tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Dava konusu ... ada ... parsele ilişkin düzenlenen ... tarihli Yapı Tatil Zaptında tespit edilen ruhsat eki projeye aykırı imalatların giderilmesine yönelik inşai faaliyet yapılmasında sakınca olmadığı halde davalı yüklenici şirketin kendi kusurundan kaynaklanan ve inşaatın durdurulmasına yol açan projeye aykırılıkları gidermediği, bunun yerine işin tekniğine, fen ve sanat kurallarına aykırı olan hatılsız projeyi arsa sahiplerine imzalatarak hatasının proje değişikliği yaparak gidermeye çalıştığı, bu durumun arsa sahiplerinden ... tarafından kabul edilmediği, ...'nın arsasına yapılmakta olan inşaatların projesine işin tekniğine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmasını istemesinde haklı olduğu, İnşaatın yapı denetim görevine yapan ......
(İzzet Karataş, Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi ve Yüklenicinin Temliki İşleminden Kaynaklanan Davalar, Ankara 2009, sf. 48 vd). Ne var ki, henüz kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış bir taşınmazda yapılan binadan bağımsız bölüm değil de bağımsız bölüme karşılık belirli bir miktar arsa payı devri satışı vaat olunmuşsa yasal engel bulunmadıkça arsa payının satış vaadi geçerlidir. Fakat vaat alacaklısına imar mevzuatına aykırı, kaçak ve yıkılması zorunlu bir binadan arsa payı satışı değil, münhasıran bağımsız bölümü vaadinde bulunulmuşsa, bağımsız bölümün yukarıda açıklanan sebeplerle tescili olanaksızdır. Kuşkusuz, kaçak yapıda bağımsız bölüme özgülenecek arsa payından da söz edilemeyeceğinden bu gibi sözleşmelerin ifa olanağı yoktur. İncelenen dosya kapsamına göre somut uyuşmazlıkta; Vaat borçlusu ...'...
mülkiyeti tesis edilebilmesi imkanı getirilmiştir, 3194 sayılı Kanuna eklenen geçici 16. madde, 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış imara aykırı ve kaçak yapılar için uygulanacağından içeriği itibarıyla geriye etkili olarak uygulanması öngörülmüş bir düzenlemedir, Usuli kazanılmış hakkın istisnası olan geriye etkili bir kanuni düzenleme olması nedeniyle anılan hükmün mahkemelerce eldeki davalar için de uygulanması gerektiği gibi, öncesinde aksine verilmiş bir bozma kararı bile bulunsa, temyiz aşamasında da Yargıtay'ca gözetilmesi gerekir....
Öte yandan; özellikle 6100 sayılı HMK'nın temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362/1-b maddesinde " 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar" hükmü uyarınca, sulh hukuk mahkemelerinin istisnai kararları dışındaki kararları bölge adliye mahkemelerince verilen karar üzerine kesinleşir. Bu maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; 6100 sayılı HMK’da bölge adliye mahkemelerine, dosyayı asıl yetkili ve görevli mahkemeye gönderebilme yetkisini de taşıyan görev ve yetki ile ilgili kesin karar verme ve görev ve yetki hususunda uyuşmazlık çıkması halinde ise bu uyuşmazlığı kesin olarak çözebilme yetkisinin tanındığı görülmektedir....
Öte yandan; özellikle 6100 sayılı HMK'nın temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362/1-b maddesinde " 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar" hükmü uyarınca, sulh hukuk mahkemelerinin istisnai kararları dışındaki kararları bölge adliye mahkemelerince verilen karar üzerine kesinleşir. Bu maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; 6100 sayılı HMK’da bölge adliye mahkemelerine, dosyayı asıl yetkili ve görevli mahkemeye gönderebilme yetkisini de taşıyan görev ve yetki ile ilgili kesin karar verme ve görev ve yetki hususunda uyuşmazlık çıkması halinde ise bu uyuşmazlığı kesin olarak çözebilme yetkisinin tanındığı görülmektedir....
ANKARA ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2018/382 Esas KARAR NO : 2022/354 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/03/2013 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 24/12/2019 KARAR TARİHİ : 31/05/2022 YAZIM TARİH : 27/06/2022 Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/03/2013 tarihinde açılan ve 01/12/2015 tarihinde karara bağlanan esas davada verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin mevcut davada davaya bakmakla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna dair 2016/12519 esas 2017/2278 karar sayılı 21/03/2017 tarihli bozma ilamı sonrasında dosyanın mahkememize tevzisi üzerine yapılan yargılama sonunda; ESAS DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılardan ... arasında mülkiyeti davacıya ait olan ...nolu parselde kayıtlı iş merkezinin satışı konusunda...
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/31 Esas KARAR NO: 2023/269 DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 12/01/2023 KARAR TARİHİ:13/04/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/05/2024 ESAS NO: 2024/61 KARAR NO: 2024/565 DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/10/2024 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:04/11/2024 Kayseri 1....
Diğer yandan, teknik bilirkişi tarafından dairedeki imara/projeye aykırı imalatların davalı şirketlerin bilgisi dışında ve satıştan sonra yapılamayacak nitelikte olduğunu tespit etmiştir. TBK.m.225'e göre, ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir. Dava konusu bağımsız boölümün ıçinde bulunduğu ana taşınmazın 18.03.2014 tarıhinde yapı kullanım izin belgesinin alındığı,02.04.2015 tarihinde kat mülkiyeti tapularının oluşturulduğu, bağımsız bölümün davacı şirkete 09.06.2015 tarihinde teslim edildiği, 16.06.2015 tarih,... no ile tapu kaydının davacı şirket adına tescil edildiği dosya kapsamında yer alan belgelerden anlaşılmaktadır....
inşaat ile ortaklığın zarar görmesini engellemek isteyen müvekkil, kat maliklerinin tamamının muvafakatini almadan yapılan proje tadilatları ve buna istinaden alınan tadilat ruhsatlarının iptali için idare mahkemelerinde davalar açıldığını, İmar Kanunu ve Kat Mülkiyeti Kanunun' un tüm kat maliklerinin muvafakati olmadan proje tadilatı yapılamayacağı ve buna istinaden ruhsat verilemeyeceği yönündeki amir düzenlemesi karşısında idare mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporları çerçevesinde davalıların kaçak inşaatı hukukileştirmek adına aldıkları tadilat ruhsatlarının evvela yürütmeleri durdurulmuş, daha sonra da iptallerine karar verildiğini, ancak 15.07.2016 yılı öncesindeki siyasi konjektür ile, kendisini hukukun üzerinde gören, siyasetteki ve yargıdaki bağlantılarına güvenen davalı adi ortaklık ortakları, mahkemenin verdiği kararları dolanmak adına sürekli ve ısrarlı bir biçimde yeni tadilat projeleri çizip, yeni tadilat ruhsatları almak sureti ile hukuku dolanmaya kalktıklarını...


