Davacı kiracı kiralananı tahliye ve teslim ettiği tarihe kadar taşınmazda tasarrufunda bulundurduğundan kira bedellerinden sorumludur. Bu durumda yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin 2. maddesindeki düzenlemeye göre davacının talepleri mahkemece değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru değildir. 3-Davalılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davalı borçluların takibe yasal süresi içinde itiraz etmesi üzerine açılan işbu davada mahkeme, davanın reddine karar vermiş ise de, davalılar kendisini davada vekil ile temsil ettirmiş olup davanın reddine karar verildiği halde davalılar yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken, mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığından, hükmün bozulması gerekmiştir....
Buna göre mahkemece, davacı tarafın faturalarını sunduğu ve bilirkişilerle birlikte yapılan keşifte mahallinde var olduğu, davalı tarafça benimsendiği tespit edilen, faydalı ve zorunlu olduğu bilirkişilerce belirlenen imalatların değerini kalan sözleşme süresiyle orantılı şekilde yıpranma payı da düşülerek yapılacak hesaplama doğrultusunda talep edebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken davanın sözleşmede yer alan hüküm nedeniyle tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Davacı vekili davacının, 15.08.2005 tarihli ve 6 yıllık sözleşmeyle davaya konu villayı yıllık 13.000 USD karşılığı kiraladığını, ilk iki yılın kirasının bakım ve onarıma mahsup edileceğini, 3. yılın kirasının 3 eşit taksitte, 4, 5 ve 6. yılların kirasının ise 1 Ekim günü peşin ödeneceğini, yine davacının kısıtlıya ait olan kiralananı vesayet makamından izin alarak alt kiraya verdiğini, sözleşme 2011 yılında sona ereceğinden durumu davalı tarafla konuşup, sözleşmenin sezonluk uzamasını istediğini, davalı yanın da kabul ettiğini ancak sezon bitiminde 09.01.2012 tarihinde davalı vasisinin ihtar çekip taşınmazın tahliyesini istediğini, davacının da ihtara uyarak taşınmazı tahliye ettiğini ve o an kiralananda bulunan alt kiracı Ö. U tarafından anahtarın vasi H.. T..'...
Kira sözleşmesinin 4. maddesinde, kiraya verenin inşaat ruhsatının alınmasından itibaren en geç mücbir sebeplerin haricinde 18 ay içinde kiralananın teslim edileceği, her halukarda kiraya verenin, belirtilen teslim süresi içinde herhangi bir zamanda en az 3 ay önceden kiralananın kesin teslim tarihini yazılı olarak bildireceği, kiraya verenin kesin teslim tarihini 3 ay önceden bildirmesi ancak bu 3 ay içinde kiralananı teslim edememesi veya 8 haftalık süre içinde yapı kullanma izin belgesini alarak kiracıya tevdi edememesi durumunda kiraya verenin kiracıya teslimde veya yapı kullanma izin belgesinin alınmasında gecikilecek her bir tam hafta için 35.000 Euro cezai şart bedeli ödeyeceği düzenlenmiştir. Davacı kiracı, kesin teslim tarihi olarak 06/07/2007 tarihinin bildirildiğini belirterek bu tarihten itibaren 23/05/2008 tarihine kadar işlemiş cezai şart alacağının tahsilini talep etmektedir....
BK 249.maddesi hükmü gereğince kiralayan kiralananı kira süresi müddetince kiralanan amaca uygun olarak bulundurmak zorundadır. Davacı bu işle ilgili yükümlülük ve sorumluluğu üzerine almış değildir. Dava konusu uyuşmazlıkta kiraya verilen taşınmazda baca tesisinin neden oluşturulamadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. O halde mahkemece söz konusu işyerinde baca tesisinin mümkün olup olmadığının, bacanın havalandırma boşluğundan geçirilmesinin uygun olup olmadığının, binanın dış cephesinden geçirilmesinde ise kat maliklerinin ve imar mevzuatının engel oluşturup oluşturmadığının, ruhsat verilip verilmeyeceğinin ilgili mercilerden araştırılarak ve mahkemece mahallinde uzman bilirkişiler tarafından keşif icra edilmek suretiyle tesbiti ile hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir....
Bu nedenle mahkemece davanın akde ayrılık teşkil eden eylemlerin giderilmesi için süreli ihtar çekilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacının uzun süredir aykırılığı bildiği buna rağmen ses çıkarmamak suretiyle bu şekilde kullanmaya zımnen izin verdiği yani buna rıza gösterdiği gerekçesi ile davanın reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan hükmün 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 438./son maddesi gereğince yukarıda belirtilen bu değiştirilmiş gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, 12/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacının çalışma süresi boyunca hiç ücretli izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, hakimin 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; Mahkemece, davacı asilin çalışma süresi boyunca ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı konusunda beyanı alınması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır....
Davacının çalışma süresi boyunca hiç ücretli izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, hakimin 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; Mahkemece, davacı asilin çalışma süresi boyunca ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı konusunda beyanı alınması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır....
(BK. md. 249/2) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 301. maddesinde de kiraya verenin, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir....
Böyle olunca mahkemece, taraf delillerinin usulüne uygun ve kendisince toplanması ve davalının kiralananı kiralama amacına uygun bulundurma zorunluluğu da gözardı edilmeden sonucuna uygunbir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde verilen kararın bozulması düşüncesinde olduğumdan ... çocunluğun kararına katılamıyorum....


