WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

Davacı taraf sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle mahrum kalınan kar alacağının da tahsilini istemekte, özellikle haksız feshe yönelik olarak davalının sebep göstermeden sözleşmeyi feshetmesinin TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddiasına dayanmaktadır. Anılan kanun hükmü, "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." ilkesini düzenlemektedir....

Ecrimisil ise gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira bedeli, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybı karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler....

Eldeki davada davalı kooperatif üyesi olan davacı 2014 yılında yapı kullanım izni alınıp diğer üyeler adına tapu tescilleri yapıldığı halde eşitlik ilkesine aykırı olarak kendisine tahsis edilen bağımsız bölümün 29/01/2021 tarihinde tescil edilmiş olması nedeniyle yoksun kalınan kira gelirinin tazmini istemiştir....

, ihmale düşmeden yerine getirdiğini, davacı tarafın hat ve elektrik panosu bakımları, periyodik bakımlar, gözetim ve kontrollerin zamanında ve gereği gibi yapılmadığı şeklindeki mesnetsiz iddiaları kabul etmediklerini, reddettiklerini, mahrum kalınan kâr hayatın olağan akışı çerçevesinde, genel hayat tecrübelerine göre malvarlığında meydana gelebilecek artışların zarar verici eylem nedeniyle kısmen veya tamamen önlenmesi sonucu meydana gelen zararı ifade ettiğini, müvekkili şirketin haksız fiile neden olacak bir eylemi olmadığını, bu nedenle diğer taleplerin reddedildiği gibi yoksun kalınan kâr, gelir ve kâr kaybını da reddetmek yaşanan bu vakıaya adaletin tecellisi için bir mecburiyet arz ettiğini, niteliği gereği tehlike doğuran bir işletme işleten ya da faaliyet gösteren kişi, her ne kadar kurtuluş kanıtı getirmek sureti ile sorumluluktan kurtulamasa dahi illiyet bağını kesen sebep ya da sebeplerin var olduğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulma imkânına sahip olduğunu, bu nedenlerle...

Dava, adi yazılı satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkansız olması nedeniyle açılmış müspet zarara ilişkin tazminat davası, kabul edilmediği takdirde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satış bedelinin ve aidat ödemelerinin ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 24.12.2012 tarihinde imzalanan------bağımsız bölümün davacı tarafından davalıya satışı konusunda anlaştıkları, satış bedeli olarak davacının davalıya 271,602-TL ödeme yaptığı, taşınmazın fiilen davacıya teslim edildiği, halen davacının zilyetliğinde olduğu, ancak taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizler nedeniyle tapu devrinin yapılamadığı hususlarında taraflar arasında ihtilaf yoktur. Davalı vekili, müvekkilinin tapu devrinden kaçınmadığını, taşınmazın üzerindeki ipotek ve hacizlerle birlikte devir alınması gerektiğini ileri sürmektedir....

ın, mahkeme kararıyla davalı kooperatif üyesi olduğunun tespit edilmesi ve verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle, davacının davalı kooperatife üye olduğu düşüncesiyle yapmış olduğu ödemelerin kaşılığı olarak elde edemediği taşınmaza ilişkin hem bedelin hem de kira kaybının tahsili konusunda, davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Somut olayımızda dosya kapsamına sunulan belgeler ve alınan rapor ve ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı kooperatife üye olduğu düşüncesiyle 40.000,00 TL ödeme yaptığı tespit edilmiş fakat daha sonra dava dışı ....'ın davacı yerine davalı kooperatife üye olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacının üyelikten kaynaklı taşınmazı elde edemediği anlaşılmıştır....

Kurumu adına 1.dereceden olmak kaydıyle 22/12/2003 tarihli 60.000.000.000 TL bedelli olarak İpotek Tesis edildiği tesis edildiği, Davacı Alacaklı Banka... A.Ş'nin ... Şubesi ile Davadışı ...ŞTİ arasında, 1.000.000.000 TL Kredi limitli, Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı,Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefiller kısımında ... ve ...ŞTİ'nin müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, davalı ...'ün kredinin teminatı olarak ipotek verdiği tespit edilmiştir. ...'nin açılımına bakıldığında ise Katılım Bankacılığı terimi olarak kullanıldığı,Mahrum Kalınan Kar Payı olduğu,(Temerrüd faizi benzeri) ..'...

Buna göre alacaklı sözleşme hiç yapılmamış olsaydı hangi durumda bulunacak idi ise o duruma getirilmesini ifade eder.-------- Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. ---------- Her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle mahrum kalınan kazanç kaybı talep edilmiş ise de; anılan talebin sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle uğranılan müspet zarar olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiştir. Davacı tarafça dönme iradesi ile sözleme sona erdiğinden müspet zararın tahsilinin talep edilmesi mümkün olmadığından, davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir....

Buna göre alacaklı sözleşme hiç yapılmamış olsaydı hangi durumda bulunacak idi ise o duruma getirilmesini ifade eder.-------- Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. ---------- Her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle mahrum kalınan kazanç kaybı talep edilmiş ise de; anılan talebin sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle uğranılan müspet zarar olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiştir. Davacı tarafça dönme iradesi ile sözleme sona erdiğinden müspet zararın tahsilinin talep edilmesi mümkün olmadığından, davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir....

Bayiinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi halinde yukarıda yazılı sözleşme maddelerinde belirtildiği üzere sözleşmede yer alan yükümlülükten (mahrum kalınan kar karşılığı tazminat) ayrı olarak cezai şart da talep edilebileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu durumda davalının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu tesbit edildiğinden haksız fesih sebebiyle davacının kar mahrumiyetinden ayrı olarak cezai şart da istenebileceği anlaşılmıştır. ( Yargıtay HGK'nın 2016/19-496 esas 2016/574 karar sayılı ilamı da benzer mahiyettedir.)...

UYAP Entegrasyonu