Davalı arsa sahibi Belediye Başkanlığı henüz kat irtifakı kurulmamış taşınmazdan bağımsız bölüm tescili istenemeyeceğini, iskan ruhsatı alınmadığından edimlerin yerine getirilmiş sayılmayacağını davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı yüklenici savunmada bulunmamıştır. Mahkemece dava kabul edilmiş, B bloktaki 2. kat 6 numaralı bağımsız bölüme özgülenmesi gereken 339/1500 arsa payının davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hükmü davalı arsa sahibi Belediye Başkanlığı temyiz etmiştir. Davalılar arasındaki arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi eser sözleşmelerinin bir türüdür. Bu sözleşme taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükler. Burada biri diğerinden farklı iki ayrı hukuki durum söz konusudur. Bunlardan ilki geçerliliği bir şekle bağlı olmayan inşaat yapım sözleşmesi (eser sözleşmesi) «yüklenicinin borcu» diğeri ise, kamu düzeni bakımından resmi şekilde yapılmadıkça hüküm ve sonuç doğurmayan taşınmaz malda pay mülkiyetinin devri «arsa sahibinin borcu» dur....
Noterliğinden 07/02/2013 tarih ve 03147 yevmiye sayılı ihtarname gönderildiği davalı şirketin ticari faaliyetlerine devam etmesi üzerine zorunlu olarak bu davanın açıldığını ifade ederek, A 9 Blok D:9 no'lu bağımsız bölüm dairenin meskene dönüştürülmesi istenilmiş, mahkemece; yapılan keşif ile dava konusu taşınmazın dava açıldıktan sonra tahliye edildiği ve davalı tarafın dava açılmasına sebebiyet verildiği sonucuna varılarak dava konusuz kaldığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, dava açılmasına sebebiyet veren davalılar yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuş, hüküm davalı ... vekili, davalı ... Danışmanlığı İnşaat Sanayi ve Tic Ltd. Şti. adına ..., davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan tapuda mesken olarak belirlenen bağımsız bölümün iş yeri olarak kullanılması sebebiyle eski haline getirme istemine ilişkindir....
Her ne kadar 24.04.1978 tarih 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında üzerinde bina bulunan ancak kat mülkiyeti ya da kat irtifakı henüz kurulmamış bir taşınmazdan bağımsız bölüm satış vaadi geçerli kabul edilmiş ise de; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının konusu yasalara uygun meydana çıkartılmış bir yapıdır. Kısaca ifade etmek gerekirse, kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir yapıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması yasaların suç saydığı eylemin devamına neden olmak sonucu sağlayacağından, mahkemece mülkiyet aktarımına ilişkin davanın reddi ile ikinci kademedeki alacak isteminin incelenmesi yerine yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
, 3-Kat mülkiyeti veya Kat irtifakı birden fazla parselde kurulup toplu yapı yönetimine geçilmişse, 634 sayılı Kat mülkiyeti kanunu uygulanır....
Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine...
Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile “Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine...
Bununla beraber, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 30.09.1988 gün ve 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere; Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan, bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan, tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak, alıcının tüm borçlarını eda etmesi, satıcının da, bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen, tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde, olayın özelliğine göre hakim, Medeni Kanun'un 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebilir. Bu kural sözleşmenin tamamen ifa edildiği haller için geçerlidir....
Asliye Hukuk Mahkemesi ihtilafın Kat mülkiyetinden doğduğu gerekçesi ile sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu düşüncesiyle görevsizlik kararı vermiş ise de tüm dosya kapsamı ve davacı vekilinin talebi incelendiğinde ortada kat mülkiyetinden doğan yada kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan bir ihtilaf söz konusu olmayıp, davacının sadece terditli taleplerinden birisinin mümkün olduğu takdirde 2. katın yani tespiti istenen muhtesatın üzerinde kendi adına kat mülkiyeti kurulması talebinden ibaret olduğu, oysa davanın esasının muhtesatın aidiyetinin ve değerinin tespitine ve bedelinin tahsiline ilişkin olduğu ve taraflar arasında kat mülkiyetinden doğan bir ihtilaf söz konusu olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 17/son maddesinde “Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi ana gayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti...
Sitesinde mülkiyeti kat maliklerinden ...'...
Davacı taraf, kat irtifakı kurulmuş olan ana taşınmazda bulunan davalıya ait daireden sızan suların davacı şirkete sigortalı iş yerinin hasarlanmasına sebebiyet verdiği iddiasına dayanmaktadır. Mahkeme tarafından, davaya konu binaya ilişkin tapu kayıtları getirtilmiş, buna göre tapu kayıt örneğinden taşınmazda kat mülkiyetinin kurulmadığı ancak ana taşınmazda kat irtifakının kurulu olduğu anlaşılmıştır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır....


