Mahkemece, halen mirasbırakan adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle dava konusu ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile davacıların miras payları oranında iptal tescile karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edimiştir....
Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nin 353/1.b.2 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, mirasbırakanı ...’in, ... ada ... parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı torunu İbrahim’e 11.01.1982 tarihinde satış göstererek temlik ettiğini, gerçekte ise bağışladığını, farklı bir köyde yaşaması nedeniyle çekişmeli taşınmazı şu ana kadar mirasbırakana ait olarak bildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir....
Mahkemece, çekişmeye konu taşınmazın mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalıya temlik edildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile tapunun iptaline ve mirasçılar adına miras payları oranında tescile karar verilmiştir. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....
Esasen yukarıda da değinildiği üzere, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilirliğinin mirasbırakanın mirastan mal kaçırma iradesi ile hareket etmiş olmasına bağlı bulunduğu açıktır. O halde, yukarıda değinilen ilke ve olgular birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amacının mirastan mal kaçırmak olmadığı, temlikin mal kaçırma iradesi ile gerçekleştirilmediği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabul edilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir....
Davalı, mirasbırakanın davacıya kadastro tespiti ile taşınmaz verdiğini, satış akdinin gerçek olduğunu, mirasbırakana baktığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1916 doğumlu mirasbırakan ...'nın 21.01.2000 tarihinde ölümü ile geriye davacı oğlu ... ile davalı kızı...'nin kaldığı, mirasbırakanın 04.11.1988 tarihinde dava konusu olmayan 4767 ve 1633 parsel sayılı taşınmazlarını dava dışı eşi ...'ya ve aynı akitte 1183, 3937, 3968 parsel sayılı taşınmazlarını davalı kızı...'ye ölünceye kadar bakım akdi ile temlik ettiği, 10.06.1994 tarihinde 2692 parsel sayılı taşımazını ölünceye kadar bakım akdi ile davalı kızı...'...
Bir iç sorun olan, gizlenen gerçek irade ile amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan, bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Öte yandan, miras bırakanın sağlığında mal varlığının tamamını veya bir kısmını,mirasçıları arasında hoşgörü ile karşılanabilecek makul ölçüler içerisinde paylaştırmışsa, mirasçısından mal kaçırma iradesinden söz etme olanağı yoktur. Mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilemeyeceğinden olayda 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur. Somut olaya gelince; 26.04.2012 tarihli mirastan feragat sözleşmesinin tüm mirasçıların katılımı ile yapılmadığından geçerli olduğu söylenemez....
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı hususlarının araştırılmasında ve satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile 20.11.2010 tarihli temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat yükünün davacıya yüklendiği tartışmasızdır....
in iletişimin tespiti tutanağında 02.01.2009 tarihinde söz konusu telefonu ilk olarak kullandığı anlaşılmış ise de, telefonu kolluk anlatımında 06.12.2008 ile 14.12.2008 tarihleri arasında tam olarak hatırlayamadığı zaman diliminde sanıktan satın aldığını beyan etmiş olmasına göre satın aldıktan yaklaşık 15-20 sün sonra kullanma nedeninin açıklığa kavuşturulmadığı anlaşıldığından bu hususlar araştırılıp sonucuna göre tüm kanıtlar değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulamasında (a,b,d,e) ve c bendindeki kendi altsoyu dışındaki kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun hükmolunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun ise, koşullu salıverilmesine kadar devam edeceğine karar verilmesi gerekirken,...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 1-Yaşı küçük sanık ... hakkında Tekirdağ Çocuk Mahkemesinde yürütülen yargılama ile ilgili tüm evrakın getirtilerek; mümkün olduğu takdirde dosyaların birleştirilmesi; birleştirilemediği takdirde ise ilgili dosya evrakından örnek alınıp, incelenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Sanık ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Elde veya üstte taşınan eşyayı özel beceri ile almak suretiyle hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Hakimin gerekçesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair tespiti yasal ve yeterli görüldüğünden tebliğnamedeki 1. nolu düşünceye iştirak edilmemiştir....


