(TBK m. 614). Bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19)....
Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK'nın 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. BK'nun 19. maddesine göre muvazaa nedeniyle açılan iptal davalarında hak düşürücü zamanaşımı süresi uygulanmaz ve İİK'nın 277 vd.maddelerine göre açılan iptal davalarında aranılan aciz belgesi muvazaaya dayanan iptal davalarında aranmaz. Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça muvazaa hukuksal nedenine dayandığından ve hak düşürücü süre eldeki davada uygulanmayacağından, davanın TBK'nin 19.maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilerek hak düşürücü süre nedeniyle davanın red edilmesi isabetli görülmemiştir....
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının ikinci bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının "Davacının davasının KABULÜ ile; Davacı ile davalı arasında yapılan ... 15.Noterliğinin 11/01/2011 tarihli 01160 yevmiye nolu araç satış sözleşmesinin hile nedeniyle iptali ile araç bedeli olan 24.050,00 TL'nin 11/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrıca davacının yapmış olduğu 142,42 TL satış masrafı 84,19 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 226,61 TL'nin dava tarihi olan 29/08/2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklindeki metninin yerine “Davanın kabulü ile; Davacı ile davalı arasında yapılan ... 15.Noterliğinin 11/01/2011 tarihli 01160 yevmiye nolu araç satış sözleşmesinin hile nedeniyle iptali ile araç bedeli olan 24.050,00 TL'nin aracın davalıya iade tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrıca davacının...
Davacının daire satışında yaşadığı problem nedeniyle bu yola başvurduğu tanık beyanlarında da yer almaktadır. Tüm bu nedenlerle taraflar arasında gerçek bir vekalet sözleşmesi ilişkisi kurulmadığı ve araç satış bedelinin davacı adına tahsil edilmemiş olduğu kabul edilerek bu kabul doğrultusunda yerinde olmayan davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir. Dava, hukuki niteliği bakımından TBK. md.508., mülga B.K.md. 392/1’ine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğüne ilişkin olup, Borçlar Kanununun 392. maddesi hükmünce, vekil yaptığı iş sırasında vekil edeninin üzerine geçen bütün haklarını ödeme, vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme zorunluluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur....
Muvazaa davası ayni bir dava olup üçüncü kişi konumunda olan alacaklılar da bu davayı açarak görünürdeki işlemin muvazaa nedeniyle hükümsüz olduğunun tespitini isteyebilir. Taşınmaza ilişkin muvazaa davalarında hâkim tapu kaydının borçlu adına düzeltilmesine karar verir. Alacaklı bu hâlde ilamı icra dairesine sunarak dava konusu taşınmazın borçlunun borcundan dolayı haczedilmesini isteyebilir. Bu hâlde ayrıca bir iptal davası açmasına gerek kalmaz. Tasarrufun iptali davasının kabulü hâlinde davacı davaya konu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder ve dava konusu taşınmaz ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine mahal olmadan o tasarrufun haciz ve satışını isteyebilir. (İİK m.283/1) BK 19. maddesine dayalı muvazaa davası ile muvazaa nedeni ile hüküm ve sonuç doğurmayan işlemlerin iptali istenir....
Muvazaalı işlemin tarafı olan kimse muvazaa iddiasının mutlaka yazılı delille kanıtlamalıdır. Buna karşın, muvazaalı işlemin tarafı olmayan 3. şahıslar muvazaa iddialarını her türlü delille kanıtlayabilirler. Yargıtay yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir. (Y.I.B.K. 05.02.1947 Ta. 20/6, Y.H.G.K. 25.12.2002 Ta. 2002/4- 812 E, 2002/1094 K., Y.I.H.D. 03.04.1989 Ta, 1989/3806 E, 1989/3984 K., Yargıtay 13. H.D. 15.03.1974 Ta.1975/618 E, 1974/615 K., Y6.H.D. 20.02.1997 Ta. 1997/1142 E, 1997/1297 K., Y.13. H.D. 22.01.1998 Ta. 1997/10961 E, 1998/567 K.) TBK 19. Madde uyarınca hiç kimse kendi muvazaasına dayanamaz. Muvazaalı bir işlem olduğunu ispat etmek durumundadır. Vekil olan davalı, muvazaalı resmi işlemin tarafı olduğundan ve hiç kimse kendi muvazaasına dayanamayacağından muvazaa iddiasının dinlenmeyeceği açıktır....
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/12969 E. , 2011/7291 K....
Özellikle vurgulandığı gibi tasarrufun iptali davasında ya da somut olayda olduğu gibi TBK’nın 19. maddesi gereğince ve İİK’nın kıyasen uygulanması istemli olarak açılan davalarda alacaklı ile borçlu taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ya da banka alacağını oluşturan ticari ya da genel kredi sözleşmeleri görevin belirlenmesinde dikkate alınamayacaktır. Ne tasarrufun iptali davası, ne de TBK m. 19 gereğince İİK’nin 283. Maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğine haiz olduğundan 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır.'' Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... ... K. sayılı ilamı; ''Dava, terditli olarak açılan, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali olmadığı takdirde BK'nun 19.maddesine dayalı muvazaalı işlemlerin iptali isteğine ilişkindir....
Noterliği’nde 20/05/2021tarihinde düzenlenmiş ----- yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesi”nin imzalandığı; ---- (eski ---- plakalı,----- şasi numaralı, ---- model aracın satış bedelinin 102.000TL. olarak kararlaştırıldığı ve bedelinin tamamının ödendiğinin ve aracın teslim alındığının beyan edildiği; Yukarıdaki teknik inceleme neticesinde davacıya satılan aracın gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği nazara alındığında satış sözleşmesinde ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümleri (TBK m. 219 vd.) kapsamında satıcının sorumluluğunun doğup doğmayacağının irdeleneceği; buna göre “borcun nispiliği ilkesi” uyarınca hukuki ilişkinin taraflarının birbirine karşı talepte bulunabileceği; ayıptan sorumluluk hükümleri satıcı bakımından uygulama alanı bulacağı için satış sözleşmesinin tarafı olmayan diğer davalı ---- şirketi tarafından sorumluluğun doğmayacağı; ayıptan sorumluluk hükümlerince seçimlik hakların satıcıya karşı kullanılabileceğinin kanunda (TBK m. 227) düzenlendiği; davalı...
Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Mahkeme ise, davacının bu iddiası konusunda delillerini toplamadan ve bedelde muvazaa iddiası konusunda bir inceleme yapmadan sadece payın değerinin tespiti konusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak, keşfen payların bedelinin 175.721.02 TL olarak belirlenmesi üzerine tapudaki bedel olan 175.745 TL üzerinden önalım bedelini depo ettirerek davanın kabulüne karar vermiştir. Ne var ki, satış bedeli konusunda muvazaa iddiası varsa önce bu hususun açıklığa kavuşturulması, bu konudaki uyuşmazlık giderilmeden depo kararı verilmemesi gerekir. Muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder. Davacı ise, 16.6.2011 tarihli delil listesinde tanık deliline de dayanmış ve tanıklarını bildirmiştir....


