WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237....

Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237....

"İçtihat Metni" Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.05.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, önalım nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, 30 parsel 282 ada, 3. kat 8 no'lu bağımsız bölümde hisse sahibi olduğunu, diğer hissedarların ağabeyinin oğlu ... ve kardeşi iken ...'...

Bundan ayrı;mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek değer artış payı alacağı ve katılma alacağı, terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir.Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, kişisel olarak (4721 s.lı TMK 599/2 m) ve müteselsilen (TMK 641 m) sorumludurlar. Her ne kadar, davacı temyize konu davaya terekenin alacaklısı sıfatıyla katılmış ise de; davacı da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan ....'ın mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde birlikte sorumludurlar....

Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....

IV- GÖRÜŞ VE GEREKÇE : Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ve müstakbel mirasçı arasında düzenlenen muhtemel miras payı hakkında vazgeçmeyi amaçlayan miras hukuku içerisinde yer alan bir sözleşme çeşididir. Mirastan feragat edenin vazgeçtiği hak beklenen hakkı oluşturur. Bu bakımdan mirastan feragat sözleşmesi ile mirasçı mirasçılığından değil beklenen bir hakkından feragat eder. Nitekim miras hakkı mirasbırakanın ölümü ile doğacaktır. Mirastan feragat sözleşmesi aynı zamanda mirasçı yönünden ölüme bağlı bir tasarruf olmayıp sağlararası hukuki işlem iken, mirasbırakan açısından ölüme bağlı bir tasarruf niteliğindedir. Mirasbırakan yönünden ölüme bağlı tasarruf hükümlerinin uygulanması, feragat ile mirasbırakanın tereke üzerindeki tasarruf imkanının genişlemesi ile açıklanır. Mirastan feragat sözleşmesi ivazlı ya da ivazsız şekilde yapılabilir. Mirastan feragat sözleşmesi ivazlı veya ivazsız şekilde yapılmasına göre hukuki olarak farklı sonuçlar doğuracaktır....

Davalılar, kredinin kullanımının hayat sigortası yaptırılması şartına bağlandığını, miras hakkından feragat ettiklerini savunarak; davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile asıl alacak ve ferileri dahil toplam 23.310,77 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin ve sair taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dava, kullanılan tüketici kredisinden kaynaklanan taksitlerin süresi içerisinde ödenmemesi nedenine dayalı, kredinin kalan taksitlerinin tamamının tahsili amacına yönelik davalı mirasçılar aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali isteğine ilişkin olup, mahkemece, mirasçı konumunda olan davalıların yasal süresi içinde mirası reddetmedikleri gerekçesi ile sonuca gidildiği görülmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) ret hakkı başlıklı 605. maddesi “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler....

Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 13.08.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkilinin paydaş olduğu 4641 ada 9 parsel sayılı taşınmazdan davalının paylar aldığını belirterek önalım hakkı nedeniyle bu payların müvekkili adına tescilini istemiştir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun'un 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237....

'ndan miras olarak kaldığını, müvekkilinin babası tarafından 25 yılı aşkın bir süre Trabzon'da işletilen ' ...' restoranı isimli iş yerinde kullanıldığını ve tanındığını, markanın yaklaşık 200 yılı aşkın bir süredir müvekkilinin, kardeşleri, babaları, amcaları ve dedeleri tarafından kullanıldığını, müvekkilinin Trabzon'daki babasından ve dedelerinden kalan ' ...' ismini İstanbul' a taşıyıp Beyoğlu İlçesinde işletmeye başladığı işletmede yaklaşık 7 yıldır bu ismi duyurduğunu ve marka değerini arttırdığını, miras hukuku ve eskiye dayalı kullanıma dayanarak, müvekkilinin zaten söz konusu ibarenin gerçek hak sahibi olup, davacının Kadıköy’de aynı isimle işletme açtığında, davalıların hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, davacının amca çocukları olup, marka tescillerini kötü niyetli olarak yaptıklarını, davacının miras hakkından kaynaklanan marka hakkı bulunduğunu ileri sürerek, “...” markasında davacının ortak hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir...

UYAP Entegrasyonu