CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hisse devri nedeniyle ödenen bedel belli olduğundan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, hisse devir bedeli yönünden davacının kendi muvazaasına dayanmasının mümkün olmadığını, davacının genel kurul iptali davasına ilişkin hak düşürücü süreyi geçirdiği için muvazaa iddiasında bulunarak genel kurul kararının iptalini talep ettiğini, açılan davada bu nedenle zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının mevcut olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....
"Dava, davalı eşler arasında muavazaalı hisse devri nedeniyle hisse devrinin hükümsüzlüğüne ve satışa izin verilmesi için yetki talebine yöneliktir. Gaziantep ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12/01/2017 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; dava dilekçesi ve sunulan Yargıtay kararı değerlendirildiğinde; davalılar arasında yapılan hisse devrinin geçerli olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerektiğini, davaya konu hissenin ise anonim şirket hissesi olduğunu, bu hisse devrinin geçerliliği hususunda TTK ilgili hükümlerinin gözetilmesi gerektiğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Gaziantep Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın 29/05/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dosyanın tevzi olduğu Gaziantep ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2017 tarih, .... Esas, .... Karar Sayılı Kararı ile; Yargıtay .......
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Dosyaya sunulan murise ait tıbbi rapor ve tanık anlatımları iptali istenilen işlem öncesinde nasıl bir ruh hali ve müzayaka altında olduğunu ortaya koyduğunu, bir taraftan kanser tedavisi görmekte olan muris aynı yıl üç tane beyin ameliyatı geçirdiğini, akabinde ise davalı olan kardeşine vekalet vererek bütün mali yetkileri ona devrettiğini, arkasından da davacılardan olan eşine boşanma davası açtığını, aralarında küslük olduğunun böylelikle de anlaşılacağını, 2.İptali istenilen işlemin murisin gerçek iradesini yansıtmadığını, sahip olduğu şirketlerdeki tüm hisselerini satmasını gerektirecek bir ihtiyacı olmadığını, yapılan işlemin ivazlı olmadığını, devir bedellerinin terekede yer almadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvaazası nedeniyle şirket hisse devrinin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 2....
Mahkemece, şirket hisse devrinin geçerli olup, muris muvazaasına ilişkin İçtihadı Birleştirme Kararının olayda uygulama yeri bulunmadığı, muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairece, “ ...Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı şirket pay devrinin iptali ile miras payları oranında tescil ya da tazminat isteklerine ilişkindir...Ne var ki, mahkemece ehliyetsizlik yönünden araştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur...Hâl böyle olunca; önemine binaen öncelikle hukuki ehliyetsizlik yönünden tarafların bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa mirasbırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kağıtları, reçeteler vs. tedavi evrakının tamamının ilgili yerlerden istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, akit tarihinde miras bırakanın ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde muvazaa iddialarının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi...
a devrettiğini, hisselerin gerçek değeri ile devir bedeli arasında fahiş fark olduğunu, hisse devrine rağmen murisin şirketle ilişkisinin kesilmediğini ve fiili olarak şirket hissedarlığının devam ettiğini, murisin şirket hisselerini devretmesini gerektiren makul ve haklı bir nedenin olmadığını, davalı ...'ın ev hanımı olup, çalışmadığını, murisin şirket hisselerini sattığını gösteren devir tarihinden sonra ne parasında ne de mal varlığında hiçbir artış olmadığını zira, hisselerin bedelsiz devredildiğini ileri sürerek, davalı ...'a murisin muvazaa yolu ile devrettiği davalı şirket hisselerinin iptali ile miras hisseleri oranında davacılar adına tesciline, muvazaa sebebiyle iptal ve tescil talebinin kabul edilmemesi halinde tenkise hükmedilmesini talep ve dava etmiştir....
O halde yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafından açılan işbu davanın davalılar arasındaki şirket hisse devrinin muvazaa nedeniyle iptali ile ... adına tescili şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu sabit olup ayrıca davanın taraflarca serbestçe üzerinde tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklandığından davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan arabulucuya başvuru zorunludur. Dolayısıyla dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamında arabulucuya başvurulmadığı sabit olduğundan davanın arabulucuya başvuru dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir....
O halde; taşınır mal, alacak ve haklarda muvazaa iddiasının dinlenmesi olanaklı değildir. Anonim şirket hisse sahipliği, hak sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilir haklardan olduğu için mutlak haktır. Mutlak haklar için doktrinde yapılan mallar veya kişiler üzerindeki mutlak haklar ayrımında ise Anonim şirket hisse sahipliği mallar üzerindeki haklardan biridir. Davaya konu edilen anonim şirket hissesinin davacıların miras bırakanı adına kayıtlı iken, miras bırakan ile miras bırakanın damadı olan davalı arasında yapılan 2006, 2009, 2010 tarihlerinde 3 defa ayrı ayrı satış yapılmış ve davalı adına tescil edilmiştir. Anonim şirket hisse(senede bağlanmamış) devrinin geçerli olmasının yazılı şekil koşuluna bağlı olduğu kuşkusuzdur. Aynı hükümler gereği hisse devrinin bağışlanmasına dair sözleşmelerin de yazılı yapılması zorunludur....
Dava, davalı şirkete ait hisselerin muris tarafından diğer davalıya muvazaalı olarak devredildiği iddiasına dayalı kaydın iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise ilişkin olup, mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak, dava konusu; anonim şirket hisse devri olup, bu hisselerin devrinin ne şekilde yapıldığı ve yapılması gerektiği, muris ile diğer davalı arasında yapılan hisse devrinin geçerli olup olmadığı, muvazaa nedeniyle iptali gerekip gerekmediği hususlarında 6102 sayılı TTK'daki ilgili hükümler de gözetilmek suretiyle karar verilecektir. Bu nedenlerle davanın Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı vermesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
DAVA : Hisse Devrinin İptali (Muvazaa (TBK M.19)) HÜKÜM : Gebze 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesi Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi ile Gebze 2.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Vekil edenin babaları muris ...'...
Kaldı ki davada incelenmesi gereken husus davalının yaptığı tasarrufların iptali gerekip gerekmediği, başka bir anlatımla BK.nın 19. maddesinde yazılı şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Davacı şirket ortağı olmadığı gibi, şirket hisse devrinin TTK'da düzenlenen şekilde yapılmadığını da iddia etmemektedir. Davacı hisse devrinin muvazalı yapıldığı iddiasındadır. Bu yönüyle somut olayda taraflar arasında TTK hükümlerinin uygulanması kaynaklı bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İİK 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasında ya da somut olayda olduğu gibi TBK’nın 19. maddesi gereğince ve İİK’nın kıyasen uygulanması istemli olarak açılan davalarda hukuki işlemin taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ve benzeri ilişkiler görevin belirlenmesinde etkili değildir....


