DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, eser sözleşmesi kapsamında iş sahibi tarafından yükleniciye mülkiyetinin devri taahhüdünde bulunulan taşınmazın tapu kaydının davacı adına tescili talepli tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde taşınmaz bedelinin tahsili talepli alacak davasıdır. Davacı tarafça tapu iptali ve tescil talebinin kabul görmemesi halinde terditli olarak taşınmazın dava tarihindeki değerinin davalılardan tahsili talep edilmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yükleniciden gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile temlik alınan bağımsız bölümün tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124. Maddesinin 4 fıkrası, 125. maddesi, 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı. 3. Değerlendirme 3.1.Dava temliken tescil talebine ilişkindir.Davacı,davalı yüklenici .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nden gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tescili için eldeki davayı açmıştır. 3.2.Davacının arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü yükleniciden temlik alması halinde arsa sahibini ifaya zorlayabilmesi için bazı koşulların varlığı gerekir....
Şti. arasında tanzim edilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil ile kira tazminatı davası olup, ...ili, ... ilçesi, Karşıyaka Mahallesi, ... ada ...parsel sayılı arsa üzerine inşa edilen taşınmazda davalılardan ... adına kayıtlı C giriş 20 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescili ve geç teslim nedeniyle 4.200,00 TL alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı arsa paydaşının yaptığı istinaf başvurusunu inceleyen bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında ...ili, ... ilçesi, ...Mahallesi, ... ada. ...parsel. I.kat, C giriş. 20 bağımsız bölüm nolu taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 4.200,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......
e devrettiğini, ancak adı geçen davalının alım gücü bulunmadığını ve devir karşılığında herhangi bir bedel ödemediğini, söz konusu dairede hâlen davalı ...'in kiracısının oturduğunu ve aylık 700,00TL olan kirayı......'e ödediğini ileri sürerek, tapu kaydının davacıların miras payı oranında iptal edilerek adlarına tesciline, bunun mümkün olmaması hâlinde bu paylara isabet eden bedelin ve dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
ın da diğer davalılara kendisinde olmayan bir hakkı devretmesi mümkün olamadığından ve iyi niyetli olmaları devre sıhhat kazandırmayacağından davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davacı taraf tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tescilini talep etmiş ise de; bu talebin tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekip çoğun içinde az da vardır prensibi uyarınca davacı tarafın talebinin miras payı oranında adına tescil olarak yorumlanması gerektiği, Yargıtay içtihadı olmakla birlikte davacı taraf 30.06.2016 tarihli ön inceleme oturumda taleplerinin muvazaalı işlemin iptali ile davacı payına isabet eden kısmın adına tescili olduğunu açıkça beyan ettiğinden yargılama davacı miras payının iptali ile tescili olarak görüldüğü ve nüfus kaydına göre eş davacının 1/4 miras payı oranında adına tesciline karar verildiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile dava konusu İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, Örnek Mahallesi, pafta 82/6, ada 1447, parsel 1 de kayıtlı taşınmazın ....
Bu durumda miras bırakanın ölüm tarihine göre mirasçı olan ve terekeden miras hakkı alması gereken mirasçının, kendisinin henüz mirasçılık sıfatını kazanmadığı tarihte yapılan muvazaalı işleme karşı durarak, muvazaanın tespiti için murisin ölümünden sonra dava açmakta hukuki yararının ve hakkının bulunduğu açıktır. Muvazaalı sözleşmenin yapıldığı tarihte mirasçı olmamasının muvazaa davası açma hakkına hiçbir etkisi yoktur. Esasen bir mirasçı muvazaa nedeniyle açtığı bir iptal ve tescil davası sonunda muris muvazaasının varlığını ispat edip o taşınmazın terekeye dönmesini sağladığı takdirde, muvazaalı sözleşme tarihinde mirasçı olmayıp da, miras bırakanın ölüm tarihinde mirasçılık sıfatını kazanan mirasçı o taşınmazdan pay aldığına göre, kendisine, muvazaalı sözleşme tarihinde mirasçı olmaması nedeniyle dava açma hakkı tanınmaması açık bir çelişki yaratacağı gibi, hukuk mantığına da uygun düşmez....
Gerekçe ve Sonuç Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 06/03/2019 tarihli ve 2018/850 E., 2019/178 Karar sayılı ilâmı ile; mirasbırakanın maliki olduğu 109 ada 43 parsel sayılı taşınmazını 30/07/2015 tarihinde ölünceye kadar bakım akdi ile davalı oğluna devrettiği, miras bırakan ile davalının dava konusu taşınmazda aynı avlu içerisinde bulunan ayrı evlerde ikamet ettikleri, davalının 30.03.2014 tarihli yerel seçimlerde muhtar adayı olduğu, ancak seçim sonucunda muhtarlığı davacının oğlunun kazanması nedeniyle davacı ile davalı arasında husumetin meydana geldiği, bu husumetin sonucunda da davalının davacının anne-babasını ziyaret etmesine engel olduğu, miras bırakanın eşi yani tarafların annelerinin 06.11.2014 tarihinde vefat ettiği, murisin eşinin vefatından sonra da aynı evde tek başına yaşamaya devam ettiği, mirasbırakaın 1927 doğumlu olup dava konusu taşınmazın devir tarihinde 88 yaşında olduğu, ancak kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olup mevcut bakım ihtiyacının...
gerçek kişilere satması, tapudaki tedavüllerin miras taksim sözleşmesine uygun olarak yerine getirilmesi karşısında tüm mirasçıların katılımı ile yapılan tarihsiz miras taksim sözleşmesinin davada dayanılan 23.01.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesinden sonra düzenlendiğinin, bu durumda da satış vaadi sözleşmesi ile taraflara yüklenen yükümlülüklerin, daha sonra tüm mirasçıların katılımı ve özgür iradeleri ile düzenlendiği anlaşılan ve tapuda da devirlere konu edilen miras taksim sözleşmesi ile ortadan kalktığının, tarafların miras taksim sözleşmesi ile satış vaadi sözleşmesinden caydıklarının (vazgeçtiklerinin), satış vaadi sözleşmesinin bozulduğunun kabulü gerekir....
Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, araç satışından kaynaklı alacak bakiyesinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalının davacı şirketten ... plakalı aracı satın aldığı, aracın davalı adına tescil edildiği ihtilafsızdır. Davacı bakiye araç bedeli ve masrafların ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise araç bedelinin ödendiğini, bakiye borcun bulunmadığını savunmuştur. Hukuki ihtilaf araç bedelinin tümüyle ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın, ispat konusunda olması nedeniyle öncelikle ispat hususuna kısaca değinilmesi faydalı olacaktır....


