Bu durumda mahkemece kira ilişkisinin başından itibaren davacı alacaklıya ait banka hesap hareketleri getirtilerek yapılması gereken ödemelerden yapılan ödemeler düşülmek suretiyle 2013 yılı Ekim, 2014 yılı Eylül ve Ekim, 2015 yılı Ekim aylarına ait kira bedellerinin ödenip ödenmediği üzerinde durularak sonucuna göre itirazın kaldırılması ve tahliye davası hakkında karar verilmesi gerekirken kira asıl alacağının ödenmiş olması gerekçesiyle kira alacağına ve tahliyeye ilişkin istemin reddine karar verilmesi doğru değildir....
Davalı kiralananı görerek ve mevcut durumu kabul ederek davacıyla kira sözleşmesi akdettiğinden, halı sahada soyunma kabinleri ve duşların olmadığı gerekçesi ile kira bedelinde ayıp nedeniyle indirim yapılması taraflar için bağlayıcı olan sözleşme ve TBK hükümlerine aykırıdır. Kaldı ki; dava konusu halı sahanın bu eksikler nedeniyle kullanılamadığı ve kullanılmasının engellendiği de iddia ve ispat da edilememiştir. Bu durumda kira bedelinde indirim yapılmadan davalının sorumlu olduğu kira bedelinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. 2-Davacının icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir....
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek, mecurun kira bedelinin 15.07.2014 tarihinden itibaren aylık brüt 8.568-TL olarak tespitine karar verilmiştir. Davacı kiraya verenin harç ve vergiden muaf olduğu, vergi ve stopaj sorumlusu olmadığı dikkate alınarak bilirkişi kurulu tarafından net olarak belirlenen kira bedelinden mahkemece makul seviyede eski kiracılık nedeniyle hak ve nesafet indirimi yapılarak sonucuna göre net kira bedelinin tespitine karar verilmesi gerekirken yaklaşık % 28 oranında fazla indirim yapılması süretiyle yazılı şekilde brüt olarak kira bedelinin tespitine karar verilmesi doğru değildir....
Yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporunda, alışveriş merkezinin kapatisesinin % 50 azalmış olduğu, alışveriş merkezinin genel doluluk oranı, müşteri giriş çıkışına dayalı alışveriş kapasitesi ve buna bağlı olarak davacının günlük cirosunun % 30 oranında azaldığı, bu oranda kira bedelinden indirim yapılması halinde aylık kira bedelinin 10.108,10 USD + KDV, kira sözleşmesindeki % 3 artış oranı ilavesi ile 10.514,34 USD+KDV olacağı bildirilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kira bedelinin dava tarihi olan 28/12/2010 tarihinden itibaren aylık 10.108,10 USD+ KDV olarak tespitine karar verilmiştir. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 08/06/2006 tarihli ve dokuz yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin üçüncü maddesinde “kira bedeli her yeni dönem yılında % 3 oranında artırılacaktır." hükmüne yer verilmiştir....
Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir. Takip dayanağı kira sözleşmesinde kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına dair düzenleme yer almamaktadır. Bu durumda somut olayda muaccel aylar kira alacağının takip konusu yapılması mümkün değildir....
gözetilmeli, bilirkişi raporu mahkemece somut gerekçeler ışığında re'sen değerlendirilmeli, hak ve nesafete uygun (kiracının eski kiracı olduğu gözetilerek bilirkişi kurulunca belirlenen bedelden bir miktar indirim yapılarak) kira hakimce saptanmalı iken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek, hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
CEVAP Davalı borçlu kiracı cevap dilekçesinde; davacı alacaklı tarafından yapılması gereken ruhsat alma, tadilat vesair masraflar nedeniyle kira borcunun bulunmadığını, davacı alacaklı tarafından itirazın kaldırılması talebinde bulunulmasının TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğunu, takibin kötü niyetli olarak başlatıldığını, takibe konu edilen kira bedellerinin kısmen davacı alacaklının yetkilisine elden olacak şekilde, kısmen de diğer alacaklılara ödendiğini, İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/583 Esas sayılı dosyasında açılan kira bedelinde indirim yapılması davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddi ile davacı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. III....
Kök bilirkişi raporunda; taşınmazın serbest piyasa ve emsal değerler dikkate alınarak 25/05/2008 tarihi itibari ile aylık kira bedelinin 5.190TL olacağı, 25/06/2008 başlangıç ve 30/09/2011 bitiş tarihleri arasında tespit edilen bedele üfe endeks oranına göre yapılan artış doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre, tahakkuk eden kira bedelinin 235.195TL olacağı ve bu bedelden en az %50 oranında indirim yapılması gerektiği, buna göre de miktarın 117.597,50TL olduğu belirtilmiştir....
Hak ve nesafete uygun kira belirlenirken en son ödenen aylık kira bedeline endekse (ÜFE) göre artış yapılarak belirlenen kiradan daha düşük olmayacak şekilde taşınmazın boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği brüt kira bedelinden, davalının eski kiracı olduğu gözetilerek hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılması gerekir. Olayımıza gelince; Taraflar arasında 20/08/2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından tespiti talep edilen 20/08/2013 dönemi hak ve nesafet dönemi olup mahkemece hak ve nesafete göre belirleme yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Ne var ki davalının kiracılık süresi düşünüldüğünde mahkemece yapılan hak ve nesafet indirimi fazla olup hakkaniyete uygun değildir. Öte yandan yukarıda da izah edildiği üzere brüt kira bedeli belirlenerek kira parasının tespit edilmesi gerekmektedir....
Bunun için dava konusu yerin yeniden kiralanması halinde getirebileceği kira parası bilirkişiler tarafından brüt olarak belirlenmelidir. Böyle bir belirleme yapılırken, benzer yerlerin kira sözleşmeleri incelenmeli (taraflardan emsal göstermelerini istemek ya da re'sen emsal araştırması yapmak suretiyle); dava konusu yer ile ayrı ayrı karşılaştırılmalı, kira parasına etki eden hususlar üzerinde de ayrıca durulmalıdır. Bilirkişi tarafından brüt olarak bildirilen bedelden kiracının eski kiracı olduğu da gözetilerek hak ve nesafet indirimi yapılmak suretiyle sonuca gidilmelidir. Somut olayda; Bilirkişi raporu doğrultusunda kiralananın boş olarak kiraya verilmesi durumunda serbest koşullarda getirebileceği kira bedeli tespit edilse de, davalının eski kiracı olduğu da gözetilerek belirlenen kira bedeli üzerinden hak ve nesafet indirimi yapılması gerekirken, bu indirim yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....


