Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacının, nüfusa kayıt edilmediği, kendisinden önce doğmuş ve nüfusa 14.04.1978 doğum tarihi ile 07.06.1978'de tescil edilip vefat ettiği halde sağ gözüken Hazim isimli kardeşinin kaydını kullandığı anlaşılmaktadır. Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olup, nüfusa kayıt edilmeyerek kendisinden önce doğup ölen kardeşine ait nüfus kaydını kullanması nedeniyle bu kişinin nüfusa tescil edilmesi, dolayısıyla saklı nüfustan sicile yazılması da idari işlem niteliğindedir. Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35/1. maddesinde de "Saklı nüfus olduklarını iddia edenlerin aile kütüklerine tescil için müracaat makamı illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklardır..." şeklinde hüküm bulunmaktadır....
Buna göre, mahkemece nüfusa kayıtlı olmayan kişi hakkında tescil hükmü kurması, doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'un 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 09.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Nüfus Hizmetlerine ait Kuruluş Görev ve Çalışma Yönergesinin 79. maddesinin birinci fıkrası sağ olarak doğmuş ancak nüfus kütüğüne tescil edilmeden ölen çocuklara ait ölüm tutanaklarının nüfus idarelerince kabul edileceği ve ölüm tutanağındaki bilgilere dayanılarak doğum tutanağı tutulup her iki tutanağın sırası ile aile kütüğüne geçirileceğini öngörmektedir. Anılan yönetmeliğin 149. maddesinin birinci fıkrası uyarınca da, aile kütüğünde kaydı olmayan kişinin ölümüne ilişkin olarak resmi veya özel sağlık kurumları veya kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarına dayanılarak düzenlenmiş bulunan tutanaklarının nüfus müdürlüğünce kabul edilip işleme alınması gerekir. Somut olayda ... ...'ın ./.....
adlı kişinin nüfus kütüğüne tescil edilmediği anlaşılmakla henüz kütüğe kaydedilmemiş bulunan bir kimsenin var olmayan kaydında düzeltme veya değişiklik yapılmasının sözkonusu olmayacağı gibi, kayıtlı olsa bile ölüm kaydının düşülmesi idari bir görev niteliğinde bulunduğu gözetildiğinde, mahkemece davanın bu gerekçelerle reddinde bir isabetsizlik yoktur. Bu itibarla dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanıtlara, özellikle yukarıda açıklanan esaslarla yasal gerektirici nedenlere göre temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 7.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dava, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 36.maddesi kapsamında nüfus kayıtlarındaki doğum tarihinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının 02.03.1933 doğumlu olarak 14.03.1946 tarihinde nüfusa tescil edildiği, ancak dinlenen her üç davacı tanığının da, davacının nüfus tescil edilmeden daha önce doğup ölen ... adındaki ablasının nüfus kaydını kullandığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olup, nüfusa kayıt edilmeden kendisinden önce doğup ölen kardeşine ait nüfus kaydını kullanan kişinin saklı nüfustan nüfusa tescili de idari bir işlem niteliğindedir....
doğum tarihi 18.09.1952 olarak düzeltilmiş ise de, nüfus kaydına göre 26.08.1946 tarihinde nüfusa tescil edilmiştir....
ın nüfusa ilk kez 27.07.1970 tarihinde tescil edildiğini, 13.9.1969 doğumlu kaydın iptal edilip 28.10.1971 doğumlu kaydının düzeltilmesi durumunda 27.7.1970 tarihi itibariyle kişinin doğmadan önce nüfusa kaydedilmiş olacağı, oysa bir kişinin doğmadan nüfusa tescilinin mümkün bulunmadığı ve dolayısıyla 1971 doğumlu ...'ın doğum tarihinden daha önceki bir tarihte nüfusa tescil edilemeyeceği, ayrıca kayden 1969 doğumlu ...'ın 1975 yılında ilköğretime başladığı nazara alındığında böyle bir kişinin var olduğunun da anlaşıldığı gerekçesiyle her iki kaydın mükerrer olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden, özellikle aile nüfus kayıt tabloları ve doğum tutanakları içeriğinden mükerrer kaydının iptali istenen ... adlı kişinin 27.7.1970 tarihinde 13.09.1969 doğumlu olarak ve 17.4.1986 tarihinde ise 28.10.1971 doğumlu olarak aynı adla nüfusa tescil edildiği, yapılan kolluk araştırmasında davacı ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı, dava dilekçesinde, nüfus kütüğünde 28.09.1948 doğumlu olarak kayıtlı bulunan kardeşi ... ...'ün gerçekte var olmadığını bildirerek bu kaydın iptalini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm C.Savcısı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava, mükerrer kaydın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece nüfusa mükerrer kayıtlı olduğu iddia edilen ... ...'ün ölü olduğunun tespitine karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacı, 28.09.1948 doğumlu olarak nüfus kütüğüne yazılmış bulunan ...'nin hiç dünyaya gelmediğini böyle bir kaydın yanlışlıkla kütüğe geçtiğini ileri sürmüştür. Dinlenen tanıkların yeminli anlatımları davacının bu iddiasını doğrulamıştır. Açıklanan bu duruma göre mahkemece nüfusa mükerrer olarak kayıt edildiği anlaşılan ......
Hüküm, davalı ... idaresinin temyizi üzerine Dairenin 2012/8879-9727 sayılı ilamı ile "...mahkemece sadece talep gibi davacı ile evli olan nüfusda kaydı olmayan ...'ın davacı hanesinde bulunan nüfus kaydının iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken nüfusta kaydı bulunmayan ...'ın yeniden nüfus kütüğüne tescili ile evlenme kayıtlarının düzenlenmesi ve kendisine yeni bir T.C. vatandaşlık numarası verilmesinin nüfus idaresine ait idari bir görev olduğu düşünülmeden iptal edilen ...'a yeni bir T.C. vatandaşlık numarası verilmesine de karar verilmesi doğru görülmemiştir" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, ancak davacı ile evli olan, nüfusta kaydı bulunmayan ...'...
Babalığın mahkemece hükmen tespiti davası için, çocuğun nüfusa tescil edilmiş olması ön şart değildir. Çünkü, çocuğun nüfus siciline kaydedilmiş olması, Türk Medeni Kanununun 285. maddesinde yer alan babalık karinesinin sıhhati için kurucu bir unsur değildir. Dolayısıyla çocuğun nüfus siciline kaydedilmemiş olması, TMK'nun 301.maddesi kapsamında babalık davasının görülmesine ve araştırılmasına engel teşkil etmez. Çocuğun nüfusa tescili yönünden ise, doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olup, haklarında ölüm araştırması mevcut kişilerin ölüm araştırmasının yapılması ve ilgililerin ölüm kaydının nüfusa işlenmesi de idari işlem niteliğindedir. Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve dosyaya sunulan doğum raporuna göre; dava dışı ...'...


