Başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında 1.1.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK.nun 170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı”, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı 25.09.2007 tarihine kadar ise 4721 sayılı TMK.nun 202. maddesi hükmü uyarınca yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2 .maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dava konusu 652 ada 6 parsel üzerindeki 20 nolu bağımsız bölüm 26.1.2004 tarihinde davalı ... adına satın alınarak edinilmiş, 21.9.2007'de ...’ya, 30.5.2008 de ise Sudiye Koyuncu’ya tapuda satılarak devredilmiştir. Davacının talebine konu kredi ise 27.1.2004 tarihinde Garanti Bankasından çekilmiştir. Dava konusu taşınmazın edinim ve kredinin çekildiği tarih itibarıyla eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir....
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dahilde işleme rejimi hükümlerinin ihlal edildiği, geçici ithal edilen ürünlerin ihraç edilmediği, konu hakkında farklı yargı kararlarının bulunduğu, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu tahakkuklara dayanak raporlarda somut olarak rejim ihlaline yönelik tespitlere yer verilmediği gerekçesiyle işlemin iptali yönünde karar verildiği anlaşılmakla birlikte, anılan raporlar uyarınca karara bağlanan tahakkuklara karşı açılan davalar hakkında Dairemizce verilen kararlar ile … Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasının birlikte incelenmesi suretiyle yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir....
Somut olayda, vekâlet sözleşmesiyle hizmet satın alan davalı, nakliye işiyle uğraşan ve vergi kaydı olan bir kişi olup, mesleki ve ticari amaçla hareket etmekte ve vekalet sözleşmesinin konusunu da ticari davalar oluşturmaktadır. Bu nedenle; uyuşmazlığın genel mahkemede görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 06/10/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Mahallesi 35791 ada 2 parsel 5 no.lu bağımsız bölümdeki hissesini davalı taraf devre yanaşmadığı için taksim sözleşmesinin ifası amacıyla bu davanın açıldığı anlaşılmakla açılan tapu iptali ve tescil davalarında kesin yetkili mahkemenin dava konusu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. B. İlgili Hukuk 1....
Davacı ile muris Necati 11.04.1977 tarihinde evlenmişler, Necati'nin 06.03.2010 tarihinde ölümü ile taraflar arasındaki mal rejimi son bulmuştur....
Aile Mahkemesinin 2013/331 E., 2014/40 K. sayılı kararı ile boşandıklarını, müvekkilinin evlilik birliğinin ömür boyu süreceği düşüncesiyle kendi adına kayıtlı kişisel malı niteliğindeki taşınmazını 29.11.2006 tarihinde 35.000TL bedel karşılığında davalıya sattığını, satılan bu taşınmazın Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca edinilmiş mal olduğunu, taşınmazın davalıya devrinden sonra davalının çeşitli bahaneler uydurarak ailesinin yanına gittiğini ileri sürerek mal rejiminden kaynaklanan alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5....
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, dava konusu taşınmazın arsasının edinme (1973) ve binanın inşa edilme (1980'li yıllar) tarihleri 01.01.2002 öncesi olmakla, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğuna, TMK'nin 179. maddesi hükmü gereği mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanacağına, mal ayrılığı rejimi geçerli olan dönemde edinilen taşınmaz yönünden, 01.01.2002 sonrası yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK'de yer alan yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde geçerli TMK'nin 240. maddesi hükmünün somut olayda uygulanması mümkün olamayacağına, mal rejiminin tasfiyesi davalarında zamanaşımı süresi 10 yıl olduğuna, muris ... 18.08.2003 tarihinde vefat etmiş olmakla mal rejiminin sona erdiği eşin ölüm tarihi üzerinden 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 29.10.2014 tarihinde ıslah dilekçesi sunularak tasfiyeden kaynaklı alacak talep edildiğine ve davalı tarafça buna karşı zamanaşımı...
Dava, mal rejiminden kaynaklanan alacak davası ile ortaklığın aynen taksimi suretiyle giderilmesi isteğine ilişkindir. Davalılar-karşı davacılar vekili, dava dilekçesinde; açıkça 649 parsel sayılı zeytinlik için ortaklığın aynen taksimi suretiyle giderilmesine karar verilmesini istemiştir. Bu taşınmaz için gerekli başvuru ve nispi harç yatırıldığı halde aynen taksimini istedikleri 161 ada 21 sayılı parsel bakımından yöntemine uygun bir biçimde harç yatırmak suretiyle açtıkları bir dava söz konusu değildir....
Mülga 1086 sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir. Dava, menkul alım satım sözleşmesinin iptali sebebiyle sözleşme gereği mal sahibine ödenen peşinatın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında kira ilişkisi bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık gayrimenkul alım satım sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğundan uyuşmazlığın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... (...) 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 04/10/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Tüketici Mahkemesi tarafından ise eldeki olayın simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan bir dava olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun geçici 1/1. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder” hükmü karşısında davanın açılış tarihi itibariyle, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesine de olanak bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir....


