WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

Davada taraf teşkili sağlanmadan yüzeysel bir araştırma ile davalının mülkiyet hakkına son verilmesi doğru değildir. Aynı zamanda bu husus AİHS'de yer alan adil yargılama hakkı ile mülkiyet hakkına saygı kuralına da aykırı düşmektedir. Davalı kayyımı Mal Müdürlüğünün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 28.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Yasal Önalım Hakkı-Önalım Hakkı Sahibi" başlıklı 732. maddesinde “Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler” hükmü düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede, önalım hakkının açık bir tarifi yapılmamakla birlikte temel prensibin mülkiyet serbestisi ve tasarruf yetkisi olduğu gözetilerek paydaşın temlik hakkı sınırlandırılırken bu sınırlandırma sınırlı tutularak sadece satım akitleri için önalım hakkı öngörülmüştür. Gerçek bir satışın konusu olmayan, satım niteliğinde olmayan pay temliklerinde yasal önalım hakkı doğmayacaktır. Önalım hakkının payın satışındaki şartlar dahilinde kullanılması gerektiğinden, payı paradan başka bir karşılıkla iktisap edenlerden, aynı şartlar yerine getirilmek suretiyle temellük etmeye imkan bulunmamaktadır....

Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. (AYM, E:2015/39, K:2015/62, 01/07/2015) Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve üzerinde tasarruf etme, onun semerelerinden yararlanma olanağı veren bir haktır. (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013) Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder. (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B....

Dava konusu ... ada ... parsel, 16.03.1988 tarihinde imar yoluyla paylı mülkiyet şeklinde miras bırakan ... ... ve ... Belediye'si adına tescil edilmiş, ... payı 28.03.1988 tarihinde bağış nedeniyle, ... Belediye'si payı 27.09.1988 tarihinde satış nedeniyle davalı ... adına tescil edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir (6100 s.lı HMK 33 m).İddianın ileri sürülüş şekline göre dava; ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payı alacağı ve miras hakkına dayalı alacak isteğine ilişkindir. Mal rejiminin tasfiyesinde katkı payı alacağı istenebilmesi için, mal rejiminin devamı süresince edinilen malların, mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olması gerekir. (TMK.235/1) Halbuki miras bırakan ... Öztin, 09.12.1992 tarihinde ölmüş, dava konusu parsel üzerindeki pay murisin ölümünden yaklaşık 5 yıl kadar önce 16.03.1988 tarihinde bağış yoluyla müşterek çocuk ...'e devredilmiştir....

Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Paylı mülkiyet halindeki bir taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu aktin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkı ileri sürülemez. (27.03.1957 tarihli, 12/2 sayılı Y.İ.B.K.) Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır. Somut olaya gelince; davalıya satıcı ....'nın payının devri 27.03.1957 tarihli, 12/2 sayılı Y.İ.B.K.'e göre yakın akrabalık (kardeş eşi) ilişkisi mevcuttur....

ın bir kısım mirastan feragat ettiğini, bunun yanında miras bırakanın sözleşmede detaylı olarak bahsedilen terekenin ödenmesi ve ifasından sonra kalan yarı miras payı hakkına mahsuben dava konusu 7998 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 18 numaralı bağımsız bölümün 160.000 Euro mahsup bedeli ile miras payı olarak tahsis edildiği hususunda anlaştıklarını, terekeye alınan 160.000 Euro tutarındaki taşınmaz üzerinde vekil edenlerinin 1/2 oranında haklarının bulunduğunu, davalının ise bunu inkar edip taşınmazın 1/2 hissesini vekil edenlerine vermediğini, öncelikle dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin kaydının iptali ile vekil edenleri adına müştereken tesciline, bunun mümkün olmaması halinde 1/2 değerine mahsuben 8.000 Euronun miras bırakanın vefatı tarihinden itibaren dövize uygulanacak faizi ile birlikte aynen, ya da bu bedele dava tarihi itibariyle ......

Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.03.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır. Olayımıza gelince ; dava konusu edilen ... ... ada ... parsel No’lu arsa vasıflı taşınmazın 4 / 5 payı taşınmazın paydaşlarından ..., ..., ... ve ... tarafından davalıya 27.12.2004 tarihinde toplam 4.000 TL bedelle satılmış, davacı da yapılan satış noter aracılığı ile bildirilmediğinden 22.12.2005 tarihinde süresi içinde açtığı işbu dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir....

Bu yorum, zilyet aleyhine daraltıcı bulunabilirse de lehine yorum yapılan kişilerin Anayasanın 35. maddesiyle korunan mülkiyet ve miras hakkı sahipleri olduğu gerçeği karşısında hukuka ve adalete daha uygun bir değerlendirme içermektedir....

Görülüyor ki, bu hükümle kişilerin çıkarlarını ../... korumak için özel hukukça mülkiyet hakkına sınırlama getirilmiş yasanın aradığı bazı koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkı sahibinin arzla ilgisi kesilerek yapı sahibine arazinin mülkiyetini talep yetkisi tanınmıştır. Demek oluyor ki, yasanın malzeme sahibine tanıdığı ilk hak; yapının kullanım alanı mülkiyetinin adına geçirilmesini talep hakkıdır.Malzeme sahibinin arazi mülkiyetinin kendisine geçirmesi için aranan şartlar ise aşağıdaki gibidir; a-Malzeme maliki iyiniyetli olmalıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanunun 3.maddesinde hükme bağlanan subjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur....

Önce belirtelim ki, iştirak halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. Medeni Kanunun 629- 631 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyet (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortakların tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan her birinin ayrı mal veya hak sahipliği olmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil ortaktır. Bu kural M.K.’nun 629. maddesinde “ortaklardan her birinin hakkının o eşya bütününe yaygın olacağı” biçiminde açıklanmıştır. İştirak halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu olan dava arkadaşlığı bulunmaktadır....

UYAP Entegrasyonu