asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, babasına ait evde oturup kira ödemediği, üzerine kayıtlı bir motosikleti bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, iştirak nafakasına hükmedilen tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki süre nazara alındığında mahkemece takdir edilen iştirak nafakası azdır....
Öte yandan davacı vekili tarafından talep edilmesine rağmen TÜİK’in yayınladığı ÜFE/TÜFE oranlarına göre artırım yapılması talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada, tarafların Beykoz Aile Mahkemesi 02.12.2013 kesinleşme tarihli 2012/322-277 Esas-Karar sayılı karar ile ortak çocuklardan ... için aylık 5.000,00 TL iştirak nafakası bağlandığı, önceki nafaka taktirinin üzerinden 8 yılı aşkın bir zaman geçtiği, bu süreç içerisinde çocuğun ihtiyacının da doğal olarak arttığı, en azından, ödenmekte olan nafakanın enflasyon nedeniyle değerinin düştüğü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ortak çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, nafakanın bağlandığı tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre, ÜFE oranı ve hakkaniyet ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle kadının asıl davasının kısmen kabulü ile, Beykoz Aile Mahkemesinin 02.12.2013 kesinleşme tarihli ve 2012/322-277 E.K sayılı kararı ile ortak çocuk ... için bağlanan aylık 5.000,00 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 10.000,00...
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalının halen evli olduğunu, müşterek iki çocukları olduğunu, ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/798 Esas - 2001/320 K. sayılı kararı ile davacı ve çocuklarına nafaka bağlandığını, daha sonra davacı tarafından açılan nafaka artırım davaları sonucunda davacı lehine 350 TL, müşterek çocuklar için ayrı ayrı 150 TL nafaka takdir edildiğini, aradan geçen süre, paranın alım gücündeki düşüş ve çocukların ihtiyaçlarındaki artış da dikkate alınarak davacı için takdir aylık 350 TL nafakanın 550 TL'ye, müşterek çocuklar için ayrı ayrı takdir edilen 150 TL nafakanın 275 TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevabında, davacıdan boşandığını, nafakaların çalıştığı dönemdeki maaşına göre hesaplandığını, emekli maaşının çok düşük olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece...
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili lehine ... ....Aile Mahkemesinin 2009/1444 E-2010/282 K. sayılı karar ile aylık 250 TL nafaka bağlandığını, müvekkilinin halen ..... .... sınıf öğrencisi olduğu, paralı okuduğunu, okul parasının dedesi tarafından karşılandığını belirterek nafakanın 450 TL'ye çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı dilekçesinde; emekli maşının ....100 TL civarında olup, başka geliri bulunmadığını, daha evvel dava dışı oğlu ve davacı kızı lehine hükmedilen ayrı ayrı 250 TL olmak üzere toplam 500 TL nafakayı dahi ödemekte zorluk çektiğini, dava dışı oğlunun da nafaka artırım davası açtığını, eşinin ekonomik durumunun kendisinden daha iyi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur....
Nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; davalının, her ne kadar borçlarına harcanması nedeniyle emekli aylığını alamadığı anlaşılmışsa da; tütün ürünlerinin toptan ticaretini yapan dükkan sahibi olduğu, bu anlamda tacir olduğu, emekli aylığından başka dükkân gelirinin de bulunduğu, iki araç sahibi olduğu, oturduğu evde kira giderinin olmadığı, davacının ise hükmedilen nafakayla geçinemediği anlaşılmaktadır. Yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih ve davalının da gelir durumu gözetilerek nafakanın en azından TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekmektedir....


