Görüldüğü üzere takip dayanağı olan beş yıllık kira sözleşmesinde, her ne kadar 10.000,00 TL olan beş yıllık kira bedelinin nakden ve peşin olarak alındığı yazılı ise de, aynı tarihte yapılan ikinci sözleşmede, “önceki verilen beş yıllık senedin iptal edilmiş olduğu” açıkça belirtildiğinden, davacı iptal edilen ilk sözleşmeye dayanarak alacak talebinde bulunamaz. İkinci sözleşmenin 3. maddesinde sözü edilen, “İcar bedeli olan paranın tamamını peşin olarak aldım. Bakiye alacak kalmadı.” İfadesindeki paranın da, ilk sözleşmedeki beş yıllık kira bedelinin karşılığı olan 10.000,00 TL olmadığı, zira yapılan ikinci sözleşme, bir yıllık olup, bir yıllık kira bedeli karşılığının ise 2.000.000.000 TL olacağı da anlaşılmaktadır. O halde, tarafların serbest iradeleriyle, tüm hükümleriyle birlikte iptal edilen ilk sözleşmeye dayanılarak alacak talebinde bulunulamaz....
Dava, taraflar arasındaki dinlenme tesisi kira sözleşmesi kapsamında ödenen kaparo bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine, ya da re'sen gözetilmesi gerekir. Olayımızda; taraflar arasındaki uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır....
Davalı vekili; 01.06.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile dava konusu kiralananda kiracı olan, müvekkilinin sözleşmenin 7.maddesi uyarınca taşınmazı tahliye edeceği hususunu yazılı olarak bir ay önceden davacıya bildirdiğini ve 28.02.2010 tarihinde kiralananın tahliye edilerek anahtarının davacının yetkili kıldığı kişiye teslim edildiğini, ödenmediği iddia edilen Şubat ayı kira parasının ise kira kontratı uyarınca müvekkiline iadesi gerektiği halde iade edilmemiş olan 2.000,00.TL tutarlı depozito bedelinin davacı tarafından alıkonulması ile ödenmiş sayılması gerektiğini, 8.000,00.TL kira gelir kaybı iddiasının yerinde olmadığını, yine taşınmazın hor kullanımından dolayı 6.500,00.TL hasar meydana geldiği yönündeki iddianın haksız ve dayanaksız olduğunu tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. 1-Davacının hor kullanım nedeniyle tazminat talebiyle ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacının ... 2....
Davalı vekili; Kira sözleşmesinin yıllık olarak yenilendiğini, yeni yıla ait kira bedellerinin bölge rayiçleri de göz önüne alınarak belediye kira tespit komisyonu tarafından belirlendiğini, encümen kararı ile onaylanarak kesinleştiğini, kira bedelinin kiralama süresi sonunda yeniden değerlendirilerek kiracıya tebliğ edildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 14/05/2007 tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedelinin 3.950 TL olduğu ikinci ve takip eden yılların kira bedelinin DİE tarafından ilan edilen TEFE artış oranına göre artırılacağı kararlaştırılmıştır. Dosya arasında bulunan belgelere göre kira parasının 01/01/2010-31/12/2010 tarihleri arasında aylık 5215 TL ve 01/01/2011-31/12/2011 tarihleri arasında aylık 5275 TL olarak kararlaştırıldığı görülmüştür....
Dava, peşin ödenen kira parasının iadesi istemine yöneliktir. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; davalı vakıf ile müvekkili arasında 15.02.2006 tarihli kira sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye konu taşınmazların kira kontratına ekli krokide belirtildiğini, kira bedelinin 35.000 TL olduğunu ve peşin olarak davalıya ödendiğini, ancak Üniversite ile Vakıf arasındaki iç irtibatsızlık nedeniyle, davacının Vakıftan kiralamış olduğu taşınmazlarla ilgili olarak üniversite tarafından dava açıldığını ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/3-519 esas ve karar sayılı ilamı ile 47.310,00 TL ecrimisil bedelinin müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, belirterek davalıya ödenen peşin kira tutarının faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir....
Uyuşmazlık asıl davada, kira sözleşmesi nedeni ile ödenen kira, reklam katkı payı ve şantiye kirasının istirdadı, teminat mektubunun iadesi ve faydalı ve zorunlu masrafların tazmini istemine ilişkindir. Birleşen dava ise kira sözleşmesinin haksız nedenle feshi nedeniyle dönem sonuna kadar muaccel olan kira parası ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedeli, kira farkı ve cari hesap bakiyesi alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı ve davacı ve birleşen davanın davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece, “davacının çeltik bedelini değil, dava dışı bankalara davalının kredi borcu nedeniyle ödediği parayı isteyebileceği gerekçe gösterilmek ve bu paradan nakte çevrilen teminat mektubu bedelinin mahsubundan sonra 673.150,55 TL nin tahsiline ilişkin olarak verilen ilk hüküm ,davacının temyizi üzerine Dairemizce ““davalının, taraflar arasındaki çeltik kira ve saklama sözleşmeleri gereğince kendisine teslim edilen ancak davacıya iadesi mümkün olmayan 2012/6028-21922 çeltik bedelleri nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğu, davacının 1110 ton karşılığı düzenlenen makbuz senetlerindeki çeltik bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı temyizi sonucunda Dairemizin 22.12.2011 gün ,2011/11008 esas,2011/20162 karar sayılı ilamı ile onanmış,bu defa davacı bu karara karşı süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur...
Dava güvence parası ve sözleşmedeki cezai şart bedelinin tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davalı K. H.Limited Şirketi hakkında açılan davanın kabulüne, diğer davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı K. H. Limited Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 09.04.2012 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 2. maddesinde kiracı tarafından kiralayana 30.000 TL verilmiştir. Kiralayan kira sözleşmesinin 3.yılın sonunda yenilemek istemez ise; kiracının kiralananı tahliye anında kiralayan, kiracıdan almış olduğu 30.000 TL depozitoyu kiracıya derhal ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmüne yer verilmiştir....
Yine TBK'nın 307. maddesine göre "kiracı, kiralananın kullanımını etkileyen ayıpların varlığı hâlinde, bu ayıpların kiraya veren tarafından öğrenilmesinden ayıbın giderilmesine kadar geçen süre için, kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını isteyebilir." Ancak burada ayıbın kiracı tarafından kiraya verene ihtar edilmesi gerekir. Bu ihtarın yapıldığı dava dosyası kapsamından anlaşılamadığı gibi ödenen kira bedellerinin iadesi yahut bundan indirim yapılması mümkün değildir. Diğer talepler ise ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından ispat edilememiştir. Bu doğrultuda mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ise de sonuç itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Karşı dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise kira bedelinin ödendiğini ispat yükü kiracıya yani davacı karşı davalıya aittir....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/868 Esas sayılı tazminat davasının görülmekte olduğunu öğrendiğini, bahsi geçen dosyaya davalı tarafından sunulan dilekçelerde davalının dava konusu yapı elemanlarının yedinde olduğunu kabul ettiğini, davalının yedinde bulunan malları iade etmemesi sebebiyle yeniden kiralama işlemi gerçekleştirilemediğinden kira gelirinden de yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla dava konusu yapı elemanlarının aynen iadesi veya 10.000.-TL olan bedellerinin tahsilini, kiralanarak şantiyeye teslim edilen malların tahsil edilemeyen aylık 9.000.-TL + KDV kira bedelinin 21.05.2010 tarihinden itibaren işleyen ve bundan sonra işleyecek kira bedelinin aylık %5 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı firma ile aralarında hiçbir hukuki ilişki veya irtibat bulunmadığını, kiralanan yapı elemanlarının kendi şirketine değil kiracı olan ...Ltd.Şti.'...


