"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.03.2015 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 18.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.05.2017 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Davacı, kendisininde paydaş olduğu 234 parsel sayılı taşınmazda paydaşlardan... ve...'in ve...nın 19.08.2013 tarihinde paylarını ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11/04/2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06/02/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, müvekkilinin muris ...’nın ...mahallesi 26055 ada 26 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissedarı olduğunu, diğer 1/2 hisse sahiplerinin hisselerini 12.2.2014 tarihinde 3581 yevmiye ile 70.000,00 TL’ye davalıya sattıklarını, müvekkilinin Türk soyundan gelme Yunan vatandaşı olduğunu, satış öncesi ve sonrası müvekkiline ihbar ve ihtar yapılmadığını, tapu bedeli ve buna ilişkin masrafların yatırılmak suretiyle davanın kabulü ile davalının 1/2 payının iptaliyle müvekkili adına tescilini, 3....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20/05/2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu 235 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşlarından ...’nun 3/17 oranındaki payını 08.05.2014 tarihli satış işlemi ile 4.500,00TL bedelle davalı ...’a sattığını yasal bildirimin yapılmadığını ileri sürerek, önalım hakkı nedeniyle dava konusu taşınmazdaki davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir....
′ın eldeki davadan kaynaklanan 1/3 payına düşecek haklarını 04.01.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile Sadık Dönmez′e temlik etmesi gerekçe gösterilip ...hakkında hüküm kurulmak suretiyle yanılgıya düşülmüştür. Hemen belirtilmelidir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. ve devamı maddelerinde düzenlenen ″alacağın temliki″ müessesesinde devri mümkün olan hak bir alacağa ilişkindir. Oysa, eldeki davada yapılan temlikin, koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkından kaynaklanan tapu iptali-tescil ve tazminata yönelik sonuç doğuracağı; başka bir deyişle, mülkiyetin nakline yol açacağı açıktır. Mülkiyetin nakline ilişkin Türk Medeni Kanunu′nun 706., Türk Borçlar Kanunu′nun 237. ve Tapu Kanunu′nun 26. maddeleri dikkate alındığında, taşınmazların mülkiyetinin devrini öngörecek nitelikteki 04.01.2018 tarihli temliknamenin yasal olduğunu ve hukuki sonuç doğuracağını söyleyebilme olanağı yoktur....
dan davalıya bağımsız bölümler intikal ettiğini; kök murisin sağlığında, davalının murisi ...’a miras hissesine karşılık bağışlanan dava konusu 5659 ada 16 ve 17 ile 5613 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarda arsa sahibi sıfatıyla ...’a verilen bağımsız bölümlerin miras payları oranında davacılara iade edilmesi gerektiğini, davalı murisi ...'ın, dava konusu taşınmazlardaki davacıların miras paylarına isabet edecek bağımsız bölümleri davacılara iade edeceğini ölümüne kadar söylemiş olmasına rağmen, iadenin gerçekleşmediğini; davalının, tüm bağımsız bölümleri ...'...
Mahkemece, asıl davada taşınmaz ve araç kaydının iptaline yönelik talebin reddine, asıl dava ve birleşen davanın kabulü ile taleple bağlı olarak 10.000 TL.artık değere katılma alacağının dava tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan, yine taleple bağlı olarak 10.000 TL. artık değere katılma alacağının dava tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte birleşen davalılardan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen davalılar vekili ile davalı-birleşen davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. -//- Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir (6100 s.lı HMK 33 m).İddianın ileri sürülüş şekline göre asıl dava; ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde artık değere katılma alacağı, birleşen dava; aynı nedene dayalı taşınmaz, araç ve ev eşyalarından kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir....
Bu açıklamalardan olarak somut olayda; Yerel Mahkemenin iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarının nitelikçe Kurumca karşılanmayan maddi zararların tazmini davaları olduğu kabulüne göre Kurum tahsislerinin düşülmesi suretiyle davayı neticelendirmesi doğrudur. Fakat Kurumun davacı sigortalıya maruz kalınan iş kazası nedeniyle yaptığı ödeme ve bağladığı gelirlerin tenzil edilecek miktarında yanılgıya düşüldüğü açıktır. Şöyle ki; iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında önemli olan davacı kazalı yada hak sahiplerinin fazla zenginleşmesi değil davalılardan yargılama konusu iş kazası nedeniyle mükerrer yani davalılardan fazladan tahsil olmamasıdır. Bilindiği üzere Kurum(SGK) 5510 sayılı yasa kapsamında sigortalıya veya hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini ve yine kazalının istirahatli kaldığı dönemde yaptığı geçici iş göremezlik ödemesini olayda kusuru bulunan işveren ve üçüncü kişilere rücu edebilmektedir....
Ancak burada denkleştirme yapılırken, bu hususa daha dikkat edilmelidir. İade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihte iade kapsamını tespitte önemli olduğu unutulmamalıdır. Zira geçersiz sözleşmenin artık ifa edilmeyeceğini bile bile haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararının artmasına kendisi sebep olacağından bu artan zararını iade borçlusundan istememelidir.Somut olayda; davacı, satıma konu taşınmaz için ödediği satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihinde ulaşacağı alım gücünün tespiti ile tahsilini istemiştir. Kural olarak geçersiz sözleşmelerde denkleştirici adalet ilkelerinin uygulanması mahkemenin de kabulünde olduğu gibi doğrudur. Ancak, satış sözleşmesi geçerli olsa idi, davacı, sözleşmenin ifa edilmemesi halinde taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerini isteyebilecekti. Dava konusu ... İli ... İlçesi ......
Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 0l.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237 (818 s. Borçlar Kanunun 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
İncelenen dosya kapsamına göre; 1- Davanın açıldığı 26.02.2018 tarihinde davalılardan ... dava konusu taşınmazda pay sahibidir. önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarının tapudaki son kayıt malikine karşı açılması gereklidir. Kural olarak önalım bedeli, resmi satış sözleşmelerindeki bedeldir. Somut olayda; dava konusu 302 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 77/160 payının 08.02.2018 tarihinde 18.600,00 TL bedelle davalı ... ...'ya satış yapılmak suretiyle devredildiği; aynı payın ... . tarafından bu defa 20.02.2018 tarihinde 245.000,00 TL bedelle ...'e satış yapılmak suretiyle devredildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf ... ... ve ...'e husumet yönelterek yapılan ilk satıştaki bedel üzerinden önalım hakkını kullanmayı talep etmiş; mahkemece yapılan ikinci satışın muvazaalı olduğunun kabulü ile ilk satış bedeli üzerinden önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmiştir....


