WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

İş görenin vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacak hakları işi görülenin haksız iktisabı sayılmaz. Bu alacak hakları TBK'nın 147. maddesinde (BK 126.Mad.) sayılanlardan da değildir. Vekaletsiz iş görme halinde özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, TBK'nın 146. maddesindeki (BK 125.Mad.) on yıllık zamanaşımı süresi uygulaması gerekmektedir. (Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 04/06/1995 tarihli 15/6 sayılı İBK, HGK'nın 19/10/1960 tarihli ve 13-14 sayılı kararı....

Miras hukuku gereği, sigortalının ölümü nedeniyle intikal eden işyerine ait prim borçları, ödenmemiş ücret ve tazminatlar terekenin pasifi olarak yine mirasçılara intikal eder.Hizmet tespiti davalarındaki sorumluluklar mirasçıları ilgilendirir.İş hukukundan kaynaklanan bazı giderlerin de miras hukukuna konu olabileceği ve mirasçılardan tahsil edilebileceği kabul edilmelidir. Dolayısıyla mirasçılar ancak, görüldüğü üzere kamu hukuku ile ilişkilendirilen ve terekeye giren borçlardan ve kurum alacaklarından sorumlu tutulabilirler. Bir hak sahibinin aynı zamanda mirasçılığı da söz konusudur. Ancak her mirasçı hak sahibi olamaz. Genelde evlilik birliği içinde ölen eşler hem mirasçı hem de hak sahibidirler.Çocuklar ise, belirli bir yaş ve koşullar içinde hak sahibidirler.Sonrasında ise, sadece mirasçılıklarının sürdürebilirler....

Bu nedenle mülkiyet hakkından yoksun bırakılma iddiası, dosya kapsamı ile uyuşmadığından mülkiyet hakkından bedelsiz yoksun bırakıldığına ilişkin iddia ve buna mukabil taşınmazın rayiç bedeli kadar tazminat verilmesi yerinde değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tapunun orman olduğu gerekçesi ile iptal edilmesi durumunda hiçbir bedel ödenmemesini hak ihlali kabul etmiş, makul bir tazminat ödenmesi gereğine değinmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, makul tazminat miktarını, taşınmazın rayiç bedeli olarak kabul etmektedir (29.09.2010 tarih 2010/ 14-386 Esas 2010/427 Kararı)....

dan kalan taşınmazları kendileri ile diğer mirasçı kardeşleri ... arasında paylaştırdıklarını, mirasçılık belgesinde belirlenen payları oranında mirasçılara intikal yapılmadığını, davalıların tüm mirasçılardan vekaletname almak sureti ile taşınmazları üzerlerine geçirdiklerini, dava konusu 628 ada 1 ve 15 ile 627 ada 3 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tescil edildikten sonra 18/06/2003 tarihinde SS ...Konut Yapı Kooperatifine satıldığını, bu devir işlemleri ile kendisinin ve diğer mirasçıların miras hukukundan kaynaklanan tüm haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların satışı sebebi ile miras hakkından kaynaklı olarak 50.000 TL maddi tazminatın satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., davacı ile aralarında vekalet ilişkisi bulunmadığını, kendisinin mirasçılardan ... - ... ve ... ...'...

′ın eldeki davadan kaynaklanan 1/3 payına düşecek haklarını 04.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile ...′e temlik etmesi gerekçe gösterilip ... hakkında hüküm kurulmak suretiyle yanılgıya düşülmüştür. Hemen belirtilmelidir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. ve devamı maddelerinde düzenlenen ″alacağın temliki″ müessesesinde devri mümkün olan hak bir alacağa ilişkindir. Oysa, eldeki davada yapılan temlikin, koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkından kaynaklanan tapu iptal-tescil ve tazminata yönelik sonuç doğuracağı; başka bir deyişle, mülkiyetin nakline yol açacağı açıktır. Mülkiyetin nakline ilişkin Türk Medeni Kanunu′nun 706., Türk Borçlar Kanunu′nun 237. ve Tapu Kanunu′nun 26. maddeleri dikkate alındığında, taşınmazların mülkiyetinin devrini öngörecek nitelikteki 04.01.2018 tarihli temliknamenin yasal olduğunu ve hukuki sonuç doğuracağını söyleyebilme olanağı yoktur. Bu nedenle, temlik alan ...'in davada yasal açıdan sıfatının varlığı da kabul edilemez....

Bunun yanında bir davada o davanın esası bakımından hüküm ancak davanın sujeleri yani davacı ile davalıları için verilebilir.6100 Sayılı HMK’nun 124/3-4.maddelerinde maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir düzenlemesi yer almaktadır. Bu hukuki düzenleme doğrultusunda, dava dilekçesinde her ne kadar davalı olarak ... Endüstri Kazanları San ve Tic....

işlemleri sonucunda; Davalı tarafından yapılan 04/07/2020 tarihli ödeme tutarı 2.000,00 TL düşüldüğünde denkleştirme sonucu davacının davalıdan alacağının 51.954,01 TL olduğu, (51.954,01 — 51.953,94=0,07 TL'lik fark küsürat farkı olup, fatura bedellerinin kuruşlarının kayıtlara hatalı intikal ettirilmesinden kaynaklandığı), Davalı...İth....

Asıl dava, tapunun iptalinden kaynaklanan zararın TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini; bileştirilen dosya ise tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Şöyle ki, dava konusu taşınmaz, arazi niteliğinde olup bilirkişilerce gelir metoduna göre taşınmazın değeri belirlenmişse de bilirkişi raporunda esas alınan münavebe ürünlerinin dekar başına verim miktarları ... İl/İlçe Tarım Müdürlüklerinden, değerlendirme tarihindeki dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kg. satış fiyatları sorulmamış, dolayısı ile bilirkişi rapor içeriği denetlenememiştir....

Asliye Hukuk Mahkemesinde ...Esas sayılı dosyası ile görülen denkleştirme ve tenkis talepli dava ikame edildiğini, ancak bu tarihten sonra davalılar arasında da hisselerin inançlı işlemle devrine yönelik dava ikame edildiğini ve bu davada davalılar tarafından sunulan deliller incelendiğinde muris tarafından davalılara yapılan hisse devir işleminin geçersiz olduğunun görüldüğünü, işbu nedenle huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, dava konusu hisselerin devrine ilişkin muris ile davalılar arasında düzenlenen 29.03.1989 tarihli hisse devir sözleşmesi, satış sözleşmesinin kurucu unsurlarını içermediğinden geçersiz olduğu için hisse devir işleminin geçersizliğinin tespitini, bir an için sözleşmenin kurucu unsurları yönünden geçerli olduğu varsayılsa dahi söz konusu satış işlemi muvazaalı olması nedeniyle, murisin asıl gayesi olan bağışlama işlemi de şekil şartı eksikliği nedeniyle geçersiz olduğundan hisse devirlerinin iptali ve hisselerin müvekkiller adına yasal miras payları oranında şirket...

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 3.2.2....

UYAP Entegrasyonu