WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

Bütün bunlardan sonra değişik bir ifade ile söylemek gerekirse 24.04.1978 tarih ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının ancak, imar mevzuatına uygun inşa edilmiş fakat henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binalardaki bağımsız bölüm satışının vaat edilmesi halinde uygulanabileceğini kabul etmek gerekir. (İzzet Karataş, Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi ve Yüklenicinin Temliki İşleminden Kaynaklanan Davalar, Ankara 2009, sf. 48 vd). Ne var ki, henüz kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış bir taşınmazda yapılan binadan bağımsız bölüm değil de bağımsız bölüme karşılık belirli bir miktar arsa payı devri satışı vaat olunmuşsa yasal engel bulunmadıkça arsa payının satış vaadi geçerlidir. Fakat vaat alacaklısına imar mevzuatına aykırı, kaçak ve yıkılması zorunlu bir binadan arsa payı satışı değil, münhasıran bağımsız bölümü vaadinde bulunulmuşsa, bağımsız bölümün yukarıda açıklanan sebeplerle tescili olanaksızdır....

Her ne kadar 24.04.1978 tarihli ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında, üzerinde bina bulunan ancak kat mülkiyeti yada kat irtifakı henüz kurulmamış bir taşınmazda bağımsız bölüm satış vaadi geçerli kabul edilmiş ise de, İçtihadı Birleştirme Kararının konusu yasalara uygun meydana getirilmiş bir yapıdır. Belirtmek gerekirse, kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir yapıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması yasaların yaptırıma bağladığı eylemin devamına neden olma sonucunu sağlayacağından kaçak binada bağımsız bölüm satışına konu satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteği kabul edilemez. Zira bu gibi yerler üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulma olanağı yoktur. Somut olaya gelince; davacının dayandığı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi noterde usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerli bir sözleşmedir....

Dava, kat mülkiyeti kurulu taşınmazda terasla ilgili olarak onaylı mimari projeye aykırı yapılan değişikliğin eski hale getirilmesi ve ortak sınıra dikilen ağaçlarla ilgili el atmanın önlenmesine ilişkin olup, davanın onaylı mimari proje, işletme projesi ve yönetim planına göre, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun ek 1. maddesi gereğince bu tür uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar, değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür. Bu durumda uyuşmazlığın Menderes Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK’nun 22. ve 23. maddeleri gereğince Menderes Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 21.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Y A R G I T A Y K A R A R I Dava, arsa sahibi ve aynı zamanda yüklenici davalı ile bu kişiden daire satın alan davacılar arasında eser sözleşmesinden (projeye aykırı imalattan) kaynaklanan muarazanın giderilmesi ve binanın iskan ruhsatı alınabilecek duruma getirilmesi istemine ilişkindir. Her ne kadar anataşınmazda kat irtifakı kurulmuş ise de, bu yerde herhangi bir şekilde davalıya ait bağımsız bölüm bulunmamaktadır. Bu nedenle de uyuşmazlığa Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerini uygulamak mümkün değildir. Davanın bu niteliğine göre, inceleme görevi Yargıtay ....Hukuk Dairesinindir. Bu itibarla dosyanın gerekli inceleme yapılmak üzere Yüksek ....Hukuk Dairesine gönderilmesine, ....01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Bütün bunlardan sonra değişik bir ifade ile söylemek gerekirse, 24.04.1978 tarih ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının ancak, imar mevzuatına uygun inşa edilmiş fakat henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binalardaki bağımsız bölüm satışının vaat edilmesi halinde uygulanabileceğini kabul etmek gerekir. (İzzet Karataş, Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi ve Yüklenicinin Temliki İşleminden Kaynaklanan Davalar, Ankara 2009, sf. 48 vd). Ne var ki, henüz kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış bir taşınmazda yapılan binadan bağımsız bölüm değil de bağımsız bölüme karşılık belirli bir miktar arsa payı devri satışı vaat olunmuşsa, yasal engel bulunmadıkça, arsa payının satış vaadi geçerlidir. Fakat vaat alacaklısına imar mevzuatına aykırı, kaçak ve yıkılması zorunlu bir binadan arsa payı satışı değil, münhasıran bağımsız bölümü vaadinde bulunulmuşsa, bağımsız bölümün yukarıda açıklanan sebeplerle tescili olanaksızdır....

Ne varki; çekişmeli taşınmazın yargılama sırasında kat mülkiyeti terkin edilerek arsa olarak tescil edildiği ve davalının paydaş yapıldığı gözetilerek yeni oluşan duruma göre arsa payı üzerinden hüküm kurulması gerektiği hâlde hukuki dayanağı kalmayan başka bir deyişle tapudan terkin işlemi ile kaydı kapatılan bağımsız bölüm üzerinden karar verilmiş olması doğru değildir. Anılan bu husus, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesinde düzenlenen doğru sicil oluşturma ilkesinin bir sonucu olup verilen karar dolu pafta ilkesine aykırı düşmektedir. Hakkında hüküm kurulan bağımsız bölüm hukuki varlığını kaybettiğine göre infaz kabiliyetinin bulunmadığı da sabittir. Öte yandan, devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi ve kamu düzeniyle ilgili olduğundan mahkemece re’sen gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur....

Görüldüğü gibi, yasa ifraz ve tam bağımsız mülkiyeti esas almış, paydaşlığa yer vermemiştir. Sağlık kurumlarının aynı şemsiye (çatı) altında toplanması ve tekelden idaresini amaçlayan yasanın, sağlık kurumlarının ilgisi olmayan bir kurumla paydaş hale getirilmesinin kabul edilemeyeceği ve sakıncalı olacağı açıktır. Hal böyle olunca, mahkemece bağımsız bölüm halinde ifraz edilerek (ifrazı mümkün olduğundan) kat mülkiyeti kurulmasına karar verilmesi yerindedir. Açıklanan gerekçe ile hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum....

Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan ortak yere elatmanın önlenmesi davası olup sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. ... Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından ise; "Kat Mülkiyeti Kanunu kat mülkiyeti ve kat irtifakının kurulması ve sona erdirilmesi, yönetimi, kat maliklerinin hak ve sorumluluklarını kısacası kat mülkiyetinde iç ilişkiyi düzenler. Somut olayımızda davacı sitenin 3. bir kişi olan davalı tarafa haksız kullanıma ilişkin men'i müdahale ve ecrimisil talepli dava açtığı görülmüştür. Yukarıda belirtildiği üzere sitenin yönetime yada kat malikleri arasındaki herhangi bir husumete ilişkin değildir. Durum böyle olunca sırf sitenin davacı olması nedeni ile mahkememiz görevli olmaz....

Yargıtay Onsekizinci Hukuk Dairesi'nin 13.02.1992 gün 1992/163-498 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, nizanın Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine göre çözümlenebilmesi için tarafların anataşınmazda bağımsız bölüm ya da başka bir hak sahibi olmaları gerekmektedir. (Mahir Ersin Germeç-Kat Mülkiyeti Kanunu-2006-sayfa 1294). Hatta taraflar aynı bağımsız bölümde paydaş olsalar dahi, aralarında çıkan nizada yine Kat Mülkiyeti Yasası'nın uygulanması söz konusu değildir (Y.18.HD. 10.02.1995, 1995/971-1742; aynı eser sayfa 1288). Sonuç olarak dava genel hükümlere göre açılmış elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası olup, davanın değere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması ve işin esasının incelenmesi görüşünde olduğumdan Yüksek Daire'nin görev yönünden bozma gerekçesine katılmıyorum....

Mahkemece; davanın Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan davalar niteliğinde olduğu, 5013 ada 1 sayılı parseldeki apartmanın bodrum ve zemin katındaki davacıya ait taşınmazların kullanım alanlarının tespitiyle davalı apartmanın haksız müdahalesinin meni istemli davada davalı vekilinin husumet yönünden itiraz ettiği, her ne kadar apartman yönetiminin tüzel kişiliği yok ise de apartman yönetimi yanında gerçek kişi yöneticinin de dava dilekçesinde davalı olarak gösterildiği, KMK'nın 35. maddesi uyarınca yöneticinin kat maliklerini temsil ettiği ve bu nedenle husumet itirazının yerinde olmadığı, bilirkişi raporuna ve mimari projeye göre ortak alan olması gereken kapıcı dairesinin, (A) aksına kadar ötelenmesi neticesinde camekanla kapatılmış ortak alanın ve davacının bodrum katta kendi taşınmazına erişimi sağlayacak olan ve ortak alanda olması gereken merdivenin mimari projeye uygun hale getirilmesi gerektiği kanaatiyle,davanın kabulüne, bodrum kattaki bağımsız bölümlere inişi sağlayacak merdivenin...

UYAP Entegrasyonu