Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır....
Somut olayda; temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürülerek eldeki dava açılmış ise de, davacılar iddialarını ispatla yükümlü olup dosya içeriği, toplanan deliller ve tanık beyanları nazara alındığında tarafların mirasbırakanı ......’in çekişme konusu taşınmazları davalıların babası olan ...... ......’ye temlikinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, mirasbırakanın ...... ...... ile birlikte yaşadığı ve tüm ihtiyaçlarının ...... tarafından karşılandığı, ...... sürecinde ...... ......’nin baktığı, yine mirasbırakanın adına kayıtlı başka taşınmazlarının da bulunduğu, eğer mirastan mal kaçırmak amacında olsa idi bu taşınmazlarını da devredebileceği hususları göz önüne alındığında, davacıların muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı, bir başka ifade ile temliklerin gerçek satış olduğu sonucuna varılmaktadır....
Davacılar, miras bırakanları Mithat’ın kayden paydaşı bulunduğu 618 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini,...’in de 618 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 239/254 payı davalı ...’e, 618 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 37/40 payı ise diğer davalı ...’e satış yoluyla devrettiğini,yapılan işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescile;olmadığı takdirde, tenkise karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, murise hastalığında baktıklarını,bu bakımın karşılığında da temliklerin gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece,miras bırakanın, dava konusu taşınmazların temlikinde gerçek irade ve amacının mirastan mal kaçırma olmadığı, kendisi ile ilgilenen, ihtiyaçlarını karşılayan, maddi ve manevi destekte bulunan davalılara duyduğu minnet sonucu devri yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
ın dava konusu 2198 ve 2200 parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak oğlu ..... satış yoluyla temlik ettiğini, ... ölümüyle taşınmazların davalı mirasçılarına intikâl ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar, temlikin muvazaalı yapılmadığını, taşınmazların bedellerinin ödendiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, taşınmazların mirastan mal kaçırmak amacıyla temlik edildiği iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Getirtilen kayıt ve belgelerden: I) Mirasbırakan ...'...
ın mirastan ıskat işleminin kesinleştiğini, bu durumun kesinleşmesi üzerine, müvekkilleri tarafından İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... E. Sayılı dosya ile "Vasiyetnamenin Tenfizi" davası açıldığını, dava halen derdest olduğunu, davalılardan ..., diğer davalı ...'ın mirastan ıskat edildiğini bilmesine ve bu yönde açılan davanın ... aleyhine sonuçlandığını bilmesine rağmen, muristen kalan şirket paylarının intikalinde, mirastan ıskat edilen kişiye de pay devri yaptığını, yapılan bu hatalı işleme karşı Mahkemenin ... E. Sayılı dosyasında hisse tescillerinin iptali için dava açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, davalı ...'ın yapmış olduğu hatalı intikal işlemleri sonucunda, mirastan ıskat edilen ...'...
ın Mahkemece tanık olarak alınan beyanında, suça konu faturaları kendisinin düzenlemediğini, faturalardaki imzaların kendisine ait olmadığını bildirmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; 1- Suça konu faturalar üzerindeki imza ve yazıların sanığa ya da ...'...
kanıtların bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik inceleme ile her iki sanık bakımından yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık ...'...
gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre, TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 03/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Medeni Kanunumuz bu düzenleme ile eşlerin birlikte yaşadıkları konut ve kullandıkları bu eşyalar ile ilgili olarak sağ kalan eşe mal rejimi hükümleri dışında mirastan bir takım haklar tanımıştır. Mal rejimi ne olursa olsun, sağ kalan eşe tereke malları arasında bulunan aile konutu ve ev eşyaları üzerinde yasal miras payına mahsuben mülkiyet hakkı, eğer haklı nedenler varsa mülkiyet yerine oturma veya intifa hakkını isteme olanağı getirmiştir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir. Eğer eşin mirastan payına düşen miktar aile konutunun değerini karşılamıyorsa, eş miras payı dışında kalan aile konutunun değerini ödeyerek onun mülkiyet hakkını talep edebilecek, bakiye değeri ödeyecek gücü yok ise aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı talep edebilecektir. Bu madde gereğince, eşin miras hakkına mahsuben aile konutunun kendisine özgülenmesini talep etmesinde, öncelikle mülkiyet hakkı talebinin değerlendirilmesi gereklidir....
Medeni Kanunumuz bu düzenleme ile eşlerin birlikte yaşadıkları konut ve kullandıkları bu eşyalar ile ilgili olarak sağ kalan eşe mal rejimi hükümleri dışında mirastan bir takım haklar tanımıştır. Mal rejimi ne olursa olsun, sağ kalan eşe tereke malları arasında bulunan aile konutu ve ev eşyaları üzerinde yasal miras payına mahsuben mülkiyet hakkı, eğer haklı nedenler varsa mülkiyet yerine oturma veya intifa hakkını isteme olanağı getirmiştir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir. Eğer eşin mirastan payına düşen miktar aile konutunun değerini karşılamıyorsa, eş miras payı dışında kalan aile konutunun değerini ödeyerek onun mülkiyet hakkını talep edebilecek, bakiye değeri ödeyecek gücü yok ise aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı talep edebilecektir. Bu madde gereğince, eşin miras hakkına mahsuben aile konutunun kendisine özgülenmesini talep etmesinde, öncelikle mülkiyet hakkı talebinin değerlendirilmesi gereklidir....


