Miras hukuku gereği, sigortalının ölümü nedeniyle intikal eden işyerine ait prim borçları, ödenmemiş ücret ve tazminatlar terekenin pasifi olarak yine mirasçılara intikal eder.Hizmet tespiti davalarındaki sorumluluklar mirasçıları ilgilendirir.İş hukukundan kaynaklanan bazı giderlerin de miras hukukuna konu olabileceği ve mirasçılardan tahsil edilebileceği kabul edilmelidir. Dolayısıyla mirasçılar ancak, görüldüğü üzere kamu hukuku ile ilişkilendirilen ve terekeye giren borçlardan ve kurum alacaklarından sorumlu tutulabilirler. Bir hak sahibinin aynı zamanda mirasçılığı da söz konusudur. Ancak her mirasçı hak sahibi olamaz. Genelde evlilik birliği içinde ölen eşler hem mirasçı hem de hak sahibidirler.Çocuklar ise, belirli bir yaş ve koşullar içinde hak sahibidirler.Sonrasında ise, sadece mirasçılıklarının sürdürebilirler....
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/07/2022 KARAR TARİHİ : 30/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/02/2024 TALEP: Davacı vekili 20/07/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve beyanlarında özetle: Dava dışı müteveffa ... ve davacı arasında .......
Sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır....
Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır. Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır. Diğer bir bakış açısıyla taşınmazın mülkiyeti inanılana (alacaklıya) geçmiştir. Taşınmazda inanarak satanın (borçlu) mülkiyet hakkı kalmadığı gibi, alıcının bu mülkiyet hakkı üzerinde kurulmuş olan bir rehin hakkından da söz edilemez....
Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim,diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır. Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur....
Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.03.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacının 43249 ada 1 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, davalı tarafından 03.01.2014 tarihinde satın alınan hissenin davacıya ait önalım ... nedeniyle iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde depo ara kararının yerine getirilmediğinden bahsile davanın reddine dair verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 14....
DAVA Davacı, 44744 ada 1 parsel sayılı taşınmazda dava dışı .....Konut Yapı Kooperatifi ile paydaş iken kooperatifin taşınmazdaki payını dava dışı ..... ve ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, adı geçen kişilere karşı yasal ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası açtığını, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/669 Esas, 2013/1 Karar sayılı, 11/01/2013 tarihli kararıyla, ... ve ... hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, ... ve ... hakkındaki davanın ise kabulüyle iptal – tescile karar verilip, kararın kesinleştiğini, ancak karar henüz infaz edilmeden dava dışı ... ve ...’ın taşınmazdaki paylarını davalıya devrettiklerini, davalının devraldığı payların kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edilip kendisine verildiğini, taşınmazda hakkı olmayan davalının ediniminin iyiniyetli olmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. II....
Değerlendirme 1.Dava, önalım (şuf’a) hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle önalım hakkı ve hukuki niteliğine ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. 2. Paylı mülkiyette paydaşlar arasında ortak idare ve kullanma durumu söz konusu olduğundan paydaşların birbirlerini bilmeleri ve tanımaları önem taşımaktadır. Bu ihtiyacın gereği olarak paydaşlar arasına yabancı bir kişinin girişini engellemek, taşınmazın daha küçük parçalara ayrılmasını önleyebilmek, hisselerin mümkün olduğu kadar diğer hissedarlar elinde toplanmasını temin etmek amacıyla paylı taşınmazlarda hissedarların temlik hakkı sınırlandırılarak yasal önalım hakkı tanınmıştır. 3. Önalım hakkı taşınmaz mal mülkiyetinin kanundan doğan takyitlerinden biri olup 26.12.1951 tarihli ve 1/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında yenilik doğuran bir hak olduğu belirtilmiştir. 4....
Dava tapulu taşınmazlarda mülkiyet hakkından kaynaklanan ecrimisil isteklerine ilişkindir. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir....
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesi tarafından, parselasyon işleminin, doğrudan mülkiyet hakkına yönelik ve subjektif nitelikte bir işlem olmasından dolayı kural olarak taşınmaz maliklerince parselasyona karşı dava açılabilmesinin mümkün olduğu, uyuşmazlıkta, davacının, taşınmazların maliki olmayıp, o taşınmazların haciz alacaklısı olduğu ve alacağını tahsil etmesini engellemeye yol açan daha değersiz taşınmazların tahsis edildiği iddiasıyla bu davayı açtığı dikkate alındığında, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunmakla birlikte, bu menfaatin taşınmaz maliki gibi mülkiyet hakkından kaynaklanan bir menfaat bağı olmayıp, iddialarıyla bağlantılı bir menfaat bağı olduğu, bu nedenle davanın alacağa bağlı haciz şerhinin bahşettiği menfaat bağına ilişkin iddialarla sınırlı bir çerçevede incelenmesi gerektiği, aksi takdirde mülkiyet hakkının kullanımı ile haciz şerhine dayalı alacaktan doğan dava açma hakkı kullanımının birbiriyle çelişeceği, nitekim...


