WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

ya satış göstermek suretiyle temlik ettiği, onunda 26.01.2012 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle torunu olan davalı ...'a devrettiği; yine mirasbırakan adına kayıtlı olup birleştirilen davaya konu 732 parsel sayılı taşınmazın 27.12.2004 tarihinde kızı olan davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiği, onunda 19.10.2006 tarihinde davalı ... satış suretiyle devrettiği, 1935 doğumlu mirasbırakanın 10.08.2007 tarihinde ölümü ile geriye oğlu davacı ... ile asıl ve birleştirilen dava davalıları eşi ... ve kızı .... mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır. ./.. Asıl davanın reddine ilişkin karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir....

reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava Türk Borçlar Kanununun 19.maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı temlik işleminin iptali istemine ilişkindir....

Tarafların değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflar vekilleri için 2.037.00.-'şer TL duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.10.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar ver -KARŞI OY- Ölünceye kadar bakma akdine dayalı bir temlikin muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18))....

Mahkemece, 21.02.2014 tarihli ve 12.02.2015 tarihlerinde yapılan keşifler sonucu birbirleriyle örtüşen bilirkişi raporlarına göre bedelde muvazaa iddiasının ispat edilmesi nedeniyle davanın kabulüne, depo edilen 115.000,00 TL önalım bedelinin davalıya ödenmesine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.03.2017 günlü, 2016/17494 Esas ve 2017/2471 Karar sayılı ilamıyla; ".... Davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir. Duruşma sırasında dinlenen davacı tanıklarının satış bedeli ve ne şekilde ödendiği konusunda somut bilgisi yoktur. Davalı tanığı ise 21.02.2014 tarihli keşifteki beyanında tapudaki satış bedelinin gerçek olduğunu belirtmiştir....

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ın 25.06.2012 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak dava dışı eşi ... ile evlatlığı davacıyı bıraktığı, mirasbırakanın kayden maliki olduğu 491 parsel sayılı taşınmazın intifa hakkını üzerinde bırakıp çıplak mülkiyetini 02.09.2009 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, mirasbırakanın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/16 Esas sayılı davası ile davacıyı evlat edindiği, davalının ise davacının öz kardeşi ve aynı zamanda ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/19 Esas sayılı davasında verilen karar ile mirasbırakanın vasisi olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir....

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237....

Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davanın edinilmiş mallara katılma rejimi nedeniyle tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, davacının iddiasının katkı payı alacağına ilişkin olması nedeniyle Aile Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkemenin görevsizliğine, süresi içinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli Düzce Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava TBK’nun 19 maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. Bir dava da öne sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir. (HMK'nun madde 33)Somut olayda dava dilekçesindeki ileri sürüş biçimine göre dava hukuksal nitelikçe Türk Borçlar Kanununun 19.maddesinin özüne ve sözüne uygun muvazaa nedeniyle iptal istemine ilişkindir....

Davacı, mirasbırakanları ...’un adına kayıtlı 437 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki payını öncelikle 10.01.2001 tarihinde kızları ... ve ... adlarına satış yolu ile temlik ettiğini, söz konusu payın ... ve ... tarafından ise 08.12.2006 tarihinde dava dışı ... ...’e, ... tarafından da 25.09.2013 tarihinde davalıya satıldığını, davalı ...’in murisin kızı ...’nin oğlu olduğunu, yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu 19 parsel sayılı taşınmazdaki 6186/84672 payın saklı payları oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, asli müdahiller 15.05.2015 tarihinde harçlandırdıkları dilekçeleri ile aynı iddiaları ileri sürerek saklı payları oranında tapu iptali ve tescile hükmedilmesini istemişler, 04.05.2016 tarihli dilekçeleri ile davalarını miras payları oranında tapu iptal tescil istediklerini bildirerek ıslah etmişlerdir....

Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 28.03.2013 tarihinde imzalandığı, sözleşmede araç bedelinin 420.000 TL olduğunun ve bedelin tamamının ödendiğinin belirtildiği, sözleşme tarihinden önce 27.03.2013 tarihinde 30.05.2013 ödeme tarihli 340.000 TL bedelli kambiyo senedinin düzenlendiği, araç satışına ilişkin kapalı faturanın 28.03.2013 tarihinde düzenlendiği, araç satış sözleşmesinin düzenlendiği tarihte Mersin 9....

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir....

UYAP Entegrasyonu