a sattıklarını, 2016 yılında davalılar arasında gerçekleştirilen işbu hisse devrinin muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini belirterek açıklanan nedenlerle öncelikle davalılar arasında gerçekleştirilen hisse devrinin muvazaalı olduğunun tespitine, muvazaalı olduğu sabit olan davaya konu hisse satış sözleşmesinin iptaline ve muvazaalı olarak yapılan devir işleminin kesin hükümsüzlüğüne, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır....
un hisseleri iade etmediğini ileri sürerek hisse devri işleminin iptalini, bunun mümkün olmaması halinde ise zararlarının karşılanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; protokoldeki imzanın kendisine ait olmadığını, ayrıca protokolde davacının adı, imzası ve davacıya dair hiçbir ibare yer almadığını, 28.04.2007 tarihli sözleşme ile davacının hisselerinin devrini taahhüt ettiğini, hisse bedellerinin davacıya ödendiğini, davacının hisse devrini dilekçe ile şirkete bildirmesi ile de hisse devrinin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir....
ın bu senetleri satın alacak herhangi bir geliri bulunmadığını ileri sürerek, hisse senetlerinin adına tesciline, olmadığı takdirde nominal ederi 80.640 TL olan hisse senetlerinin piyasa alım-satım bedellerinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu hisse senetlerinin müvekkili tarafından satın alındığını, evinden hiç parasız atılması üzerine de davalı kızına devredilmek zorunda kalındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacının davalı ...’e yaptığı hisse devrinin taraf muvazaası niteliği taşıdığı, yazılı sözleşmeye karşı muvazaa iddiasının HUMK’nun 288. ve 290. maddelerine göre ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacı tarafın davasını ispatlar yazılı bir belge sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....
Mahkememizin..... tarihli celsesinde verilen ara kararı gereğince; söz konusu uyuşmazlık konusunda rapor hazırlanması için dosyanın ..... bilirkişisine tevdine karar verilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan ........tarihli bilirkişi raporunda özetle; davanın davalı adına ........Şubesinden..... tarihinde yapmış olduğu EFT gönderisinde, bu gönderinin .....i” ifadesinin yer aldığını, davacının hisse devrinin dava dışı ..... adına yapılması konusunda, yazılı belge olmadığından, rızasının olup olmadığının anlaşılamadığını, davacının, kendi adına hisse devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle, davalıdan ..... TL asıl alacağının var olduğu bildirilmiştir. Dosya içine alınan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; gerçeğe ve hukuka uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere davaya konu olan hisse devrinin yapılacağı ........ Pazarlama ve Ticaret Aş'nin hissedarlarının ........İnş. Sah. Ve Tic. Ltd....
Şirket yetkililerinin tescil ve ilan konusunda istekli olmamaları ve makul bir süre içerisinde başvuru yapmamaları halinde aynı konuda hisse devri yapan davacının başvuru yapma hakkı ortaya çıkmaktadır. Hisse devrinin yapıldığı 2014 yılını takip eden süre içerisinde dava dışı şirketin aynı zamanda yetkilisi olup, davacıya ait hisseyi devir alan ... tarafından hisse devrinin tescil ve ilanı için başvuru yapılmadığı için davacının başvuru hakkı doğduğu kabul edilmiştir. Tescil ve ilan için başvuru hakkı doğan davacının yönetmelikte aranan belgeler ile eksiksiz olarak başvuru yapması, davalının ise bu talebi ret etmesi halinde bu ret isteminin yasal süre içerisinde dava konusu edilmesi gerekmektedir....
Ancak muvazaalı olması nedeniyle iptal edilen 06/03/2003 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptali için onun ölümünden sonra çocuklarının bir kısmı tarafından dava açılmış ise de,murisin eşi ... tarafından açılmış bir dava yoktur. Zaten Asliye Hukuk Mahkemesi kararı da davacılar yönünden verilmiştir.Dava açmayan ...'in hisse devrinin iptali için açmış olduğu bir dava olmadığından,kendi payına düşen kısmın çocuklarından Aynur'a devrine rızası olduğunu kabul etmek gerekmiştir.Neticeten ... davalı şirkette ne mahkeme kararıyla nede veraseten hiçbir zaman hissedar olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacı kurumun davalı şirketi tescile davet etmesi usulsüz olduğundan davanın reddine karar verilmiştir....
KARŞIOY Dava, davalılardan ... ile ... arasında akdedilen limited şirket hisse devrinin ve buna bağlı olarak davalılardan E.A.J. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. genel kurulu tarafın-dan alınan hisse devrinin onaylanmasına ilişkin kararın hükümsüzlüğünün tespit ve iptali istemlerine ilişkindir. Açıklamadan da anlaşılacağı üzere davada birbirine bağlantılı olmakla birlikte iki ayrı talep mevcuttur. Yerel mahkemece, dava, sadece genel kurul kararının iptali olarak nitelenmiş ve münhasıran bu talep bakımından yapılan inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak üçüncü kişi konumundaki davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle dava reddedilmiştir. Yerel mahkemece verilen işbu karar, bu haliyle, HMK’nın 297/2. maddesine açıkça aykırıdır....
ın şirkete karşı açtığı genel kurul kararının iptali davasında husumet itirazında bulunabilmek için kötüniyetli olarak alındığını ve batıl olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 02.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararının geçersizliğinin ve müvekkili ...'ın şirket hissedarı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hisse devrine ilişkin sözleşmelerin ibraz edilmediği için hisse devrinin pay defterine işlenmediğini, başka bir davanın yargılaması sırasında devre ilişkin sözleşmelerin sunulması üzerine müvekkilinin devredilen hisselerin pay defterine işlenmesine karar verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir....
Mahkemece, davalı Kurumun, davacının ortağı olduğu limited şirketin.... ayları arası prim borçlarından dolayı, davacıya tebliğ edilen ödeme emrinin ve takibin, davacının şirketteki hisselerini devretmesi nedeniyle iptaline karar verilmiş ise de, davacının, limited şirket ortağı olarak sorumluluğunun belirlenmesinde; hisse devrinin 3.kişi konumundaki Sosyal Sigortalar Kurumu bakımından hüküm ifade edebilmesi için, Ticaret Siciline tescil ile, Türk Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi yasa gereği olup, dosya içeriğinden, işbu hisse devrinin Ticaret Sicilinde tescil ve ilanı koşulunun 24.01.2008 tarihinde yerine getirildiğinin anlaşılması karşısında; davacının ödeme emrine konu prim borcu ve ferilerinden 6183 sayılı Yasanın 35/1 maddesinde öngörülen biçimde sermaye hissesi oranında doğrudan doğruya sorumlu olduğunun ve 2008/1.ayına ait prim borçlarından sorumlu olmadığının düşünülmemesi isabetsizdir. ./.....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, dava dışı ...'a ait hisseyi devralan müvekkilinin kooperatif üyeliğinin mahkemece tespit edildiğini, davalı kooperatifin bireysel mülkiyete geçtiğini ileri sürerek, davalı kooperatif adına kayıtlı 6 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının hisse devraldığı ...'ın parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden ihraç edildiğini, hisse devrinin de muvazaalı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hisse devrinin, dairenin devrini de gerektirmediği, davacının hisseyi devraldığı ...'...


