TBK'nun 19.maddesine göre muvazaa nedeniyle açılan iptal davalarında zaman aşımı söz konusu olmaz ve İİK'nın 277 vd. maddelerine göre açılan iptal davalarında aranılan aciz belgesi muvazaaya dayanan iptal davalarında aranmaz. Mahkemece ileri sürülüşe göre davanın İİK. 277. Ve devamı maddelerinden kaynaklanan tasarrufun iptali davası olarak tavsif etmiş isede davacı vekili dava dilekçesinde açıkça muvazaa hukuksal nedenine dayandığı bu halde mahkemenin hukuki tavsif yapamayacağı gözönüne alınarak ve hak düşürücü süre eldeki davaya uygulanmayacağı, davacının talebine göre davanın TBK'nin 19.maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilerek hak düşürücü süre nedeniyle davanın red edilmesi isabetli görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Duman Özel Sağlık Tesisleri Ltd....
Ancak; daha önce kurulan hüküm bakımından bozma kararı dışında bırakılan hususlar yönünden yerel mahkeme kararının kesinleştiği sabit olup, son kararda kesinleşen yönler bakımından da yeniden hüküm tesis edilmesi doğru değil ise de; anılan bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hüküm fıkrasında yer alan; " Mahkememizin 2006/254 Esas sayılı dava dosyasında; 1-Davacı ... mirasçıları ... (...) ve ...’ün muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 2-Davalı ... aleyhine Savuca 1607 parseldeki 02/03/2000 gün ve 1098 yevmiyeli satışın muvazaa nedeniyle iptaline ilişkin davanın reddine, 3-Davalı ... aleyhine açılan dava hakkında davacı tarafın 11/11/2008 havale tarihli dilekçesi ve ekli protokol ile bu davalı yönünden davadan feragat ettiği anlaşılmakla, bu davalı aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 4-Davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile, ... İlçesi, ......
Davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir. Duruşma sırasında dinlenen davacı tanıklarının satış bedeli ve ne şekilde ödendiği konusunda somut bilgisi yoktur. Davalı tanığı ise 21.02.2014 tarihli keşifteki beyanında tapudaki satış bedelinin gerçek olduğunu belirtmiştir. Mahkemece hükme esas alınan ve her iki keşif sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporlarında, dava konusu payın dava tarihinde 112.500,00 TL değerinde olduğu tespit edilmiş, bu bedel önalım bedeli olarak kabul edilerek masraflar ile birlikte davacıya depo ettirilmiştir. Keşifle belirlenen bedel, bedelde muvazaa iddiasını tek başına kanıtlamaya yeterli olmayıp davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem taşımaktadır. Dolayısıyla, davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır....
Özel Dairenin az yukarıda açıklanan nedenlerle hükmü bozması üzerine mahkeme aynen "direnme kararında dava konusu taşınmazın satışına ilişkin satış vaadi sözleşmesinin bulunmaması ve dayanılan satış vaadi sözleşmesindeki değer de gözetilerek satış vaadi sözleşmesine dayalı davanın REDDİNE, muvazaa ve diğer konularda taşınmazdaki davalı payı karşılığı esas alınarak mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin bu nedenle reddine" şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda ilk kararın hüküm fıkrası değiştirilerek yeni bir hüküm oluşturulduğu açıktır.O nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 14.HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 29.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.02.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, 10.05.1988 günlü biçimine uygun düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasında aynı Mahkemenin 1989/169 Esası üzerinden görülen dava sonucu söz konusu satış vaadi sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitine dair verilen kararın Yargıtay 1....
ın davacı kooperatife olan borçlarını ödememek ve mal kaçırmak amacıyla dava konusu taşınmaz hisselerini düşük bedelle diğer davalıya satmayı vaadettiği, dava açıldıktan sonra yaptığı sözleşmelerle taşınmazları sahiplendiği taraflar arasındaki işlemlerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın Borçlar Kanunu'nun 18.maddesi gereğince Mersin 8.İcra Müdürlüğünün 10.9.1999 tarih 20175 yevmiye nolu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalı borçlunun diğer davalı ...'a tapunun Mersin, Bahçe Mah.6416 Ada, 2 parsel, 2204 Ada 3 parsel, 6384 Ad, 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerinin satışına ilişkin satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunun 18. maddesinde düzenlenen muvazaaya dayalı satış vadi sözleşmesinin iptali istemini ilişkindir....
Mahkemece, dava konusu iptali istenen 21.02.2002 ve 30.04.2003 tarihli satış vaadi sözleşmelerinde açıkça yer aldığı gibi satış vaadlerinin Kartal .... Noterliğinin 19.08.1997 tarih ve 43647 yevmiye numaralı Gayrımenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine dayandığı 19.08.1997 tarihli sözleşme ile geriye etkili olarak feshedildiğinden satış vaadi sözleşmelerinin dayanağı kalmadığı, davacıların HMK.'nın 114/1-h maddesine göre satış vaadi sözleşmelerinin iptali için dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve TBK’nın 19. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle satış vaadi sözleşmelerinin iptali istemine ilişkindir. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir....
ın "..." isimli markayı davalıya muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek, davalının marka üzerindeki kaydının iptali ile veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu markanın noter sözleşmesi ile davalıya devredildiği, sözleşmedeki amacın markanın devri olduğu, hukuki işlemin satış mı yoksa bağış mı olduğunun bir öneminin bulunmadığı, tarafların sadece yapılan hukuki işlemin şeklen geçerliliği üzerinde durabileceği, marka devri sözleşmesinin tüm yasal unsurları taşıdığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, muvazaa iddiasına dayalı marka devri sözleşmesinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir....
(mülga 818 sayılı BK’nun 18.) maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuksal nedenine dayalı trafik kaydının iptali istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’nın eşi, diğer müvekkillerinin babası muris ...’nın 13/07/2007 tarihinde öldüğünü, ölümünden üç gün önce 10/07/2007 tarihinde adına kayıtlı ... plakalı aracını torunu davalı ...’ya sattığını, satışın gerek mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik gerekse BK’nun 18. maddesi gereğince muvazaalı olması nedeniyle iptale tabi olduğunu belirterek, dava konusu aracın satış sözleşmesinin iptali ile müvekkilleri adına veraset ilamındaki hisseleri oranında mülkiyetin davacılara ait olduğunun tespiti ile tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, satışın gerçek olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur....
Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dosya içerisinde; 1-Dava konusu 15068 parsel sayılı taşınmazın son durumunu gösterir tapu kaydına, 2-Ayrıca taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali istemine ilişkin davanın hangi mahkemede açıldığına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanamadığından açılmış ise dava dosyasının onaylı suretinin veya UYAP'ta taranarak belgelerinin gönderilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 29.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi....


