Bunun dışında davadaki istek kalemleri arasında kira parası sebebiyle borçlu bulunulmadığının tespiti ve bulunduğu halde bu isteğin de bir gerekçe gösterilmeden reddi doğru görülmemiştir. Yapılan bu açıklamalara göre mahkemece yapılması gereken iş; HUMK’nun 388. maddesinin 3. fıkrası göz önüne alınarak yanlar arasındaki sözleşmenin icra edilmemesinde veya natamam icrasındaki kusurun kimde olduğunun gerekçeleri ile saptamak ve bunu karar yerinde göstermek davadaki istek kalemlerini saptanacak kusura göre hüküm altına almak veya reddetmek olmalıdır. Değinilen tüm bu yönler bir yana bırakılarak ve gerekçesi gösterilmeksizin bazı istek kalemlerinin kabulü, bazılarının ise reddedilmiş olması doğru değildir. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır....
Maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan ceza tutarı borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını mucip olacak ise indirim isteyebileceği uygulamada kabul edilmektedir....
Türk Borçlar Yasasının 304. maddesi uyarınca kiralananın önemli ayıplarla teslimi halinde borçlunun temerrüdüne veya kiraya verene kiralananın sonradan ayıplı duruma gelmesinden doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabileceği, TBK.nun 307. maddesi uyarınca da kiracı kiralananın kullanımına etkileyen ayıpların varlığı halinde bu ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden itibaren ayıbın giderilmesine kadar geçen süre için kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını, TBK.nun 308. maddesinde kiraya verenin kusurlu olmadığını ispat etmedikçe kiralananın ayıplı olmasından doğan zararları kiracıya ödemekle yükümlü olduğu hususları düzenlenmiştir.Somut olayda; her ne kadar davalı kiraya veren, kira sözleşmesinin imzalanması esnasında kiralananın riskli yapıda olduğunu bilmediğini beyan etmiş ve Mahkemece riskli yapıdan kaynaklı 6306 Sayılı Yasa şerhinin sözleşme başlangıcından iki yıl sonra 18.03.2015 tarihinde konulduğu belirtilerek davalının bir kusurunun bulunmadığına...
Ç.. ile davacı arasında yapılan 23.07.2008 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalı M.. K..'...
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile : davacı taraf ile müvekkil şirketin dava dışı diğer ortakları arasında -------- imzalandığını, bu sözleşme ile taraflar, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere toplam üç adet taşınmazın kurulacak bir şirket tarafından işletilmesi konusunda anlaşıldığını, kurulan bu şirket davalı müvekkil----------kurulacağı ile binaların kullanım haklarının müvekkil şirkete kira bedelsiz olarak verileceği imza altına alındığını, bahsi geçen kiracı üçüncü kişi ------ödememesi sebebiyle, davacının muvazaalı olduğunu iddia ettiği ve----- imzalanan şahsi kira sözleşmesine dayanılarak tahliye edildiğini, işbu kira sözleşmesinin şirkete hakkı olan kira bedellerini gereği gibi ödemeyen kiracıyı tahliye etmek amacıyla imzalandığını, tahliyeye ilişkin tüm süreçlerin davacı tarafından yürütüldüğünü, ------- tarihli şahsi kira sözleşmesinden herhangi bir kira tahsilatı yapılmadığını, -----raporlarında da, herhangi bir usulsüzlüğü gösterir kayıdın bulunmadığını, davacının...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhinde yazılı sözleşme ile kiralanan taşınmazın kira süresinin bitmesi nedeniyle başlatılan tahliye istemli ilamsız takipte borçlu vekili, takibin ve tahliye emrinin iptali istemi ile İcra Mahkemesine başvurmuş, mahkemece itirazın icra müdürlüğüne yapılması gerektiği nedeniyle takibin görev yönünden reddine karar verildiği görülmüştür. Takip şekli itibariyle İİK'nun 274/1. maddesi uyarınca itiraz etmek isteyen kiracının itirazını tahliye emrinin tebliğinde itibaren 7 gün içinde icra dairesine bildirmesi gerekmektedir....
ve birleşen dosya davalısı ... hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin davacının şahsı ile ilgili haksız fiil ikası dosyaya yansımadığından reddine, davalı ... aleyhine açılan iş bu dosyada ve birleşen dosyada ....000.000 TL kira zararı olduğu, kira ile ilgili herhangi bir belge sunulmadığı, bilirkişi raporlarının belgesiz hali ile düzenlendiği, bu nedenle %80 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçe gösterilerek, 202.000 TL'nin 06.06.2002 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmektedir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir....
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/178 D.İş sayılı dosyasında tespit edildiğini ileri sürerek; müvekkili tarafından sözleşmeye istinaden ödenen 1.274.400,00 TL kira bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müvekkiline iadesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacı vekilinin aynı zamanda müvekkili şirketin de vekili olduğunu, idari yargıda devam eden bir dava nedeniyle dava konusu sözleşmenin düzenlendiğini, müvekillerinin bu sözleşmeden dolayı gerçekte hiçbir yükümlülüğünün olmadığının karşı tarafça bilindiğini, müvekkillerinin davaya devam etmemesine karşılık ödenecek bedelin görünürde yapılan dava konusu sözleşme ile yapılması gerektiği konusunda ikna edildiğini, sözleşmenin gerçek bir sözleşme olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III....
yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/02/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Sanık hakkında hükmolunan 7 ay hapis ve 90 gün karşılığı adli para cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapılırken hapis cezasının 5 ay 25 gün, adli para cezasının ise 75 gün olarak belirlenmesi gerekirken 5ay hapis ve 25 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilmesi, ardın kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlardan para cezasına dönüştürülmesi sırasında bu kez 5 ay 25 günün esas alınması suretiyle hükümde çelişki yaratılması, gün adli para cezasının ise hatalı bir şekilde 25 gün üzerinden para cezanı dönüştürülmesi suretiyle hata yapılması hapis cezası bakımından sonucu değiştirmediğinden, gün adli para cezası bakımından ise aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır....


