İcra Mahkemesinin 2011/271 esas sayılı dosyasında ödeme emrinin tebliğ tarihinin 22.06.2011 olarak kabulüne karar verildiği gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacı ve davalının iddia ve savunmaları doğrultusunda gerektiğinde mahallinde keşif yapılmalı,bu mümkün olmaz ise uzman bilirkişilerden rapor alınarak kiralananda hasar meydana gelip gelmediği,hasar meydana gelmiş ise hasar kalemlerinin ayrı ayrı belirlenmesi,tespit edilecek hasarların kiracının hor kullanımından mı yoksa davacının iddia ettiği gibi taşınmazın yapımı ve su tesisatındaki eksikliklerden mi kaynaklandığının ayrıntılı olarak tespit edilmesidir. Bu nedenle mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere inceleme ve araştırma yapılarak,tarafların diğer delilleri toplanıp değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir....
Davalı, kapı açmak için 4 Mart 1988'de kiraladıktan hemen sonra idareye dilekçe verdiğini ve izin belgesi olduğunu, ancak müracaatında belgeyi bulamadıklarını mahsende veya S… … kağıt fabrikasında olabileceğini söylediklerini, bu belge için şahitleri olduğunu, yine de duvarı yeniden ördüğünü, A… … Ö… …'ın resmi müracaatla faaliyetine son verdiğini, Dış Ticaret Müsteşarlığı izin vermediği için kuyumcu olarak kullanamadığını ve 25 yıldır davacının bunu bildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Borçlar Kanununun 256.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir....
ücreti ödenmediğini,1 Mayıs ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dışında tüm resmi ve dini bayramlarda çalıştığını, davacıdan alınan senedin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır....
.; ... yerini kullanılabilir bir şekilde davacıya kiraladığını, davacının ... potansiyelini tutturmaması üzerine izin almadan yaptığı işlerin karşılığını almak istediğini, yapılan tadilatlarla yaklaşık bir yıl taşınmazı kullanıp kiralanandan faydalandığını, taşınmazı satması nedeniyle hak ve borçların taşınmazı devralan diğer davalıya geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ...; ... yeri ihtiyacı nedeniyle taşınmazın tahliyesi için davacıya ihtarname gönderdiğini, davacının taşınmazdan ... yeri ruhsatı almadığı için değil ihtiyacından dolayı tahliye ettiğini, yapılan masrafların kiraya verenin muvafakati olmaksızın davacının kendi isteği çerçevesinde yapıldığını, malzemeleri ve yaptığı tadilatları tahliye ederken söküp götürdüğünü ve kiralananı kullanılamaz hale getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III....
kârın belirlenmesi ve hakim tarafından belirlenen bu mahrum kalınan kâr üzerinden davacı kiracının bu yeri işletmemesi nedeniyle uğrayabileceği risklerden uzak kalması nedeniyle hakkaniyete uygun bir indirim yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar değerlendirilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, Mahkeme kararı bozulmuştur....
Kiralananı tahliye ettiğini ileri süren davalı anahtarı kiralayana teslim ettiğini kanıtlayamamıştır. Anahtar teslimi kanıtlanamadığına göre kira ilişkisinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece istemin kabulü ile itirazın iptali ve tahliye kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 8.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
O halde İlk Derece Mahkemesince; davalı kiracı tarafından tek taraflı olarak davacı kiraya verene gönderilen fesih ihtarının haklı nedene dayanmadığı, diğer bir anlatımla kiralananı süre bitmeden tek taraflı olarak tahliye etme hak ve yetkisi tanınmamasına rağmen, davalı kiracının, davacı kiraya verenin rızası olmaksızın ve haklı bir nedene de dayanmaksızın sözleşmeyi feshederek kiralananı tahliye etmiş olmasının sözleşmeye aykırı davranış teşkil ettiği, bu nedenle davalı kiracının anahtarı teslim ettiği tarihe kadar olan kira bedeli ile bu tarihten itibaren kiralananın aynı şartlarda kiraya verilebileceği makul süre kira bedelinden sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle davalının sorumlu olduğu kira bedellerinin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1....
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Davacı kiracı kiralananı tahliye ve teslim etmemiş olup, dava tarihi ve yargılama aşamasında tasarrufunda bulundurduğundan kira bedellerinden sorumludur. Bu nedenle peşin ödediği kira bedelinin iadesini ve depozito bedelinin iadesini isteyemez. Mahkemece yukarıda izah edilen nedenlerle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


