Davacı, mirasbırakan ...’nın maliki olduğu 120, 106, 17, 20, 21, 22 ve 24 parsel sayılı taşınmazlardaki payını iki ayrı zamanda davalı ... ’a satış suretiyle devrettiğini, satış işleminin taşınmazları murisin torunu Refik Dağlı’ya devretmek amacıyla yapıldığını ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, satış işlemlerinin muvazaa nedeniyle iptal edilerek öncelikle muris ... adına, daha sonra da mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, satışların gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; “...Somut olayda elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı ortaklar bulunmaktadır....
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK. nun 33. maddesi hükmü uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve ona uygun yasal düzenlemeyi tayin ve tespit ederek uygulamak hâkime aittir. Eldeki dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre 6098 sayılı TBK. nun 19. maddesi ve 01.04.1974 tarihli 1/2 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında ifadesini bulan muris muvazaası hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle satış vaadi sözleşmesinin iptali davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 01/02/2021 gün ve 2020/908-2021/342 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Yasanın 442. maddesi uyarınca 490,00 TL para cezasının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydettirilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 123,60 TL peşin harcın karar düzeltme harcına mahsubuna 11/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
(karı-koca) tarafından kabul edildiği, mahkemece tapuda yapılmayan harici satış sözleşmesinin geçersiz olduğu davalı ...'ın taşınmaz bedeli olarak aldığı meblağ karşılığı davacı ...'e senet verdiği, senedin davacı ...'te olması nedeniyle tapu iptali tescil davasının reddine verildiği görülmektedir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve maddi olgular birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın eksik işlerin yapımı karşılığı arsa sahipleri tarafından davalı borçlu ... ...'ye verildiği, anılan taşınmazın davalı ... tarafından 28.3.2005 tarihili harici satış sözleşmesi ile önce davacıya satıldığı, daha sonra harici satım sözleşmesinden vazgeçildiği ve davalı ... tarafından satış bedeli olarak alınan para karşılığı davacıya senet verildiği, davalı ...'...
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/19 Esas sayılı veraset ilamında ise 1920 doğumlu mirasbırakanın 18.01.2013 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davalı........., dava dışı çocukları ........., oğlu ......’ten olma torunu ......, ile oğlu ...... ......’den olma dava dışı torunları ....................................’nın mirasçı olarak kaldıklarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı...............
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu hâlde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 günlü ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....
Mahkemece, iddia, savunma, icra dosyası, ikinci el araç kredilerinde satıcı, alıcı ve kredi veren banka arasında ön anlaşma olmadığı takdirde kredi tutarının satıcıya ödenmesi şeklinde bir teamül olmadığı, aksine ikinci el araç kredisinde kredi tutarının aracı satın alan şahsa ödenmesi gerektiği, davacı yanca davalı ...’a satılan ikinci el aracın finansmanı için davalı ...’a kullandırılan kredi tutarının adı geçen tarafından davacıya intikal ettirilmemesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı, davalı ...’a diğer davalı banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden davalı ...’a taksitli kredi kullandırıldığı, kredinin davalı ... tarafından çekildiği, noter araç satış sözleşmesi ile aracın davacı yanca davalı ...’a satıldığı ve satış bedelinin tamamının alındığının belirtildiği, davacının noterde yapılan araç satış sözleşmesinin aksini ispat için yazılı belge sunamadığı gerekçeleri ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir...
Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19. maddesi hükmünde genel muvazaa düzenlenmiş olup, “…tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabilir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK'nın 19. maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2009 tarihli ve 1999/4-286 Esas, 1999/293 Karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir. 3. Değerlendirme 1....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....
Ancak kanaatimce söz konusu devir eTTK 443/2. maddesi hükmü karşısında geçersizdir. Davalı şahıs adına gerçekleştirilen tescil yolsuz tescil hükmünde olup iptali gerekir. B) GAYRİMENKUL SATIŞ SÖZLEŞMESİ MUVAZAA SEBEBİYLE GEÇERSİZDİR. Muvazaa, tarafların bir hukuki işlem yaparken, gerçek iradelerini gizleyerek sırf 3. kişileri aldatmak kastıyla, aslında yapmak istemedikleri bir hukuki işlemi yapmalarıdır. Bu işlemde taraflar, yapılan işlemin kendi aralarında hukuki sonuç doğurmasını istememekte, sadece görünüşte o işlemi yapmaktadırlar. Muvazaa hal ve şartlara göre, altında tarafların gerçek iradesine uygun gizli bir sözleşme barındırabileceği gibi, barındırmayabilir de. Bazen de sözleşme gerçek olduğu halde bedelde muvazaa yapılmış da olabilir. Türk hukukunda muvazaalı işlemin hukuki yaptırımı 818 s. e BK 18 ( 6098 s. TBK 19) maddesi uyarınca "mutlak butlan" ile yani "kesin hükümsüzlük" sebebiyle geçersizdir. Somut olayda; davacı şirket eski yöneticisi ...'...


