SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 17/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, itirazın kaldırılması isteminin kısmen kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalılar vekilinin davalı kiracı şirketin tahliyesi kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Örnek 13 nolu ihtarlı ödeme emri davalı kiracıya 21.07.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı icra mahkemesinden 20.08.2010 tarihinde tahliye isteminde bulunmuştur. İİK.nun 269/1. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken Borçlar Kanunu'nun 260. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 315/2) maddesinde yer alan otuz günlük ödeme süresinin geçmesi beklenmeden tahliye isteminde bulunulamaz....
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dava, kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. HMK'nın 362 nci maddesinin birinci fıkrasının b bendinde kira ilişkisinden kaynaklanan alacak davaları dışındaki davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının altında kalan davalarda verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. Dosya içeriğine göre dava tarihi itibarıyla son kira bedeli 50.300,00 TL olup 3 aylık kira bedeli toplamı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır....
Dolayısıyla bu tarihe kadar ödenmemiş olan kira bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerekirken talebin reddedilmesi doğru görülmemiştir. 2-) 6098 sayılı T.B.K.nun 316. (B.K.nun 256) maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı kanunun 334. (B.K.nun 266) maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Davacı, kiralananın eski hale getirilmesi için gerekli olan bedelin tahsilini talep etmiş, bu hususa ilişkin tanık dinletmiş, dinlenen tanıklar ise kiralananın tahliyesi sırasında mevcut olan bir takım imalatların kiralanan inşa edilirken bulunmadığını belirtmişlerdir. Bilirkişi tarafından kiralananda yapılan değişikliklerin bir kısmının kiralanana değer katan imalatlar olduğu, bir kısmının ise kiralananın aleyhine yapılan imalatlar olduğu belirtilmiş ve bu hallere ilişkin ayrı ayrı hesaplamalar yapılmıştır....
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; taşınmazın Elazığ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 07.04.2015 tarihli ve 2360 sayılı talebi üzerine 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun gereğince riskli yapı olarak belirlendiği ve yıkıldığı, taşınmazın tahliyesi ile satılması arasında illiyet bağının bulunmadığı, kiralananın idari bir işlem sonucu yıkıldığı, satılmamış olsaydı dahi kiralananın yıkılacağı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 2007 tarihinde akdedildiği, oysa yıkıma esas teşkil eden 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 31.05.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu anlamda kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra yürürlüğe giren mevzuattan kaynaklı olarak dava dışı idare tarafından tesis edilen yıkım kararı sonucu kiralananın tahliyesinde davalılara atfedilebilecek herhangi bir kusur...
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dava, itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. HMK’nın 362 nci maddesinin birinci fıkrasının b bendinde kira ilişkisinden kaynaklanan alacak davaları dışındaki davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının altında kalan davalarda verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir....
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
O halde mahkemece, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, ekonomik koşullar, taşınmazın bulunduğu yer, taşınmazın nitelikleri, davalının mesken olarak kullandığı hususları da gözetilerek kiralananın ne kadar sürede satılabileceği tespit edilerek, taşınmazın gösterimine bu süre ile sınırlı olarak ve davalının iş ve beşeri ilişkileri de göz önüne alınarak izin verilmesi gerekirken bu konuda araştırma yapılmadan yazılı şekilde eksik araştırmayla karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
A......... ile birlikte kullandığını, davanın tüm mirasçılara karşı açılması gerektiğini, kira sözleşmesinin süresiz olmadığını, 6570 Sayılı Kanun gereğince bir yıl süre ile yenilendiğini, 1.5.2008 tarihinde sona ereceğini, sözleşme devam ettiğinden ve müvekkili tüm edimlerini yerine getirdiğinden davacının tahliye davası açma hakkının bulunmadığını, davanın kira parasını artırmaya yönelik açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Borçlar Kanunu’na tabi süresiz sözleşmelerde feshi ihbar süresi bu kanunun 262. maddesi hükmüne göre belirlenir. Anılan madde hükmü gereğince süresiz sözleşmelerde üç ay önceden kiracıya feshi ihbar tebliğ ettirilmesi ve o dönem sonunda dava açılması gerekir. Altı aylık dönemin birinde tebliğ ettirilen feshi ihbar ancak bu dönem sonunda dava açma hakkı verir. Bu feshi ihbar sonraki dönem için kullanılamaz....
Yasa, süre bitiminden itibaren ecrimisil alınacağını hüküm altına aldığından, 2886 Sayılı Yasanın 1.maddesi uyarınca usulüne uygun yeni bir sözleşme yapılmadıkça kiracıyı fuzuli şagil kabul etmek gerekir. Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İl Özel İdareleri ve belediyeler 2886 Sayılı Yasa uyarınca kiraya verdikleri taşınmazlarını, kira süresi sonunda, işgal ne kadar süre devam ederse etsin kiralananın 6570 Sayılı Yasaya ya da Borçlar Kanununa tabi olup olmadığına bakılmaksızın her zaman gerek mahkemeden gerekse mülkiye amirinden tahliyesini isteyebilirler. Ecrimisil olarak alınması gereken paranın “kira parası” adı altında alınmış veya ödenmiş olması, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelmez. Taraflar arasında düzenlenen 01/07/2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda, taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır....


