CEVAP 1.Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davanın reddini savunmuş;davacı-davalı adına Alan Yaylası'nda bulunan ve müvekkili tarafından yaptırılan iki tane evi davacı-davalının satarak kumarda harcadığını, müvekkiline hiçbir şey vermediğini, düğünde takılan takıları da davacı-davalının aldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1,000,00 TL ziynet eşyası bedelinin 1.000,00 TL katkı payı alacağının, 1.000,00 TL değer artış payı alacağının, 1.000,00 TL de artık değere katılma alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. 2.Davalı-davacı kadın vekili 03.03.2021 tarihli dilekçesinde; bilirkişi raporu doğrultusunda talep miktarını artırarak 115.695,27 TL katılma alacağı, 46.842,00 TL ziynet alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1....
Mahkemenin davanın kısmen kabulü ile 33.470,42 TL katkı payı bedelinin karar tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, muhtelif çeyiz eşyaları ve notebook bilgisayarlara ilişkin talebin reddine dair ilk kararı, taraf vekillerinin temyizi üzerine Daire’nin 18.11.2015 tarihli ve 2014/11643 Esas, 2015/20679 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin dava konusu muhtelif çeyiz eşyaları ve notebook bilgisayarlara ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile “...Dosya arasında bulunan 16.07.2013 tarihli hesap bilirkişi raporu ile mahkemece hükme esas alınan 06.12.2013 tarihli hesap bilirkişi raporu arasında bağımsız bölüme ilişkin olarak belirlenen değer artış payı alacağı ile artık değere katılma alacağı miktarları yönünden çelişki bulunması nedeniyle mahkemece, bankacı,mali müşavir ve hukukçu bilirkişiden oluşan 3 (üç) kişilik yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak hesaplama yapılırken yukarıda belirtilen ilkeler de dikkate alınmak suretiyle dosyada bulunan iki hesap...
yasal faizi ile birlikte davalılardan ortaken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine; davacının birleşen davada değer artış payı talebi bakımından 4.821,00 TL değer artış payının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ortaken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; fazladan depo edilen 22.860,5 TL nin kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine karar verilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı, iptal tescil, katkı payı alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı-birleşen davacısı ... vekili, duruşmasız olarak davacı-birleşen davalı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.05.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı-birleşen davacı ... bizzat ve vekili Av. ... ve karşı taraftan davacı-birleşen davalı ... bizzat ve vekili Av. ... geldiler....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı Ve Katılma Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı ... vekili, davalı adına edinilen taşınmaz nedeniyle toplam 50.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Akınerler vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 32.143,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1....
Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda, usul ekonomisi ilkesi gereğince (6100 s.lı HMK'nun 30. m) sonucunun bekletici sorun yapılması gerekir. Mal rejiminin tafiyesi kapsamında açılan alacak davasında, mal rejimi sona ermemiş veya evliliğin dolayısıyla mal rejiminin sona ermesini sağlayabilecek boşanma/evliliğin iptali davasının açılmamış olması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekir. .//.. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, dava mal rejiminin tasfiyesine bağlı alacak davası niteliğindedir....
Mal rejiminden kaynaklanan istekler boşanmanın eki niteliğinde istekler olmadığından anlaşma ya da protokol, mal rejimlerini de kapsıyor ise, bu takdirde taşınır ve taşınmaz mal niteliğinde bulunan katkı payı ya da artık değere konu olan bu tür eşyaların açık bir biçimde tek tek, bentler halinde protokolde yer alması gerekir. Somut olayda, herhangi bir açık ibare bulunmamaktadır. Sadece, "tarafların evlilik birliğinin devamı esnasında alınan mallar ile ev eşyalarını aralarında paylaştıkları için bu konuda herhangi bir anlaşmazlıkları bulunmadığını " ibaresi yer almaktadır. Mal tabirinin tüm taşınır ve taşınmazları kapsadığını kabul etmek mal rejimi davalarının mantığına ve hakkın özüne aykırı düşer. Mal tabiri oldukça dar bir kavramdır. Bu nedenle bu tabirin katkı payı ya da edinilmiş mallardan kaynaklanan taşınmaz ya da taşınır niteliğindeki eşyaları da kapsadığının kabulüne olanak bulunmamaktadır....
Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler; ancak ileriye etkili olarak geçerli olur ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur. Diğer yandan hemen belirtmek gerekir ki, mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin ya da ölümleri halinde mirasçılarının rejimin tasfiyesi sonucunda varsa katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacak hakları doğar. Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, parasal nitelikte şahsi alacak hakkıdır (07.10.1953 gün 8/7 YİBK, 4721 sayılı TMK'nun m. 227/1, 231, 236/1). TMK'nun 239/1. fıkrasında; "katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir…” denilmektedir. 226/3. madde de ise, "Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler" hükmüne yer verilmiştir....
Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince (6100 s.lı HMK'nun 30. m) bekletici mesele yapılmalıdır. Tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir. Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacı ve davalı arasında ... 1. Aile mahkemesi 2016/55 Esas sayılı boşanma davasının derdest olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar hakkında kabulle sonuçlanarak kesinleşmiş bir boşanma ilamı bulunmayıp, halen evli olduklarına göre mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilmesinin ön koşulu gerçekleşmemiştir....
ın ise davacının eğitimi nedeniyle tazminat ödeyeceğinden dolayı davalıya devrettiğini bildirdiklerinin görüldüğü, devir işleminde bedel ödenmediği konusunda çekişme bulunmadığı, bedel ödenmeksizin eşler arasında yapılan devir işlemlerinin kural olarak, Borçlar Kanunu gereğince gizli bağış olarak kabul edildiği, TMK'nun 220/2 maddesi gereğince karşılıksız kazandırmalar kişisel mal kapsamında yer almakta olup, yasa gereği davalının kişisel mal varlığı kesiminde bulunan dava konusu mal varlığı değerlerinin tasfiyesinin mümkün olamayacağı, TMK'nun 230.maddesi gereğince davalının edinilmiş malından kişisel malına giden değer denkleştirmesinin söz konusu olmadığı, davacının bağıştan rücu iddiasında da bulunmadığı açıklanarak mal rejiminin tasfiyesi sonucu davacının davalıdan katkı, değer artış payı yada artık değere katılma alacağı hakkının bulunmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir....


