WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

Ancak, burada denkleştirme yapılırken, iade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihe dikkat edilmelidir.Zira geçersiz sözleşmenin artık ifa edilmeyeceğini bile bile haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararının artmasına kendisi sebep olacağından bu artan zararını iade borçlusundan istenememelidir....

Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2 M). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır. Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur....

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu taşınmaza müvekkiline miras kalan taşınmazla yaptığı katkı yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, 2009 yılında alınan taşınmazın müvekkiline babasından miras kalan taşınmazın satışından elde edilen miras payı ve kardeşlerinin miras haklarından feragat edip miras olarak kalan paylarını müvekkiline bağışlamaları sonucu elde edilen para ile satın alındığını, miras payına ilişkin bilgi ve belgelerin delil olarak ibraz edildiğini ve bu hususun somut delillerle ispat edildiğini, bunların hesaplamada göz önünde bulundurulması gerektiğini, Mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece dava konusu taşınmazın edinme tarihindeki değerinin bilirkişi raporlarındaki gibi dikkate alınması konusundaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında taşınmazın edinme tarihindeki değerinin 163.400,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, dosya içindeki faturadan anlaşılacağı üzere taşınmazın KDV dahil bedelinin...

ın bahse konu taşınmazı miras hakkından kaynaklanan şekilde edindiğine ilişkin dosyaya muvazaaya ilişkin delil sunulmadığı; dolayısıyla dava konusu taşınmaz üzerinde ölen davacı ...'in miras hukukundan kaynaklanan hakkının bulunduğu ispat edilemediğinden 2008/18 esas sayılı dosyanın davanın açılmamış sayılmasına karar verilmeseydi dahi sonucun değişmeyeceğini, akabinde 2009/375 esas sayılı dosya kapsamında hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle verilen karar ile aynı nitelikte olacağını, davalının 2008/18 esas sayılı dosya kapsamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine neden olması kusur sayılsa dahi tazminat hukuku ilkeleri uyarınca kusur nedeniyle bir zarar doğmadığından” davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan davacı tarafından Midyat Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine......

Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda; yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk: Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....

Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237....

Daha açık anlatımla, 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıkların çözümünde bakım borçlusuna yapılan temlikin gerçek yönünün, eş söyleyişle miras bırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması önemlidir. Bunun için de, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul nedeninin bulunup bulunmadığı, bakım borçlusu ve diğer mirasçılarla ilişkileri, murisin yaşı, sağlık durumu, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır....

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/586 Esas KARAR NO : 2022/447 DAVA : Alacak (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2017 KARAR TARİHİ : 24/05/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle, davacının eşi ----- vefat ettiğini, geride mirasçı olarak eşi --- çocukları ----- kaldığını, ------ hissesinin miras olarak kaldığını, Davacının ikamet ettiği konutun, davalı---- tarafından inşa edildiğini, henüz ------ bağımsız bölümlerin üyeler adına tapuya tescil edilmediğini, kooperatifteki hisselerin hisse payları üzerinden devredildiğini veya alınıp satıldığını, mirasçıların söz konusu---- miras hisselerini davacı annelerine devrettiklerini kooperatife bildirdiklerini, ancak kooperatifin herhangi bir işlem yapmadığını, Daha sonra diğer davalı ..---- kooperatife başvurarak...

Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası davasında saklı pay sahibi olsun ya da olmasın her bir mirasçının miras payına hasren dava açması mümkündür. Ne var ki, gerek İlk Derece Mahkemesince gerek de Bölge Adliye Mahkemesince muris muvazaası hukuki sebebi üzerinde durulmadan, bu hukuki neden yönünden iddia ve savunmalar değerlendirilip deliller tartışılmadan sonuca gidildiği görülmüştür. 3.3.4. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....

UYAP Entegrasyonu