WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının nafaka tarihi ile şimdiki ekonomik durumu arasında değişiklik olduğunu, önceden yüksek maaş ile gemide kaptan olarak çalışmakta iken şimdi maaşlı bir işte çalışmadığını, az miktarda çay geliri olduğunu, yeniden evlendiğini, kira ödediğini, aylık 500,00 TL ödemesi gerekirken 2014 yılı için 540,00 TL, 2015 yılı için 570,00 TL iştirak nafakasını artırım yaparak ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir....

İştirak nafakası artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi,  her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki boşanma dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık dört yıl geçmiştir.  Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Davacı ve davalının ekonomik ve sosyal durumları, boşanma davası ile aradan geçen süre, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı düşük olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Mahkemece; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, iştirak nafakasının niteliği, çocuğun masraf ve ihtiyaçları nazara alınarak, önceki boşanma davası ile aradan geçen süre dikkate alınarak, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir....

Mahkemece; 2016 yılı için aylık 310 TL olarak davalı tarafından düzenli olarak iştirak nafakasının icra dosyasına ödendiği,davalının aylık 2.000 TL geliri bulunduğu,evinin kira olup aylık 450 TL kira ödediği,ikinci evliliğinden de iki çocuğu bulunduğu,nafakanın takdir edildiği tarih ile aradaki zaman aralığı,nafakanın her yıl TÜFE oranında arttırılması,tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak müşterek çocuk için ödenen aylık 310 TL'lik iştirak nafakasının yeterli olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir. TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK'nun 330.maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir, şeklindedir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nafaka artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin davalının kızı olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Karar sayılı ilamı ile davacı için 350 TL yardım nafakasına hükmedildiğini, davacının... bölüm öğrencisi olduğunu, aradan geçen sürede davalının ihtiyaçlarının arttığını ve nafakanın yetersiz kaldığını, bu nedenle davacı için yardım nafakasının 750 TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, talep edilen nafakayı ödeme gücünün olmadığını bu nedenle davanın reddini istemiştir....

Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacı kadın için hükmedilen en son yoksulluk nafakası miktarına, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu, hakkaniyete uygun oranda artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Ayrıca, nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli de dikkate alınır. Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Hakim nafaka takdirinde; tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir. O halde, mahkemece yapılacak işin; ortak çocuğun yaşı, ihtiyaçlarında meydana gelen artış, tarafların ekonomik sosyal durumları, halen ödenen nafaka miktarı, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları nazara alınarak, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde,TMK'nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun olacak şekilde iştirak nafakasında artırım yapılması olup, bu husus nazara alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir....

Taraflar arasında görülen ve hükme bağlanan en son nafaka artırım davasından sonra tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik ve davalı tarafın gelirinde olağanüstü bir artış olmadığı gibi, davalının cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ÜFE oranından daha yüksek miktar nafakaya hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Aile Mahkemesi'nin 2006/633 Esas, 2006/1034 Karar sayılı boşanma dosyası ile hükmedilen aylık 200,00 TL yoksulluk nafakasının Kemer Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nin 2010/29 Esas, 2011/196 Karar sayılı ilamı ile 225 TL'ye yükseltildiğini, aradan geçen 4 yıllık süre gözönüne alındığında bu nafaka miktarının davacının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini belirterek nafakanın dava tarihinden itibaren aylık 700,00-TL'ye artırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; davacı ile boşandıktan sonra yeniden evlendiğini, bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocuğunun bulunduğunu, son nafaka artırım davasından sonra mali durumunda olumlu yönde gelişme olmadığını, aksine harcamalarının arttığını ve mevcut nafakayı dahi ödemekte zorlandığını belirterek davanın reddini istemiştir.....

Aile Mahkemesinin 2010/1158 2011/703 sayılı kararı ile 125 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 300 TL.sına çıkartılmasına ve davalıdan alınarak davacıya verilmesine, infazda mükerrer ödemelerin dikkate alınmasına, karar verilmiş, gerekçeli kararda ise; kısa kararda tefhim edilen hükme ek olarak "bu nafakanın her yıl TÜİK'in belirlediği ÜFE oranında artırılmasına" karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Gerekçeli kararda nafakanın yıllık ÜFE oranında arttırılmasına karar verildiği halde, kısa kararda bu hususta bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Bu suretle, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır. 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır....

Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş , bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

UYAP Entegrasyonu