Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası ...’in yayınladığı... oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında 27.05.2013 tarihinde kesinleşen boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olmamıştır. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın ...’in yayınladığı... oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile olması gerekenden yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Tüm bu hükümler doğrultusunda, mahkemece; iştirak nafakasının artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; müşterek çocuğun 2003 doğumlu olduğu ve özel bir okulda eğitim gördüğü, davacı annenin gümrük danışmanı olarak çalıştığı, aylık 2500 TL gelirinin olduğu ve aylık 950 TL kira ödediği; davalı babanın ise, özel bir şirkette çalıştığı, aylık gelirinin 2913 TL olduğu ve 500 TL kira ödediği, bir otomobilinin bulunduğu tespit edilmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, iştirak nafakasına hükmedilen tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki geçen süre nazara alındığında; mahkemece, takdir edilen nafaka miktarı azdır....
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası .... yayınladığı .... oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların 01/11/2005 tarihinde keşinleşen karar ile boşandıkları, çocuğun 30/04/2003 doğumlu olduğu, kadının ev hanımı olduğu, annesi ile yaşadığı, erkeğin satış sorumlusu olarak çalıştığı, kira ödediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece; davacı kadının ve çocuğun ihtiyaçları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile .... yayınladığı ... artış oranı nazara alınıp, uygun miktarda artırım yapılarak nafakaların takdir edilmesi gerekirken, aksi yazılı düşüncelerle yüksek oranda nafakaların takdirine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır....
Somut olayda, taraflar arasında önceden görülen davada hüküm altına alınan nafakanın artırılması talep edilmiş ise de; o davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasına göre, davadaki istem; (yoksulluk nafakasının) artırım davası olmayıp, yardım nafakası istemi niteliğindedir(TMK md 364). Bundan ayrı, davacı yargılama devam ederken 24.02.2013 tarihinde evlenmiş olup, bu husus mahkemece de 10.05.2013 tarihli celsede tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece; davacı tarafın evlendiği tarihe kadar geçerli olmak üzere, davacı tarafın geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun yardım nafakası takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Tüm bu maddeler doğrultusunda, mahkemece, iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. ./.. -2- Somut olayda; davalı babanın emlakçı olduğu, iş çıktıkça çalıştığı, 1000.-TL kira ödediği, yeniden evlendiği ve bir çocuğunun daha olduğu, iştirak nafakasına 09.06.2011 tarihli karar ile hükmedildiği, daha önce artırılmadığı, eldeki davanın ise 31.08.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaç düzeyine göre; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az bulunmuş, bu konu hakkaniyet ilkesine aykırı görülmüş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık 3 yıllık bir süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuk Serhat'ın yaşı, özür durumu, eğitim durumu, özel bakım masrafları, tedavi masrafları ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuk Serhat'ın yaşı, özür durumu, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın sosyo-ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....
-2- Yoksulluk nafakasının artırımına ilişkin davalarda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı gözönünde bulundurulmalı, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde artırım yapılmalıdır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası .oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır....
Aile Mahkemesinin 2009/145 Esas ve 2009/365 Karar sayılı ilamı ile yoksulluk nafakasının 325,00 TL’ye çıkarıldığını, geçen süreçte davalının ekonomik durumunun iyileştiğini, nafakanın yetersiz kaldığını belirterek yoksulluk nafakasının 650,00 TL’ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; yeniden evlendiğini, bir çocuğu olduğunu, geçim sıkıntıları yaşadığını, mevcut nafakayı dahi ödemede zorluk çektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile yoksulluk nafakasının 470,00 TL’ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir....
Davacı dilekçesinde; davalı babası ile annesinin boşandıklarını, kendisinin velayetinin annesine verildiğini, davalı babasından alınmasına hükmolunan iştirak nafakasının reşit olduğu tarihte son bulduğunu, halen öğrenimine devam ettiğini, bu nedenle davalının emekli aylığının yarısı olan 390 TL sı yardım nafakasına karar verilmesini ve hüküm altına alınacak olan nafakanın her yıl davalının emekli maaşının artırım oranının ½ si kadar arttırılmasını istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren başlamak üzere davacının mezun olduğu 31.8.2010 tarihine kadar geçerli olmak üzere aylık 150 TL yardım nafakasının davalı tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir....
Bozma, maddi ve manevi tazminat çeyiz eşyaları ve nafakanın gelecek yıllarda artırım oranına ilişkindir. Bozmadan sonra, bozmaya uyularak kurulan yeni hükümde boşanmaya ilişkin davaya ait olmak üzere davacı lehine tekrar 400 YTL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Ne var ki bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince hükmün bununla ilgili kısmının düzeltilerek onanması gerekmiştir....


