c-)Tarafların Beyanları ile İradeleri Arasında İsteyerek Meydana Getirdikleri Uyumsuzluğu Açıklayan Muvazaa Anlaşması: Muris muvazaasındaki muvazaa anlaşması, miras bırakan ile karşı taraf arasında görünüşte yapılan sözleşmenin niteliğini değiştiren sözleşmedir. Muvazaa sözleşmesi hiçbir şekil koşuluna bağlı değildir. Yazılı yapıldığı gibi çok kez de sözlü yapılabilmektedir. Uygulamada muvazaa anlaşmasının çok zaman gizli sözleşme ile bir arada, hatta onunla iç içe yapıldığı görülmektedir. Ancak gizli sözleşme ile birlikte yapılması muvazaa sözleşmesinin ayrı bir sözleşme olması niteliğini ortadan kaldırmaz. Gerek "taraf" gerekse "muris muvazaasında" muvazaa anlaşmasının varlığı muvazaanın oluşması için şarttır. Muvazaa anlaşmasını miras bırakan bizzat veya vekili aracılığı ile yapabilir. Miras bırakanın görünüşteki sözleşmeyi bizzat yapması, muvazaa anlaşmasını vekili aracılığı ile yapmasına engel teşkil etmez....
ya devrettiğini, muris ile ... arasındaki satış sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini veya dava tarihi itibariyle tespit edilecek taşınmaz değerlerinin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. Davalılar, dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaların dayanağını 01.04.1974 tarih ,1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı oluşturmaktadır. Anılan kararda kabul edilen ilke ve varılan sonuç şudur: miras hukuku çiğnenen tüm mirasçılar görünürdeki satış akdinin muvazaalı, gizli bağış sözleşmesinin ise yasada öngörülen biçim koşulunu taşımadığını ileri sürerek dava açabilirler. Buradaki en önemli husus ,murisin işlemi mirasçılarını aldatmak amacı ile yapmasıdır....
Noterliği'nin 15/03/2018 tarih ve 08899 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinin iptaline, davacının dava konusu aracın kendisi ve davacı çocuğu adına miras payları oranında tescil işlemi, idarenin tasarrufunu gerektirdiği, idari işlemin yapılması konusunda idareye talimat verilemeyeceği gözetilerek bu talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Hal böyle olunca; sayın çoğunluğun "davalı ... bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğine" ilişkin bozma gerekçesine katılmakla birlikte; mahkemece araştırılması gereken bir husus bulunmadığı, tarafların bütün delillerinin toplandığı ve toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre, davalılar arasında gerçekleştirilen satış işlemine ilişkin muvazaa iddiasının kanıtlandığı görüşüyle, sayın çoğunluğun "davacının bedelde muvazaa iddiası konusunda araştırma yapılması gerektiğine" yönelik bozma gerekçesine iştirak edemiyoruz....
İcra Müdürlüğünün 2007/1266 talimat sayılı dosyası ile 22.05.2009 tarihinde yapılan satış işlemi sonrası taşınmazın alacağa mahsuben davalı adına tescil edildiğini, davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı ile dava dışı Hıdır arasında yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, taşınmazı usul ve yasaya uygun ihale ile satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ferağa icbar davasında verilen ihtiyatı tebdir 13.06.2006 tarihinde tapuya işlendikten sonra 17.07.2006 tarihinde haciz şerhinin konulduğu davalının ferağa icbar davasından haberdar olması nedeniyle davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir....
Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/05/2014 NUMARASI : 2013/517-2014/394 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.10.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı İ.. D.. vekili tarafından istenilmekle, tayin olununan 24.02.2015 mürafaa icrasından sonra dosyada görülen eksiklik nedeniyle evrak mahalline iade edilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bir kısım davalılar, davayı kabul etmişler, davalı İ.. D.. vekili ise muvazaa iddiası nedeniyle Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/300 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, sonucunun beklenmesini istemiştir....
Mahkemece davanın muvazaa hukuki nedenine dayalı olarak açıldığının ve muvazaanın kanıtlanamadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu kabulü talep şekline ve dosyadaki bilgi ve belgelere uygun düşmemektedir. Dava İİK'nun 277. ve müteakip maddelerindeki hukuki nedene dayalı olarak açılmıştır. Bu durumda davanın yasa hükümleri kapsamında incelenip sonuçlanması gerekirdi. Taşınmaz borçlu ... tarafından 3. kişi ...'a üzerindeki hacizlerle birlikte satılmıştır. Bu durumda satış bedeli satış tarihindeki gerçek değerin karşılaştırılması ve İİK'nun 278/2 maddesi gözönünde bulundurularak davanın subuta erip ermediği değerlendirilmeliydi. Açıklanan nedenlerle mahkemenin gerekçesine katılmak mümkün değildir. Ne var ki, üzerindeki hacizle beraber satılan taşınmaz aynı haciz nedeniyle takip alacaklılsı tarafından sattırılmış ve davalı 3. şahıs ...'ın taşınmaz malikliği sıfatı sona ermiştir....
İnşaat Limited Şirketinin arsa üzerinde tevhit, ifraz ve parselizasyon işlemlerini yapmadan kaçak olarak 15 katlı bina yaptıklarını, alması gereken daireleri de vermediklerini, bu yönde bir talimatı olmadığı halde dava dışı ... ...’nun kendisine vekaleten arsayı kardeşi olan davalıya 5.12.2001 tarihinde satış vaadi sözleşmesi ile sattığını, satışın vekaletin kötüye kullanılması ve muvazaalı olarak yapılması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, 5.12.2001 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, husumetin kendilerine düşmediğini, dava dışı ... ... ile davacı arasında 30.10.1996 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, davacı tarafından verilen 1.12.2003 tarihli ibranamenin bulunduğunu, satış vaadi sözleşmesinin de geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir....
a 08.07.2003 tarihinde satış suretiyle devrettiğini, ancak görünüşte satış biçiminde yapılan devrin gerçekte bağış olduğunu, murisin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak bu işlemi yaptığını, mirasbırakanın mal satmasını gerektirir makul bir sebebin bulunmadığı gibi davalının da taşınmazı satın alacak ekonomik gücünün bulunmadığını, satış bedeli ile gerçek değer arasında önemli fark bulunduğunu ileri sürerek, davacıların miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 25 yıldır fırıncılık yaptığını, anne ve babası ile aynı evde yaşadığını, annesinin son 4-5 yılını yatalak ve felçli olarak geçirdiğini, bu süreçte davacı ...'...
in mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile ve muvazaalı olarak dava konusu 290, 1044, 1183, 2162, 2759, 3558 ve 4031 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını kadastro tespiti sırasında haricen satmış gibi göstererek davalı oğlu ... adına tescilini sağladığını, davalının satış tarihinde yaşının küçük olup, tasarruf ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek muvazaa nedeniyle iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalı, iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakanı ile arasında satış sözleşmesi yapılmadığını, taşınmazları kadastro tespiti ile edindiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davanın hak düşürücü süreden reddine dair karar Dairece; “... muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaların herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuralının istisnası miras bırakanın kadastro tespitinden önce ölmesi halidir....


