Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK'nun m. 222). 4721 sayılı TMK'nun "kişisel malları" düzenleyen 220.maddesinin 2. bendine göre, bir eşin miras ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri kişisel mal kabul edilir. Aynı maddenin 4. bendine göre de, kişisel mallar yerine geçen değerlerde kişisel mal sayılır (ikame kuralı). Bu kanuni düzenlemelere göre, karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malın satışından elde edilen gelir ve bu gelir kullanılarak edinilen malvarlığı da kişisel mal sayılır. Karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen (miras yoluyla elde edilen) gelirin, aile birliğine ait başka malın edinilmesine katkı olarak kullanılmasında, katkı oranında kişisel mal kabul edilerek, mal rejiminin tasfiyesinde göz önünde bulundurulur....
Bunun üzerine, davacı şirket tarafından, ihale bedelinin davalı idare hesabına yatırıldığı tarih ile şirketlerine iade edildiği tarih arasındaki (24/08/2011 ile 02/12/2015) dönemde söz konusu bedel üzerinde tasarruf hakkından yoksun kalındığından bahisle, ihale bedelinin belirtilen tarih aralığındaki yasal faizi karşılığı olan 2.463.386,30-TL'nin ödenmesi istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulmuştur. Anılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz....
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının talebinin ve itirazlarının temelinde davalı şirket ortaklarından--- vefatı nedeniyle şirkette bulunan hisselerinin terekeye dahil olması ve terekenin hukuken taksim edilmiş olup olmadığı hususunun yer aldığı, mirasçılar arasında iki farklı miras bırakandan dolayı iki farklı miras ortaklığının bulunduğu; her bir miras ortaklığından kaynaklanan elbirliği ile hak sahipliğinin aynen devam ettiği; elbirliği ile hak sahipliği söz konusu olduğu için ilgili ortaklığa ilişkin kararların mirasçılar tarafından oy birliği ile alınması gerektiği; mirasçılar arasında terekenin henüz paylaşılmadığı; veraset ilamında belirlenen payların dava konusu ortaklık paylarında yapıldığı gibi; oransal bir şekilde her bir mal varlığına dağıtılması ile paylaşımın yapılamayacağı kanaatine ulaşılmıştır....
Ancak burada denkleştirme yapılırken, bir hususa daha dikkat edilmelidir. İade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihte iade kapsamını tesbitte önemli olduğu unutulmamalıdır. Zira geçersiz sözleşmenin artık ifa edilmeyeceğini bile bile haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararının artmasına kendisi sebep olacağından bu artan zararını iade borçlusundan isteyememelidir. Tüm bu açıklamaların ışığı altında somut olay incelendiğinde davacı ile davalılar arasında 24.8.1983 tarihinde iki ayrı harici sözleşme düzenlenerek ayrı ayrı 2.000.000.000'ar TL ödendiği, taşınmazında 28.11.2002 tarihinde tapuda diğer davalıya satıldığı anlaşılmaktadır. Tapudaki bu satış ile akdin ifası imkansız hale gelmiştir....
Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir....
Denkleştirme (TMK mad.230) hariç, tasfiyeye konu ...... varlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK mad.227/1). Böyle bir ......ın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK mad.227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, ......sal ya da ...... ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunul......ıdır. Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş ......larının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu ......lara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1)....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, o da olmazsa tenkis istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....
Bu nedenle mülkiyet hakkından yoksun bırakılma iddiası, dosya kapsamı ile uyuşmadığından mülkiyet hakkından bedelsiz yoksun bırakıldığına ilişkin iddia ve buna mukabil taşınmazın rayiç bedeli kadar tazminat verilmesi yerinde değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tapunun orman olduğu gerekçesi ile iptal edilmesi durumunda hiçbir bedel ödenmemesini hak ihlali kabul etmiş, makul bir tazminat ödenmesi gereğine değinmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, makul tazminat miktarını, taşınmazın rayiç bedeli olarak kabul etmektedir (29.09.2010 tarih 2010/ 14-386 Esas 2010/427 Kararı)....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Kanuni ön alım hakkı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 732 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 3. Ön alım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir....
Uyuşmazlığa konu taşınmazların hazinenin mülkiyetinde olduğu hususu çekişmesiz olduğundan, hazine, Yasalar çerçevesinde bu mülkiyet hakkından kaynaklanan tasarruf etme yetkisine sahip bulunduğu gibi maliki olduğu taşınmazlara ilişkin herhangi bir tasarrufu gerçekleştirme ya da gerçekleştirmeme yolunda zorlanmasına da olanak bulunmamaktadır. Diğer taraftan, taşınmaz maliki Yasalar çerçevesinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetkinin kamu yararı amacıyla kanunlarla sınırlanabilmesi de mümkündür. Nitekim Anayasa ve Maden Kanunu hükümleri uyarınca medenlerin aranması, işletilmesi, değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılmaları esas olduğundan, maden işletmesi konusunda üstün kamu yararının varlığı nedeniyle madenlerin anılan amaç doğrultusunda işletilebilmesinin sağlanabilmesi için Yasalarla mülkiyet hakkına sınırlandırmalar getirilmiştir....


