Bu durumda mahkemece meydana gelen felaket nedeniyle kira parasından yapılması gereken indirim miktarı belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca sözleşme şartlarına da müdahale edilerek taraflarca sözleşmede aylık olarak ödenmesi kararlaştırılan kira parasının hasat sonunda yıllık olarak ödenmesine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 19.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
-TL.sına ulaştığını, aynı handa emsal işyerlerinin kira bedellerinin 800.-TL.sı civarında olduğunu, fahiş kira bedelinin dava tarihinden itibaren aylık 1.000.-TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kiralayan Vakıf vekili taraflar arasında imzalanan 01.11.2016 başlangıç tarihli kira sözleşmesi hükmü gereğince açılan kira bedelinin tespiti davası sonucunda 01.01.2007 - 01.11.2007 tarihleri arasında geçerli olmak üzere aylık kira bedelinin 1.524,45.-TL olarak tespitine karar verilmiş olduğunu sözleşme hükümlerine göre arttırım yapıldığını, indirim talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını bildirmiştir. Mahkemece 01.11.2014 tarihinden itibaren aylık kira parasının net 1.000.-TL (brüt 1.375.-TL) olarak tespitine karar verilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 17.818,93 TL kira alacağının tahsili için tahliye istemli olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsili istenilmiştir. Mahkemece konusu kalmayan tahliye ve itirazın iptali istemleri hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av ..., temyiz eden davalı ... ile vekili Av. ... geldi....
Davacı tahliye istemli olarak 14.08.2014 tarihinde başlattığı icra takibinde, geçmiş dönemden kalan bakiye kira alacağı 5.000,00 TL ile aylık 1.650,00 TL’den 2014 yılı Temmuz ve Ağustos ayları kira bedeli 3.300,00 TL olmak üzere toplam 8.300,00 TL’nin faiziyle tahsili isteminde bulunmuştur. Davalı borçlu vekili süresi içinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinde, alacaklının kendisinden talep ettiği gibi bir alacağı olmadığını, bahse konu borcun ödendiğini, kira bedelinin 1.450,00 TL olduğunu, ancak alacaklının kira bedellerinin 1.700,00 TL olarak ödenmesini talep ettiği, kendisinin kabul etmemesi üzerine de böyle bir yola başvurduğunu ileri sürerek takibe itiraz etmiştir. Davacı vekili 26.02.2015 tarihli dilekçesinde, takip talebinde bildirilen bakiye kira alacağının 2012 yılı Ağustos ayı ile 2014 yılı Haziran ayı arasında eksik ödenen kira alacağına ilişkin olduğunu bildirmiştir....
Bu halde mahkemece kira başlangıç tarihine yakın tarihli emsal kira sözleşmeleri temin edilerek ve mahallinde farklı bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılmak sureti ile bilirkişi raporu alınarak raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de belirlenen kira bedelinden kiracının uzun süreden beri oturduğu eski kiracı olduğu nazara alınarak TBK 51, 52 (BK 43,44) maddesi gereğince kiracı lehine %10-20 oranında bir hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken %10 dan daha az bir indirim yapılarak kira bedeli belirlenmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır....
Nitekim, davalı kiracı da kiranın arttırıldığını davacıya bildirmiş, davacı da arttırılan kira bedeli üzerinden icra dairesine ödemede bulunmuştur. Dolayısıyla, kira parasındaki indirimin arttırılan kira miktarından yapılması gerekir. Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş, her iki parsel bakımından kuraklığın olduğu 2006-2007 yıllarında sözleşmede kararlaştırılan kira parasından “felaketli vakalar” sebebiyle tenzili gereken miktarı bilirkişiye inceletmek, ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, bu şekilde bir veri sağlandıktan sonra gerekirse Türk Medeni Kanununun 4.maddesinin hakime tanıdığı takdir yetkisini de kullanarak her iki parselin tenzil edilmiş kira parasına hükmetmek, bunu yaparken davacının 19.07.2010 tarihli dilekçesindeki taleplerini ve arttırılan kira parasını gözetmek, istemi bütün bunların sonucuna göre bir karara bağlamak olmalıdır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır....
Mahkemece, bilirkişi raporu ile belirlenen kira bedelinden hak ve nesafet indirimi yapılarak aylık brüt kira 80.000,00 TL, yıllık brüt kira ise 960.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece, davalının eski kiracılığı gözetilerek daha uygun oranda hak ve nesafet indirimi yapılması gerekirken, herhangi bir gerekçe bildirmeksizin Yargıtay'ın istikrarlı uygulamalarınca benimsenen %10 oranının altında kalacak şekilde indirim yapılarak tespit kararı verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....
Kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 6. maddesinde “Kiracı kontrat bitiminde kira rayiç bedelinin yıllık TEFE-TÜFE ortalamasında artışını şimdiden kabul eder.” düzenlemesi mevcuttur.Anılan hüküm uyarınca beş yıl süre boyunca kira bedelinin aylık 1.500,00 TL olarak kararlaştırıldığı, kira artışının beş yıl süre sonunda yapılacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile artışlı kira üzerinden hesaplama yapılması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'na 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından, davalı belediyeden kiralamış olduğu … Mahallesi … ada, … parsel ve … ada … parsel üzerinde bulunun otel niteliğindeki taşınmazlarına ilişkin olarak 30/07/2020 son ödeme tarihli kiradan 779.842,93-TL+KDV borcun bulunduğuna dair … tarih ve … sayılı işlemin, 30/07/2020 son ödeme tarihli Kira+KDV+Gecikme Zammı içerir borçtan ayrıca indirim yapılmayacağına dair … tarih ve … sayılı ihtar yazısının ve tebliği işleminin ve vadesi geçmiş tüm kira+gecikme zammı+KDV bedellerinin … tarih ve … sayılı yazıda belirtilen süre içerisinde ödenmesi, aksi halde cebri icra işlemi yapılacağına dair … tarih ve … sayılı işlemin davalı idare ile davacı arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklandığı, hukuki irdelemesinin özel hukuk alanında hüküm ve sonuç doğuran ve sözleşme hükümlerine tabi olan Türk Borçlar Kanunu, vb. hükümlerine dayalı olarak yapılması gerektiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari...
Davacılar hisse devir tarihine işlemiş kira bedellerinin ödenmemesi veya azaltılması, mevcut kirada indirim yapılması inancıyla işletmeyi devraldığını, bu hususun sözleşmenin esaslı unsuru olduğunu, davalının bu edimini yerine getirmediğini, böylelikle sözleşmeyi yapmaktaki temelin ortadan kalktığını belirterek sözleşmenin iptalini talep etmekte ise de taraflar arasındaki ön sözleşmede hisse devir tarihine kadar şirketin ödenmemiş kira borçlarının bulunduğu, ancak bu borçların ödenip ödenmeyeceği, indirime gidilip gidilmeyeceği hususunda muallak bir durum olduğu açıkça belirtilmiş, birikmiş kira bedellerinin ödenmesi halinde her halükarda devir bedelinden düşüleceği kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla devir sözleşmesinin yapıldığı sırada davacı ödenmeyen kira borçlarını bildiği gibi ödenmeyen kiralardan şirketin sorumlu tutulabileceğini bilerek devir sözleşmesini imzalamış ve işletmeyi devralmıştır....


