Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur....
Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, kooperatif hisse devri sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali ile davacının kooperatif üyesi olduğunun tespit ve tescili istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesince; 1163 sayılı yasanın 99. maddesi gereğince davanın ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, uyuşmazlığın 1163 sayılı yasadan kaynaklanmadığı, TBK.nin 19. maddesinde düzenlenen muvazaa iddiasına dayalı olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 1163 Sayılı Kooperatif Yasasının 99. maddesinde, bu yasadan doğan uyuşmazlıkların ticari dava olduğu olduğu hususu düzenlenmiştir....
Otomotiv arasında iki adet Fiat marka Egea sedan (Urban Plus) tipte 2020 model otomobil alımı için anlaşılarak 10225 ve 10226 nolu sipariş sözleşmelerinin imzalandığını, bu araçlara ilave olarak ayrıca Fiat marka Egea Hatchback (urban Plus) tip 2020 model araç alımı için de anlaşmaya varılarak 10224 nolu sipariş sözleşmesinin imzalandığını, 10225 ve 20226 nolu sipariş sözleşmesine konu araçlar için anahtar teslimi 147.000 TL/adet satış bedelinin kararlaştırıldığını, bahse konu sözleşmelerin imzalanmasıyla, davalı ......
Hal böyle olunca, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Konunun aydınlatılması bakımından genel olarak 818 sayılı BK’nın 18. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 19) düzenlenen genel muvazaa ile 2004 sayılı İİK’nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarına değinilmesinde yarar bulunmaktadır. 818 sayılı BK’nın 18. maddesinde; (6098 sayılı TBK m. 19) “Bir akdin şekil ve şartlarını tayininde, iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmıyarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır. Tahriri borç ikrarına istinat ile alacaklı sıfatını iktisabeden başkasına karşı, borçlu tarafından muvazaa iddiası dermeyan olunamaz.” hükmü ile genel muvazaa düzenlenmiştir. Bilindiği üzere “tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek durumu onlardan gizleyerek kendi gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına” muvazaa ve bu şekilde yapılan işlemlere de muvazaalı işlemler denilir....
Davacılar, mirasbırakan anneleri ...’ın maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazı 08.02.1990 tarihinde davalı çocuklarına ½ şer paylarla bağışladığını, bu işlemin kendilerinden mal kaçırmaya yönelik ve muvazaalı olduğunu, mirasbırakanın başkaca dava dışı ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarının bulunduğunu ileri sürerek çekişme konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptali ve miras payları oranında adlarına tescilini, olmadığı taktirde saklı payları oranında tenkisini istemişlerdir....
Davacı, mirasbırakanları ... ...’ün maliki olduğu 1084- 502-46- 17 -1481 ve 1482 parsel sayılı taşınmazlarını satış göstermek suretiyle çeşitli tarihlerde davalı çocuklarına temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, murisin o tarihlerde hacca gidecek olması nedeniyle paraya ihtiyacı olduğu için taşınmazlarını satışa çıkardığını ve kendilerinin taşınmazları satın almak istediklerini, davacının ise istemediğini, rayiç bedellerini ödemek suretiyle taşınmazları satın aldıklarını, muvazaalı bir satış olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır....
Davacı, mirasbırakanları ... ...’ün maliki olduğu 1084- 502-46- 17 -1481 ve 1482 parsel sayılı taşınmazlarını satış göstermek suretiyle çeşitli tarihlerde davalı çocuklarına temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, murisin o tarihlerde hacca gidecek olması nedeniyle paraya ihtiyacı olduğu için taşınmazlarını satışa çıkardığını ve kendilerinin taşınmazları satın almak istediklerini, davacının ise istemediğini, rayiç bedellerini ödemek suretiyle taşınmazları satın aldıklarını, muvazaalı bir satış olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır....
Mahkemece idda, savunma taplanan delillere göre davacı tarafından Borçlar Kanununun 18. maddesi kapsamında muvazaa iddiası kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davanın muvazaa hukuki nedenine dayalı olarak açıldığının ve muvazaanın kanıtlanamadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu kabulü talep şekline ve dosyadaki bilgi ve belgelere uygun düşmemektedir. Dava İİK'nun 277. ve müteakip maddelerindeki hukuki nedene dayalı olarak açılmıştır. Bu durumda davanın yasa hükümleri kapsamında incelenip sonuçlanması gerekirdi. Taşınmaz borçlu ... tarafından 3. kişi ...'a üzerindeki hacizlerle birlikte satılmıştır. Bu durumda satış bedeli satış tarihindeki gerçek değerin karşılaştırılması ve İİK'nun 278/2 maddesi gözönünde bulundurularak davanın subuta erip ermediği değerlendirilmeliydi. Açıklanan nedenlerle mahkemenin gerekçesine katılmak mümkün değildir....


