Somut olayda, bağımsız bölüm malikinin halefi olan davacı ... şirketi, davalı bağımsız bölüm malikinin dairesinden gelen su sızıntısı nedeniyle oluşan zararın rücuen tahsilini talep etmekte olup, bu şekilde Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılan uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun 21. Ve 22. Maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Dava; Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan ortak gider alacağı nedeni ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Kat Mülkiyeti Kanununun 17. maddesinin 3. fıkrası, "Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır." hükmünü amirdir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ise de; alınan bilirkişi raporu ve yazılan gerekçe yukarıda anılan kanun hükmüne uygun değildir. Zira anılan yasa hükmü binanın fiilen tamamlanmış olmasını ve bununla birlikte bağımsız bölümlerin üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanmış olmasını öngörmektedir....
Dava; ortak gider alacağının ödenmemesi iddiasına dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup; her iki parselin yönetim planının 6. maddesinde “bu yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde, Kat Mülkiyeti Kanunu, Medenî Kanun ve diğer kanunların emredici hükümleri uygulanır” yazmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanununun 33. maddesi uyarınca, bu Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalarda, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulu anataşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Davanın türünün, yetkili mahkemenin tayininde etkisi bulunmamaktadır. Anılan yetki, Yargıtay uygulamalarıyla kesin yetki olarak kabul edilmektedir. Bilindiği üzere, kesin yetki, kamu düzeni ile ilgili olduğu gibi 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ç maddesi uyarınca dava şartı olup yargılamanın her aşamasında istek olmaksızın gözetilir. Belirtilen yetkinin kesin yetki niteliğinde bulunmasına göre; dava konusu taşınmazın ... ili, ... ilçesi sınırlarında olduğu, ......
Bütün bunlardan sonra değişik bir ifade ile söylemek gerekirse 24.04.1978 tarih ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının ancak, imar mevzuatına uygun inşa edilmiş fakat henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binalardaki bağımsız bölüm satışının vaat edilmesi halinde uygulanabileceğini kabul etmek gerekir. (İzzet Karataş, Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi ve Yüklenicinin Temliki İşleminden Kaynaklanan Davalar, Ankara 2009, sf. 48 vd). Ne var ki, henüz kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış bir taşınmazda yapılan binadan bağımsız bölüm değil de bağımsız bölüme karşılık belirli bir miktar arsa payı devri satışı vaat olunmuşsa yasal engel bulunmadıkça arsa payının satış vaadi geçerlidir. Fakat vaat alacaklısına imar mevzuatına aykırı, kaçak ve yıkılması zorunlu bir binadan arsa payı satışı değil, münhasıran bağımsız bölümü vaadinde bulunulmuşsa, bağımsız bölümün yukarıda açıklanan sebeplerle tescili olanaksızdır....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/608Esas-2013/657Karar sayılı dosyası ile üzerinde kat mülkiyeti kurulmamış 30 adet bağımsız bölüm için açılan muhtesat aidiyetinin tespiti davasında davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2014/7283Esas-2015/1084Karar sayılı ilamı ile onanarak 14.05.2015 tarihinde kesinleştiği, aynı kişiler tarafından tapu maliki olan davalılara karşı ... 3....
Yönetim planında mevcut yönetim ile ilgili geçici maddelerin taşınmazda kat mülkiyeti kurulmadan önceki döneme ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Dava konusu anataşınmazda kat mülkiyetine geçilmiş olmakla, yönetim planında ki geçici yönetime ilişkin maddelerin toplu yapıya da geçilmediğinden uygulanabilirliği kalmamıştır. Bu nedenle kat maliklerinin Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında yönetici atanmasını talep etme, mevcut yönetimin kararlarının iptalini talep etme hakları vardır. Aksi düşünce bağımsız bölüm maliklerinin yasadan kaynaklanan haklarını kullanamaması durumunu yaratacaktır. Asıl olan tapu kaydındaki kat mülkiyeti kurulması tarihi olup, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13/11/2017 günü oy birliği ile karar verildi....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava, davacı ile aynı parselde bağımsız bölüm maliki olan davalının yaptığı projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Yasası hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerekir. Kat Mülkiyeti Yasasının Ek 1.maddesi bu Yasadan kaynaklanan her türlü anlaşmazlığın –değerine bakılmaksızın- sulh mahkemesince çözümleneceğini öngörmektedir. Bu durumda mahkemece, davaya sulh hukuk mahkemesinde bakılması için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği öngörülmüştür. Davacı sigortacı, yangının meydana geldiği binada yer alan 15 nolu bağımsız bölüm ile, yangının meydana geldiği binanın yan tarafında bulunan binadaki 4 nolu bağımsız bölümde oluşan hasar nedeniyle sigortalılarına ödeme yapmıştır....
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların bağımsız bölümünde meydana gelen zararın bir kısmının binanın ortak alanı olan dış cephe izalasyonunun eskimesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanununun 4. maddesi gereğince ortaklaşa kullanıma tahsis edilen şeyler, ortak yer niteliğindedir. Aynı Kanunun 18. maddesi gereğince de bütün bağımsız bölüm malikleri ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, birbirlerini rahatsız etmemek, birbirlerinin haklarını çiğnememek ve yönetim planına uymakla karşılıklı yükümlüdürler. 20. madde gereğince de anagayrimenkulün bütün ortak yerlerinin bakım, koruma ve onarım giderleri ve ortak tesisten işletme giderlerine kendi arsa payları oranında katılmakla yükümlüdürler. Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince ortak tesislerden kaynaklanan zararlardan, zarar görenin kusurunun bulunmaması halinde bütün bağımsız bölüm malikleri sorumludur....
Aynı Kanunun 33. maddesi gereğince kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin müdahalesini isteyebilir. Somut olayda, dava konusu bağımsız bölüm malikine karşı müdahalenin önlenmesi davası malik olmayan davacı tarafından açılmıştır. Bu tür davalar ancak malikler tarafından açılabileceği için mahkemece davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 22/02/2018 günü oy birliği ile karar verildi....


