Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.09.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin ... ada, 2 parsel sayılı 10.400. m2 yüzölçümlü taşınmazda 1/3 pay maliki olduğunu,....'in payını ...'e 01/10/2012 tarihinde müvekkiline haber vermeden satış yoluyla devrettiğini, davalının satış bedeli olarak ödediği bedeli ve tapu harç masraflarını ödeyerek önalım haklarının tanınması suretiyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir....
Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....
TTK 122/5 hükmüne göre acenteye ve tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerin sona ermesi durumunda müşteri çevresinin değeri gön önüne alınarak denkleştirme talep edilebilir. Ancak Yargıtay içtihatlarına ve kanuni düzenlemeye göre taraflar bayilik sözleşmesinde bayinin denkleştirme talebine ilişkin bir hüküm kararlaştırmamışlar ise artık münhasır bayilik sözleşmesindeki gibi bir tekel hakkı söz konusu olmayan bayilik sözleşmesinin sona ermesi durumunda bayinin denkleştirmeye ilişkin talebi kabul görmeyecektir....
Davalı her ne kadar toplam 37.500,00 TL ödemenin davacının annesinden gelen miras hissesine ilişkin ödeme olduğunu savunmuş ise de, davacının hissesi ile sözleşmede belirlenen bedelin davacının ödemesi ile birbirini tutmadığı 2.737,50 TL fazla ödeme çıktığı, taraflar arasında miras hissesinin davalıya devrine ilişkin ayrı bir protokol bulunmadığı anlaşılmakla davalının savunmasına itibar edilmeyerek, bilirkişilerce belirlenen 34.762,50 TL, 16 numaralı bağımsız bölüm bakımından davacının annesinden gelen miras hissesi karşılığı bedelin davalıdan tahsili gerektiği anlaşılmıştır. 7 ve 24 numaralı parsellerin taraflar arasındaki apkis ve kura tutanağı gereğince davacı adına tescili talebinin kabulü gerektiği çekişmesizdir....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan mirasın hükmen reddi davasına ilişkin dosya getirtilerek delillerin incelenmesi ve akabinde mirasın hükmen reddi davasının iş bu davada bekletici mesele yapılmasını ve söz konusu davanın sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, TMK.nın 605/2.maddesi uyarınca miras bırakının ölüm tarihi itibariyle borca batık olup olmadığını ve davalı mirasçıların ölümden sonra miras hakkından faydalanıp faydalanmadığı miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle ödemeden acz durumunda bulunup bulunmadığı, terekenin borca batık olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediğini, üç aylık red süresinin murisin ölüm veya mirasçı, mirasçı olduğunu daha sonra öğrenmişse öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını, murisin ölüm tarihinni 17/02/2021 olmasına rağmen davanın 12/10/2021 tarihinde, vefatın üzerinden uzunca bir zaman geçtikten sonra açılmasının kötü niyetin açık...
Daha açık anlatımla, 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere bu muvazaa türünde mirasbırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıkların çözümünde bakım borçlusuna yapılan temlikin gerçek yönünün, eş söyleyişle miras bırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması önemlidir. Bunun için de miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul nedeninin bulunup bulunmadığı, bakım borçlusu ve diğer mirasçılarla ilişkileri, murisin yaşı, sağlık durumu, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır....
"İçtihat Metni" Taraflar arasındaki önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen günde davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... geldiler. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
e ait olduğu kabul edilmiş ise de; tapu kaydından da anlaşılacağı üzere davacının taşınmazlar üzerinde miras hakkından gelen hissesi olup, zarar gördüğü iddia edilen ürünler üzerinde de tasarruf hakkı bulunmaktadır. Buna göre; davacının da dava açma hakkı olduğunun kabulü zorunludur. O halde mahkemece; davacının davaya konu taşınmazlarda miras payı oranında malik olduğu kabul edilerek, işin esasına girip varılacak sonuç dairesinde karar vermek yerine yukarıdaki gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Aynî haklar, yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebileceğinden, mülkiyet hakkından kaynaklanan muris muvazaasına dayalı davaların da zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuşkusuzdur. 18. Nitekim, bu hususta Özel Daire ile mahkeme arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 tarih ve 2013/1-2302 E., 2015/1313 K. sayılı kararı ile 04.11.2015 tarih ve 2014/1-560 E., 2015/2371 K. sayılı kararında da herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süre öngörülmediğinden muris muvazaasına ilişkin davaların her zaman açılabileceği, esasen geçersiz olan görünürdeki işlemin aradan zaman geçmesi ile geçerli hale gelmeyeceği vurgulanmıştır. 19....


