İnşaat 6.190.443,32 TL bedelli faturayı kullanarak devletten 1.000.000,00 TL KDV aldığını, gerçekte ödenen bedelin olmadığını, bu durumun bedelde muvazaa olduğunun ispatı olduğunu, noter işlemi ve yapılan bağlantı anlaşması devri nedeniyle müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, ivazsız olarak işletmenin devrinin amaçlandığını ancak şeklen ve görünürde bir satış işlemi yapıldığını, görünen işlem ile amaçlananın farklı olması nedeniyle 31/07/2018 tarihli bağlantı anlaşmasının muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, batıl devir işlemi nedeniyle davalı... İnşaat'ın bağlantı anlaşmasından yararlanması ve her ay elektrik üretim bedelini tahsil etmesinin huku...aykırı olduğunu, işletmeyi yetkisizce devreden kişinin devralan şirketin yetkilisi olduğunu bildirerek... Elektrik AŞ'nin 15/04/2016 tarihli ve ... abone numaralı elektrik bağlantı anlaşmasının geçersiz devredilmiş olması nedeniyle davalı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından davalı... İnşaat” Marina A....
Devreden üyenin devir iradesinin kooperatife ulaşması kafi olup geçerli bir gerekçe olmaması halinde üyelik devrinin kabulü gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, yerel Mahkemece davalı ...'nun üyeliğinin devrine ilişkin olarak 17.06.2017 tarihli Genel Kurulda 10. Gündem maddesinde hisse devrine onay verilmemesine ilişkin genel kurul kararının kesinleştiği, davacının gündemin 10. maddesine itiraz etmediği gerekçesi ile davanın reddi gerekçesi, davacının kooperatif üyesi olmaması nedeniyle kooperatif genel kurulu kararına karşı iptal davası açamayacağı için isabetli değildir. Ayrıca davalı ... hisse devir sözleşmesindeki imzasını inkar etmemiştir....
Davacı yan, nama yazılı hisse senetlerinin halen davacının elinde olmasının maddi anlamda gerçek bir devir olmadığının ispatı olduğunu iddia etmiş ise de, esasen hisselerin inançlı işlemle devredildiği ve amacın gerçekleşmesi halinde iadesinin gerekeceği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. TTK'nun 490/2 maddesinde kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, hukuki işlemle devrin ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabileceği düzenlenmiştir. Davalı şirket tarafından alınan, tescil ve ilan edilen kararla nama yazılı pay senetleri bastırılmış olup, mahkememizce verilen süre içerisinde pay senedi asılları davacı yan tarafından ibraz edilmiştir. Münhasıran nama yazılı pay senetlerinin davacı uhdesinde bulunması nedeniyle hisselerin iadesinin istenmesi somut olayda mümkün değildir....
O halde eldeki dava açıkça muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davasıdır. Bunun şirket ortaklığı ile ilgisi olmadığı gibi malın gerçekte şirkete ait olduğu da ileri sürülmüş değildir. İki gerçek kişi kendi aralarında muvazaalı biçimde mal edinmiştir. Kişilerin bir şirkete ortaklıkları çok başka bir hukuki ilişkidir. Bu nitelemeden sonra davanın ticarî dava niteliğinin de tartışılması gerekli görülmüştür. Zira bu dava, gerçek kişiler arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası ise davanın da genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerekir. Fakat eldeki dosyada asliye hukuk mahkemesi bir görevsizlik kararı vermiştir. Bu aşamada karşı görevsizlik kararı verilmesi yargılamayı uzatacak ve hakkın özüne ulaşmayı geciktirecektir. Davanın bir ticari tarafı varsa buna istinaden yargılamayı esastan sürdürmekte usuli/pratik yarar görülmüştür. Davanın tarafları gerçek hayatta tacir olan kişilerdir. Her iki taraf da aynı şirketin ortağıdır....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2011/567 Esas, 2018/617 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 145 ada 3 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakana ait 1/5 payın mirasbırakanın ölümünden sonra vekaleten davalılar ... ve ...’e (... oğlu) satışının yapıldığı, ölümle vekalet ilişkisi sona erdiğinden tescilin yolsuz olup muvazaanın sabit olduğu gerekçesiyle dava konusu 145 ada 3 parselin 1/5 payı yönünden iptal tescile, dava konusu 2190 ada 5 parsel sayılı taşınmazda davalıların kayıt maliki olmaması nedeniyle bu parsel yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, mirasbırakanın her iki şirketteki hissesini davalılara devrinin bedelsiz ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle devredilen şirket hisselerinin iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline, dava konusu 144 ada 8 ve 10 parsel sayılı taşınmazlarda mirasbırakandan temlik bulunmadığı gibi davalıların kayıt maliki de olmadıkları, davacıların şirket hisseleriyle ilgili talepleri kabul edilmiş olmakla bu iki taşınmaz...
K. sayılı kararında “Rayiç değeri …TL olan taşınmazın …TL’ye satın alınması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davalılar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı 3.kişi şirketin, davalı borçlunun amacını ve durumunu bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK 280/1.madde gereğince ve davalı 3.kişi şirket vekilinin dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben alındığını savunması karşısında, anılan taşınmaz devrinin mutad ödeme olmaması nedeniyle İİK 279/1-II madde gereğince de tasarrufun iptale tabi olduğunu” dendiğini, dolayısıyla davalıların yapmış olduğu bu işlemler devir olarak gözükmekte olup, davalıların davaya konu devir işlemlerini yasal olarak ispatlaması gerekeceği izahtan vareste olduğunu, ayrıca kanunun ilgili maddesi uyarınca 2004 Sayılı İİK m. 278;"Mutat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan...
parselde kayıtlı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur....
a devredilmesini sağladığını, tapuda yapılan görünürdeki satış işleminin tarafların iradesinin satış yapma amacını içermemesi nedeniyle muvazaalı olduğunu, arka plandaki bağış vb işleminin de şekil şartına aykırı olarak yapılmış olması dolayısıyla geçersiz olduğunu, bu yapılan satış işleminin muvazaa nedeniyle iptali gerektiği, TMK'nın 1023 hükmüne göre, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan kişinin bu kazanımı korunacağı düzenlenmişse de...'ın iyiniyetli olmasının hukuken mümkün olmadığını, somut olayda yukarıda detaylıca açıklanmış olduğu üzere, ...'la yapılan sözleşme sonrasında şirketin ...'ın kız kardeşinin oğlu olan ...'ya devredildiğini, sonrasında ... ' nın ...'ın kardeşi olan...'...
Dava konusu uyuşmazlık; limited şirket hisse devrine ilişkin olup, bu hisselerin devrinin ne şekilde yapıldığı ve yapılması gerektiği, muris ile diğer davalı arasında yapılan hisse devrinin geçerli olup, olmadığı, muvazaa nedeniyle iptali gerekip, gerekmediği hususlarında 6102 sayılı TTK'daki ilgili hükümler de gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. (....... karar sayılı ilamı) Bu durumda, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevine girdiği dikkate alınarak mahkemece, göreve dair dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi kararı ile verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf isteminin esasa ilişkin diğer nedenler incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının, HMK nın 353/1-a/3 maddesi uyarınca kaldırılmasına şeklinde karar verilmiştir....
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVACILAR : VEKİLLERİ : DAVALILAR : DAVANIN KONUSU : Protokollerin İptali, Tapu İptali ve Tescil vs. (Sözleşmeden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 10/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/05/2024 Sözleşmeden kaynaklanan davada mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili özetle; güneş enerjisi santrali yatırımları yapan müvekkili şirketin davalı .... Şirketi bünyesindeki davalı ...'tan teminat mektupları aldığını, zaman içerisinde tarafların yarı yarıya hisse yapısıyla ... Yenilenebilir ... A.Ş. ve ... ... ... Yatırımları A.Ş. olmak üzere iki ortak şirket kurduklarını, müvekkili ... .... Şirketiyle davalı .......


