WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kat maliki ...'ın, 2009 yılı Aralık ayı ile 2010 yılı Mayıs ayları arası bina aidatları olarak belirlenen meblağları ödemediğini, Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan alacakların tahsili için borçlu/davalı aleyhine icrai takip başlatıldığını, borçlu/davalı tarafından takip dosyasına itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, borçlu/davalının itirazlarının yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, davalının bu davranışını mutad davranış haline getirdiğini, bu nedenlerle hukuka aykırı olarak icra takibine itiraz eden davalı/borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....

Dava .... ile 2363 abone nolu bağımsız bölüm maliki ... arasındaki Jeotermal merkezi ısıtma abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın istirdatı olduğuna göre mahkemece işin esasına girilerek gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 12/02/2018 günü oybirliğiyle karar verildi....

Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine...

Mahkeme: Dava konusu uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklandığı kanaatiyle Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir. İstinaf sebepleri: Davacı, mahkemenin görevsizlik kararının hatalı olduğunu, davalının kiracı olduğunu, ihtilafın 1163 sayılı Kooperaitf Kanunu 99. maddesinden kaynaklandığını, tarafların tacir olmaları sebebiyle Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu savunarak görevsizlik kararının kaldırılmasını talep etmiştir....

Ancak; tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyetinin devir borcu doğuran ve yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun yapılmadığından geçersiz olan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasında bazı koşulların varlığı halinde şekil eksikliğini ileri sürmenin dürüstlük kurallarına uygun düşmeyeceği 30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş olup, anılan karar Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan geçerli bir sözleşme olmadan bağımsız bölüm satın alınması alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onun malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyet devrine yanaşmaması halinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda uygulanmaktadır. Somut olayda da, davacının dayandığı sözleşmede satıcı inşa ettiği binadan satış yaptığını belirtmiştir. Bir davada olayları anlatmak tarafların,hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir....

Kat 56. numaralı bağımsız bölümü 05.04.2018 tarih ve 6363 yevmiye numaralı tapu devri ile satın aldığını, müvekkilline yapılan satışın muvazaalı olmadığını, müvekkilinin dava dilekçesinde iddia edildiği üzere husumetin bir tarafı olmadığını en az davacılar kadar mağdur edildiğini, husumetin ve davanın esas olarak davalı ... İnşaat A.Ş. ye yönlendirilmesi gerektiğini, davanın müvekkili yönünden reddini talep etmiştir. 4.Davalı ... İnşaat Taah. ve Gay. Hiz....

Bütün bunlardan sonra değişik bir ifade ile söylemek gerekirse, 24.04.1978 tarih ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının ancak, imar mevzuatına uygun inşa edilmiş fakat henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binalardaki bağımsız bölüm satışının vaat edilmesi halinde uygulanabileceğini kabul etmek gerekir. (İzzet Karataş, Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi ve Yüklenicinin Temliki İşleminden Kaynaklanan Davalar, Ankara 2009, sf. 48 vd). Ne var ki, henüz kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış bir taşınmazda yapılan binadan bağımsız bölüm değil de bağımsız bölüme karşılık belirli bir miktar arsa payı devri satışı vaat olunmuşsa, yasal engel bulunmadıkça, arsa payının satış vaadi geçerlidir. Fakat vaat alacaklısına imar mevzuatına aykırı, kaçak ve yıkılması zorunlu bir binadan arsa payı satışı değil, münhasıran bağımsız bölümü vaadinde bulunulmuşsa, bağımsız bölümün yukarıda açıklanan sebeplerle tescili olanaksızdır....

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır. 15. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 2. maddesinin 1. fıkrası “Bu kanuna göre: a) Kat mülkiyetine konu olan gayrimenkulun bütününe (Anagayrimenkul); yalnız esas yapı kısmına (Anayapı) anagayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olup, bu kanun hükümlerine göre bağımsız mülkiyete konu olan bölümlerine (Bağımsız bölüm); bir bağımsız bölümün dışında olup, doğrudan doğruya o bölüme tahsis edilmiş olan yerlere (Eklenti); bağımsız bölümler üzerinde kurulan mülkiyet hakkına (Kat mülkiyeti) ve bu hakka sahip olanlara (Kat maliki); …. denir” şeklinde düzenlenmiş, bağımsız bölüm ile eklentinin tanımı yapılmıştır. 16....

Bu çerçevede parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, -2- 2017/3568-2018/3965 payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. 6306 sayılı Kanun ve bu kanunun bu hükmü anataşınmaz üzerinde yapının yıkılıp kat mülkiyetinin veya kat irtifakının sona ermesinden sonra uygulanabileceğinden dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının iptali istenen toplantının yapıldığı tarihte halen mevcut olduğu ve davaya konu kat malikleri kurul kararının alındığı tarihte kat mülkiyetinin kurulu bulunduğu dikkate alındığında somut olayda Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanması gerekmektedir....

Her ne kadar, 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanunun tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölümün satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen, satıcının tapuda mülkiyetini devrine yanaşmaması halinde, olayın özelliğine göre hakimin Türk Medeni Kanununun 2.maddesini gözeterek açılacak tescil davasını kabul edebileceği ilkesi benimsenmişse de, somut uyuşmazlıkta davacı, ancak keşif suretiyle belirlenebilecek yüklenicinin edimlerini yerine getirdiği iddiasını keşif giderlerini karşılamak suretiyle...

UYAP Entegrasyonu