WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

Görünüşteki sözleşme şekle bağlı olsa dahi muvazaa sözleşmesinin yazılı veya resmî şekilde yapılması gerekmez. Görünüşteki sözleşmenin şekle bağlı olması hâlinde muvazaanın yazılı delil ile ispat edilmesi kuralı muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için değil ispat edilebilmesi için aranan bir kuraldır. Bu bağlamda görünüşteki yazılı bir sözleşmenin aksini iddia eden tarafın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 200 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 13. maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur. Muvazaa sözleşmesi görünüşteki sözleşmeyi değiştirdiğine veya hükümsüz kıldığına göre ispat gücü kazanabilmesi için yazılı olması değinilen kanunların açık hükümleri gereğidir (YİBK’nın 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 E., 1947/6 K. sayılı kararı). 17....

Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Davacı, paydaşı olduğu 54 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşının payını satış yoluyla davalıya devrettiğini, önalım hakkına engel olmak için muvazaalı olarak bedelin yüksek gösterildiğini, satışa ilişkin bir bildirim yapılmadığını keşif ile belirlenecek değer üzerinden önalım hakkını kullanacağını ileri sürerek, payın önalım nedeniyle adına tescilini istemiştir. Davalı, bedelde muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bedelde muvazaa iddiası kabul edilip bilirkişinin saptadığı bedel depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir....

Mirasbırakanın ölümü tarihinde mirasçılık sıfatı taşıyan her bir mirasçının aslında kendisinin de ortak olduğu terekeye dahil iken ... olması nedeniyle geçersiz bir sözleşme ile şeklen bir başkasına temlik edilen taşınmazın tapu kaydının iptali için dava açmakta hem hukuki yararı hem de hakkı vardır. Dolayısıyla mirasçının muvazaa sözleşmesinin yapıldığı tarihte mirasçı olmamasının muvazaa davası açma hakkına etkisi olmayıp mirasbırakanın ölümü tarihinde mirasçı olması gerekli ve yeterlidir. (YGK 25.09.1996 tarih, 1996/1-440 Esas, 1996/638 Karar) Sonuç itibariyle; mirasbırakan sadece sözleşme tarihindeki mirasçılarından değil daha sonra mirasçı olacak kişilerden de mal kaçırabilir. Murisin asıl amacı ölümünden sonra bir hak talebini önlemektir. ... işlemin amacı hiçbir ayırım göstermeksizin sözleşme tarihinde ve daha sonra mirasçı olanların tamamını aldatmaktır....

CEVAP Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, satış vaadi sözleşmesinin sözleşmeye konu bağımsız bölümlerin kaçak ve imara aykırı olması nedeniyle mutlak butlanla hükümsüz olduğunu, davalı ...'e husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın tek malikinin davalı ... olduğunu ve davalı ...'ün sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkili ...'nin davacı aleyhine el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açtığını, sözleşmenin arsa payına ilişkin olmayıp kaçak olan binadaki bağımsız bölümlere ilişkin olduğunu, bu nedenle tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağını, davacının muvazaa iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının İstanbul Anadolu 6....

Mahkemece, 21.02.2014 tarihli ve 12.02.2015 tarihlerinde yapılan keşifler sonucu birbirleriyle örtüşen bilirkişi raporlarına göre bedelde muvazaa iddiasının ispat edilmesi nedeniyle davanın kabulüne, depo edilen 115.000,00 TL önalım bedelinin davalıya ödenmesine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.03.2017 günlü, 2016/17494 Esas ve 2017/2471 Karar sayılı ilamıyla; ".... Davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir. Duruşma sırasında dinlenen davacı tanıklarının satış bedeli ve ne şekilde ödendiği konusunda somut bilgisi yoktur. Davalı tanığı ise 21.02.2014 tarihli keşifteki beyanında tapudaki satış bedelinin gerçek olduğunu belirtmiştir....

Davalı vekili,muvazaa iddiasının doğru olmadığını, parselin komşu 6 nolu parsel ile birlikte değerlendirildiğinde bölünebilir nitelikte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının taşınmazın 1 m2' nin davalı tarafından 300.- TL' ye alındığını ispatlayamaması karşısında tanık ve keşifte belirlenen değer dikkate alınarak, dava konusu edilen payların m2 'sinin 625.- TL değerinde olduğu kabul edilerek, mahkeme veznesine ödenen toplam 89.251,25.- TL üzerinden önalım bedeli karşılığında davanın kabulüne karar verilmiştir Önalım bedeli, her bir pay satışı nedeniyle ödenen satış bedeli ile bu satış sebebi ile davalı tarafça yapılan tapu harç ve gideri toplamından ibarettir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre, bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür....

Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davacının bedelde muvazaa iddiası kabul edilerek satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ... parsel nolu taşınmazın paydaşı olduğunu ve diğer paydaşlardan ...'ın 348949/4247376 payını 24.03.2010 tarihinde 130.000.-TL bedelle davalı ...'ya sattığını ancak satış bedelinin muvazaalı olduğunu, gerçek satış bedelinin 50.000-TL olup, bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini bildirmiş, davalı payının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı vekili gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen miktar olduğunu, bunun aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğinden davanın reddini savunmuştur....

Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Davacılar, paydaşı oldukları 26 ada 4 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşlarının paylarını 02.04.2014 günü satış yoluyla davalıya devrettiğini, satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini payların önalım nedeniyle adına tescilini istemişlerdir. Davalı, bedelde muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, keşif ile belirlenen taşınmazlar değeri depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir....

Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Dava konusu payın satışına ilişkin hukuki işlemin tarafı olan davalı 3. kişi durumundaki davacıya karşı bedelde muvazaa iddiasında bulunamaz ise de davacı önalım hakkına engel olmak amacıyla satış bedelinin resmi satış senedinde yüksek gösterildiğini iddia edebilir ve bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir. Davacı, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlamalıdır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 3028 parsel sayılı taşınmazdaki 19 nolu bağımsız bölümün ½ payının kayınpederi davalı ...'a vermiş olduğu vekaletname kullanılarak diğer davalı eşi ...’e devredildiğini, işlemin gerçekte bir satış değil satış şeklinde gösterilmiş bir bağış olduğunu, açık bir şekilde muvazaalı yapıldığını, satış bedelinin de ödenmediğini, satış sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, davalı vekilin, yapılan hatayı düzelteceğini beyan ederek kendisini oyaladığını, eşiyle arası bozulduktan sonra bu imkanın kalmadığını ileri sürerek sözleşmenin geçersizliğine ve tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., satış işleminin gerçek olduğunu, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur....

UYAP Entegrasyonu