19. Hukuk Dairesi 2016/17382 E. , 2018/2774 K. "İçtihat Metni".... 2-... Taraflar arasındaki aile mallarının korunması ve kefalet sözleşmesinin iptaline ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın dava şartı yokluğundan reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı şirket vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili , davacı ile davalılardan ...'ın evli olduğunu, adı geçenin diğer davalı şirketin, dava dışı şirkete karşı düzenlediği senetlere kefil olduğunu, borç ödenmeyince takip başlatıldığını, kefaletin TBK'nun 584. maddesine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, aile mallarının ve aile birliğinin korunması amacıyla kanunda hükümler getirildiğini, yasaya aykırı kefalet sözleşmesinin iptalinin gerektiğini ileri sürerek, davalı ...'in TBK.'...
iddianın, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Somut olayda mahkemece dava İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilmiş ise de Mahkemenin bu nitelendirmesine katılma olanağı bulunmadığından Mahkemece davacı tarafından davalı borçlu .... aleyhine açılan .... Hukuk Mahkemesinin .... Hukuk Mahkemesinin 2007/40Esas) sayılı dava dosyalarının sonucu beklenerek alacağın kesinleşmesi halinde mevcut delillerin TBK'nun 19 maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuki nitelendirmede yapılan hata sonucu davanın reddi isabetli görülmemiştir....
Mahallesi (Köyü)'nde tapuya kayıtlı olan 463 parsel sayılı taşınmazın, dava açılmadan önce, dava dışı 4.kişiye satılmış olması nedeni ile sözkonusu taşınmaz yönünden açılmış olan davanın, husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19.maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir. Bir uyuşmazlıkta maddi olayın taraflarca yanlış nitelendirilmesi kendilerini ve hakimi bağlamaz hakim tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve açıklamalara göre davanın niteliği itibarıyla TBK 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olduğu anlaşılmaktadır....
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237....
Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda HMK'nun 190. maddesi ve TMK'nun 6. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Somut olaya gelince, davacı taraf tanık göstermemiş, mevcut delillerle de muvazaa iddiası kanıtlanmış değildir....
HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakanları ...'ın, 9189 ada 1 parseldeki 19 nolu bağımsız bölümünü mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla bedelsiz ve muvazaalı olarak ikinci eşi olan davalı ...'a satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek tapunun iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir....
Davalının değinilen yönler itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
in yaptığı icra takibinin iptali ile hacizlerinin kaldırılmasını ve kendi icra dosyasının, SGK nezdindeki haciz sıralamasında 1. sıraya çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava her ne kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine istinaden açılmış muvazaa nedeniyle iptal davası ise de, gerçek amacının davalı ....'in haciz sıra cetvelinde 1. sırada olması nedeniyle bu sıranın iptali istemi olduğu, takip hukukuna yönelik bir dava olduğu, bu nedenle de uyuşmazlığın genel mahkemelerin görev alanı içerisine girdiği, takip hukukuna ilişkin olan bu davaya bakmaya, Bursa Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir....
CEVAP 1-Davalı ... vekili; davaya konu araç devrinin 15.09.2005 tarihinde yapıldığını, aradan yaklaşık 12 yıl geçtiğini bu sebeple de davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, iptali istenen sözleşmede davacı taraf olmadığı için davayı açma ehliyetinin de bulunmadığını, özel halk otobüsü hattına ilişkin sözleşmenin müvekkili ile dava dışı İETT arasında yapıldığını, davacı tarafın mülkiyet hakkı olmadığı halde D 019 kod numaralı hattın işletme hakkı devri sözleşmesinin iptalini talep ettiğini, davacının araç devri yaptığında fiil ehliyetine sahip olduğunu, mal kaçırma amaçlı tasarrufta bulundum diyen davacının yine aynı işlemden dolayı hak talebinde bulunmasını hiçbir hukuk ilkesinin korumayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2-Davalılar (... mirasçıları) vekili; davaya konu araç için zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, iptali istenen sözleşmede davacı taraf olmadığı için davayı açma ehliyeti de bulunmadığını, davanın...
Araç alım satımı ile ilgili olarak davalılar ... ve ... hakkında Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1386 Esas sayılı dosyasında dalandırıcılıktan dava açıldığı, halen derdest olduğu mahkemenin dosyayı getirterek duruşma tutanağına geçen incelemesinden görülmektedir. Davalı ... ve ... savunmalarında BK.nun 18/2 maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olduklarını istikrarlı olarak ileri sürmüşlerdir. Esasen mahkemece de davalı ...'ın iyiniyetli olduğu bu nedenle davanın reddedildiğini gerekçesinde göstermiştir. Öncelikle bir davada olayları ileri sürme, davanın taraflarına, nitelendirmeyi yapma mahkemeye aittir. Yukarıda açıklanan iddia ve savunma, maddi olaylara bakıldığında dava BK.nun 18.maddesine dayalı muvazaa nedeniyle satış işleminin iptalidir. Aşağıda daha geniş açıklanacaktır. Ancak, davalı ... ...'ın diğer davalı ... ...'ye yaptığı 5.4.2005 tarihli satış sözleşmesi incelendiğinde satış sözleşmesinin altında, davacı M....'nin imzasının olduğu görülmektedir....


