WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

Sadece mirasdan iskat ettim, miras dışı bıraktım, bana ilgi göstermedi v.b. gibi gerekçesiz sözler yeterli sayılmamalıdır. İskat sebebi kabul edilen olayların delillerinin gösterilmesi de mirasçının iskata itirazı halinde diğer tarafa kolaylık sağlayacağından, tasarrufda yer almalıdır (MK. madde 512/2). İskat edilen şahsın iskatla mirascılık sıfatı sona erer. Ancak, iskat mahfuz hissenin tamamına ilişkin olabileceği gibi bir kısmına ilişkin de olabilir. Miras hakkından tamamen iskat olunan kimse terekeden hisse talep edemiyeceği gibi tenkis davası dahi açamaz. Kısmi iskat halinde ise, mirasçının mirascılık sıfatı devam eder. Çünkü iskat haricinde kalan saklı payın bir kısmını bu mirasçı iktisap edecektir. Mirasbırakanın mirasdan iskat ettiği şahıs lehine mal vasiyetinde bulunması da mümkündür. İskat şahsidir. İskat olunanın mahfuz hisseli füruuna şamil olamaz....

Miras bırakanın kızı ... da 586 parsel sayılı taşınmaz hakkında muris muvazaası nedene dayanarak davalılar aleyhine 6.5.1994 tarihinde 1994/201 esas sayılı davayı açtığı, yargılaması sonunda davanın reddedildiği, temyizi üzerine Dairece 21.4.1998 tarih, 2312-4949 sayılı ilamla, “...miras bırakanın taşınmazlarını satması için hiçbir neden bulunmadığı, denkleştirme değil mirasçıdan mal kaçırma iradesi taşıdığı...” hususları vurgulanmak ve davanın kabul edilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle kararın bozulduğu, bozma sonrası 1988/277 esasını alan davada bozmaya uyularak kabul kararı verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği; diğer taraftan 1988/277 esas sayılı davadan sonra miras bırakanın oğlu ... de, ...'...

in 16 RP ...., 06 HN .... ve 16 AJK ... plakalı araçlar üzerinde herhangi bir miras hakkı bulunmadığını, 16 RP 707, 06 HN T16 ve 16 AJK 307 plakalı araçlar üzerinde mirasçılık hakkından doğan mülkiyet hakkı yalnızca müvekkilime ait olduğunu, bu sebeple müvekkil şahsen Bursa 4....

Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler....

Daha açık bir anlatımla, 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır. 12. Bu nedenle, miras bırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacı mirasçılarından mal kaçırmak olmalıdır. Murisin mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmaması hâlinde 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını uygulama olanağı bulunmamaktadır. 13. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda ispat yükü ise muvazaanın varlığını iddia eden tarafa aittir....

Daha açık bir anlatımla, 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır. 13. Bu nedenle, miras bırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacı mirasçılarından mal kaçırmak olmalıdır. Murisin mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmaması hâlinde 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını uygulama olanağı bulunmamaktadır. 14. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda ispat yükü ise muvazaanın varlığını iddia eden tarafa aittir....

Davacı, bu iddia kapsamında, sözleşmede münhasırlık yetkisi bulunmamasına rağmen, davacıya bölgesel ve fiilî bir tekel hakkı verildiğini ve TTK'nın 122. maddesindeki denkleştirme tazminatı koşulların gerçekleştiğini iddia etmiştir.TTK'nın 122. maddesi acentenin denkleştirme istemine ilişkin bir düzenleme olmakla birlikte maddenin 5. bendinde "Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır" denilmektedir. Buna göre acentelik dışındaki bir sözleşme ilişkisinde denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için, sözleşme ilişkisinin süreklilik arz etmesi ve tekel hakkı vermesi gereklidir. Tekel hakkından bayilik verenin ürünlerini belirli bir yer veya bölgede pazarlama, dağıtma, satma yetkilerini sözleşme süresince münhasıran bayiye bırakması, oy yerde bu ürünün pazarlanması, dağıtımı ve satışı için başka bir kişiyi tayin etmemesi anlaşılmalıdır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 24/05/2010, 07/09/2010 ve 14/02/2011 günlerinde verilen dilekçelerle önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, birleştirilen 2010/540 Esas sayılı davanın kabulüne, birleştirilen 2011/87 Esas sayılı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 09/10/2018 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dava ile birleştirilen davalar, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat, bu da olmazsa tenkis istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir....

Davalı vasisi vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının hakkından fazlasını talep ettiğini, kiracının stopaj beyanlarına göre ölüm tarihinden takip tarihine kadar 26.800 TL tutar olduğu, davacının 4.466,66 TL talep edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir....

UYAP Entegrasyonu