Hükmü davalı ve katılma yoluyla davacı temyiz etmiştir. 1-Gerçekten; davacının şahsi hakkın temliki yoluyla 1/2 oranında paydaşı bulunduğu sözleşmede tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin devri öngörülmüştür. Kural olarak da; Türk Medeni Kanununun 706, ve Borçlar Kanununun 213. maddeleri uyarınca bu tür bir sözleşmenin resmi biçim koşuluna uyularak yapılması zorunludur. Ne var ki; sözleşmenin incelenmesinden, davalı şirketin inşaat yapım işini yüklendiği arsa üzerindeki binanın C blok zemin kat 15 numaralı bağımsız bölüm satışını yaptığı görülmektedir. Davalının yüklenici sıfatı taşıması halinde başkasının arsası üzerine yapacağı binadan kendisine düşen bağımsız bölümü üçüncü bir kişiye satması veya satış vaadinde bulunması ilke bazında alacağın temliki hükümlerine tabi olup, bu sözleşmenin Borçlar Kanununun 162 ve 163. maddeleri hükmünce yazılı yapılması geçerli ve yeterlidir....
Hukuk Dairesi 24/01/2018 tarih , 2017/990 Esas, 2018/471Karar sayılı ilamında benzer nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olarak "Açılan dava, davacının kiracı olarak ikamet ettiği konutta meydana gelen hırsızlık nedeniyle oluşan maddi-manevi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.Dava; Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan, bağımsız bölüm malikinin anataşınmazın yönetiminden doğan ve dışarıdan atanan yöneticiye yönelik maddi zararlarının tazmini ile manevi tazminat istemine ilişkin olup; maddi tazminata ilişkin istemler Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında, manevi tazminata ilişkin istemler ise genel hükümler çerçevesinde incelenmelidir....
ada ..... blok ...... nolu bağımsız bölüm tapu kaydındaki kooperatif mülkiyetinin iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı ....... Vekili cevap dilekçesi sunmuş, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ....... koop. Vekili cevap dilekçesi sunmuş, davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava , kooperatif üyeliğinden kaynaklı İstanbul ili, Beylikdüzü ...... mah., ...... ada ..... blok .... nolu bağımsız bölüm tapu kaydındaki kooperatif mülkiyetinin iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir....
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin ana gayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde, "kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği" düzenlemesine ve 17/3. maddesinde ise "kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi ana gayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir....
Kat Mülkiyeti Kanunu 19/3 maddesi uyarınca bağımsız bölüm maliklerinin kusurları ile diğer bağımsız bölümlere verdikleri zarardan dolayı diğer maliklere karşı sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine aynı yasanın Ek-1 maddesi uyarınca Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanmasından kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceği kararlaştırılmıştır.(Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2019/4410 E-2019/10860 K, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2020/1271 E-2021/1406 K ) Açıklanan nedenlerle bu davaya bakmaya Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın HMK'nun 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2. Maddesi gereğince davanın usulden (görev yönünden) REDDİNE, görevli Mahkemenin Bursa Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğuna, Karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20....
Davalı ..., ... ve ... vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; kat irtifakı ve kat mülkiyetinin kurulması sırasında arsa payları bizzat kendileri tarafından düzenlenen davacıların aradan uzunca bir zaman geçtikten sonra bunun düzeltilmesini istemekte iyi niyetli olmadıklarını, bu hususun 634 sayılı Kanun'da belirtildiğini, yine davacıların aynı kanun gereğince korunmaya değer hukuki yararları olmadığını, dava konusu taşınmazlar üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulur iken kat mülkiyeti yasası ve hukukun genel hükümlerine uygun davranıldığını, 634 sayılı Kanun'da kat mülkiyeti ile kat irtifakı kurulur iken bu mülkiyete konu olan gayrimenkullerin bağımsız bölümlerinin her birinin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değeri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkca gösterilmesi suretiyle kurulması gereğinin belirtildiğini, dava konusu taşınmazlarda da bu hususun göz önüne alınarak kurulduğunu, yine yüksek mahkeme kararlarının...
Birleştirilen dava ve asıl davada iptali istenen ....08.2015 tarihli toplantıda ana taşınmazın 6306 sayılı Kanun gereğince yıkılarak yeniden inşa edilmesine ilişkin bir karar alındığından bu kararın KMK'nın 45. maddesinde belirtilen oybirliği ile alınmadığından ve Kanunun .... maddesine aykırı olarak ... bağımsız bölümlü taşınmazda ...bağımsız bölüm malikinin istemi ile olağanüstü toplantı yapılması nedeni ile 216/272 arsa payına sahip ... kat malikinin olumlu oyu ile karar verilmiş olmasına rağmen, kanunda belirtilen karar yeter sayısı yönünden alınan kararın yasaya aykırı olduğu, 6306 sayılı Kanuna göre riskli yapı şerhi konduktan sonra 6. maddedeki üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazlarda .../... çoğunluğun ile karar verileceği, henüz anataşınmaz yıkılmadan alınan kararlarda ise kat mülkiyeti devam ettiğinden KMK'nın 45. maddesindeki kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla taşınmazın yıkılmasına karar verilmesinin mümkün olduğundan ve somut olayda bu koşul...
Her ne kadar 24.04.1978 tarihli ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında, üzerinde bina bulunan ancak kat mülkiyeti ya da kat irtifakı henüz kurulmamış bir taşınmazdan bağımsız bölüm satış vaadi geçerli kabul edilmiş ise de, İçtihadı Birleştirme Kararının konusu yasalara uygun meydana çıkartılmış bir yapıdır. Kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir yapıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması yasaların yaptırıma bağladığı eylemin devamına neden olma sonucunu sağlayacağından kaçak binada bağımsız bölüm satışına konu satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteğinin reddi gerekir. Zira bu gibi yerler üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulma olanağı yoktur. Mahkemece bozma kararımızın gereği yerine getirilmeyerek binanın fiziki ve hukuki durumu araştırılmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir....
Dava dışı sigortalı ile davalılar arasındaki ilişki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanmakta olup, davacı tarafından sigortalının haklarına halef sıfatıyla dava açılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu davalar düzenlenmiş olup söz konusu maddenin “ç” bendinde “Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” denilmek suretiyle özel yasalar nedeniyle sulh hukuk mahkemesinin görevli addedildiği davaların bu mahkemelerce görüleceği belirtilmiştir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ek 1. maddesinde ise “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir.” denilmek suretiyle Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan ihtilafların sulh hukuk mahkemelerinin görev alanında bulunduğuna işaret edilmiştir....
Eldeki davada, davacı istemi mülkiyetin tespiti ve şartları oluştuğunda tescil istemlerine ilişkindir. 24.04.1978 tarihli ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra ana taşınmazda henüz kat mülkiyeti ya da irtifakı kurulmadan önce bağımsız bölüme ilişkin ve arsa payı ile bağlantılı veya bağlantısız eş deyişle arsa değeri belirlenmiş veya belirlenmemiş olarak noterlerde yapılan satış vaadi sözleşmelerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir....


