Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre, ancak teknik çalışmalar yapılabileceği, uygulama kadastrosu nedeniyle tapu siciline geçmiş ya da geçmemiş mülkiyete ilişkin hakların inceleme konusu yapılamayacağı gibi davalının tapusunun Hazinenin satışı ile oluştuğu gerekçeleriyle, keşif ve inceleme yapılmadan davanın reddine karar verilmişse de; 5304 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanunun 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince “Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygunluk göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde, birinci fıkra hükmü uygulanmaz...
Hukuk Dairesinin 16.06.2022 tarihli, 2021/1291 Esas 2022/835 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafça, davalı Hazine, Torbalı Belediyesi ve ... ile mahkeme ara kararı gereği davaya dahil edilen İzmir Büyükşehir Belediyesi aleyhine, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemli davanın yapılan yargılaması sonunda; dava konusu taşınmazın 21/06/1969 tarihinde kesinleşen tapulama işlemi ile Hazine adına tespit ve tescil edilmesi, davanın, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık ve aynı Yasanın geçici 4/3 maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 15/03/2019 tarihinde açılması, davanın eklemeli zilyetlik hükümlerine göre kadastro öncesi dönemi de kapsayacak şekilde açılması karşısında; davacı vekilinin istinaf talebi kısmen kabul edilerek, davanın davalı Hazine yönünden hak düşürücü süre nedeniyle; tapu maliki olmayan davalı ......
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili olarak açılmış ise de, taşınmazların bulunduğu yer 01.01.1997 tarihinde kadastro sırasında 145 ada 1 sayılı parsel olarak orman niteliği ile Hazine adına tesbit edilip 17.04.1997 tarihinde kesinleştiği ve tapuya tescil edildiğinden, dava, tapu kaydına dayanılarak 10 yıl içinde açılan orman kadastrosunun iptali, tapu iptali ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun çalışmalarına esas olmak üzere 1995 yılında 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sınırlarının tesbiti ve 2/B madde uygulaması yapılmış, arazi kadastrosu ile birlikte 18.03.1997 - 17.04.1997 tarihleri arasında ilân edilmiş, taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı halde, arazi kadastrosunda 145 ada 1 sayılı orman parseli içinde tutanak düzenlenmiştir....
Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz, daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Kanunun 46/2 ve 3402 sayılı Kanunun 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.K.nun 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.K.’nun 1026....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, kadastro sırasında ... Köyü 136 ada 46, 51 ,62 ve 63 parsel sayılı taşınmazların malikleri bilinemediğinden Hazine adına tesbit ve tescil edildiğini, oysa bu taşınmazlara, 1936 tarih ve 760 numaralı vergi kaydı ve zilyetlik nedeniyle malik olduklarını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulü yolunda verilen kararın Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, hükmüne uyulan Yargıtay 8....
Köyü 278 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 14.996,64 m2, 278 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 10.637,49 m2, 278 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 13.412,94 m2 yüz ölçümlük kısımları ile 278 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman vasfında olmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit edilmeleri nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilleri ile taşınmazlar üzerinde bulunan ayni hak ve şerh ile beyanların kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kadastro Kanunu m. 22 uyarınca mükerrer kaydın söz konusu olması halinde mükerrerliğin tescil tarihi dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiğini, davalı adına tescilin sonraki tarihli olduğunu, verilen karar nedeniyle mükerrerliğin devam ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 6. Gerekçe 6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çifte tapu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 6.2. İlgili Hukuk 6.2.1. 6100 sayılı HMK’nın 114.maddesi’nin 1.fıkrasının i bendi uyarınca aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarındandır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hükümle çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/811-641 sayılı kararı ile orman sınırı dışında olduğuna karar verilerek kesinleşmesi nedeniyle mükerrerlik kaydının iptaline, 780 ve 783 sayılı parsellerin ise orman sınırı içinde olduğu nedeniyle mükerrerlik kaydının iptaline yer olmadığına karar verildiği, ancak bu kararın tebliğe çıkartılmadan davacı ...’ın 09/09/1999 günlü dilekçe ve mahkeme tutanağı ile davadan feragat ettiğinden 09/09/1999 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, 817 parselin daha sonra, 2/B madde uygulaması nedeniyle tapu kütüğündeki sayfası kapatılıp, 15/01/1999 tarihinde kadastro tespit tutanakları düzenlenmek suretiyle, 841 m2 yüzölçümünde 878 parsel ve 43870 m2 yüzölçümünde 879 parseller oluşturulup, tarla niteliğinde, maliki Hazine olmak üzere ve beyanlar hanesinde, 2/B madde alanı ve ...’ın kullanımında olduğu belirtilerek tapuya tescil edildiği,. 29 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 1947 yılında yapılan orman tahdidinin aplikasyonu, 1744...
un 256 ada 1 sayılı parsele yönelik davasının kabulü ile ...... 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile fen bilirkişisi......tarafından hazırlanmış 14.06.2012 tarihli rapor ve fen bilirkişisi......arafından tanzim edilmiş 18.05.2015 tarihli ek rapor ve ekli krokide (9) sayısı ile belirtilen 1560,59 m² ve (8/A1) ile gösterilen 2756,43 m²'lik kısmın ayrı ayrı aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle dayanılan tapu kayıtlarındaki paylarına göre toplam 168 pay kabul edilerek payları oranında tapu malikleri adına tapuya kayıt ve tesciline, Birleştirilen 2008/431 Esas sayılı dosya davacısı ...'...
Dairenin 25.06.2013 tarihli ve 2013/9706 E., 2013/10513 K. sayılı kararıyla; “...Dava, mükerrer oluşan kaydın iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 22 nci maddesi uyarınca mükerrer olarak yapılan tescilin iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Bilindiği üzere, 3402 sayılı Yasa'nın 22/1 inci maddesi “evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu ya da tapulaması yapılmış yerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır” hükmünü getirmiştir. Böylesi bir durumda ise mükerrer olarak oluşturulan hangi sicil kaydına değer verilmesi gerektiği önem ifade etmektedir. O halde, yukarıda değinilen yasal düzenleme ve sapma gösterilmeksizin gerçekleştirilen ve uygulamada benimsenen ilke gereğince kadastro tespit tutanağı önce tanzim edilen sicil kaydının yasal açıdan korunacağı tartışmasızdır....


