nden alınarak davacıya verilmesine; birleşen davada ise, eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin ancak taraf iradelerinin birleşmesi ile mümkün olduğu, aksi halde feshin mahkeme kararı ile yapılmasının zorunlu olduğu, eldeki davada, davalı arsa maliki ile yüklenici şirket arasında 12/11/2014 tarihinde "Fesihname Protokolü" düzenlendiği, tarafların yüklenicinin 12/10/2011 tarihli kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi gereğince 14162 ada, 1 parselde yapmayı üstlendiği inşaatı yüklenici firmanın ekonomik sıkıntıya düşmesi ve teslim süresinin 04/10/2014 tarihinde bitmesine rağmen inşaatın %55 seviyesinde ve kaba inşaat halinde kalması nedeniyle feshin kaçınılmaz olduğunu kabul ederek, anılan sözleşmeyi noterde düzenlenen fesihnameyle ileriye etkili feshettikleri, arsa sahibinin yüklenici şirketin üçüncü kişilere yaptığı satış nedeniyle tapudan devrettiği 25 adet bağımsız bölümün mülkiyetini yüklenicinin sattığı kişiler üzerinde bırakmayı kabul ettiği...
Davalı, dava dışı yüklenici ile 02.03.1998 tarihinde Noterde satış vaadi sözleşmesi tanzim ettiklerini, bu sözleşme uyarınca yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen bağımsız bölümlerden dava kounusu daireyi kaba inşaat olarak satmayı,binanın bitimi ile adına tapu kaydı oluştuğunda da kendisine devretmeyi vaad ettiğini, satım bedelini peşin olarak yükleniciye verdiğini, dava konusu daireyi aynı gün kaba inşaat olarak teslim aldığını, oturulabilir duruma getirmek için masraf yaptığını, davacının yüklenici tarafından kendisine teslim edilen aynı binada ikinci katta yer alan dairede oturduğunu, diğer iki daireyi de üçüncü kişilere satıp hisse devri yaptığını, bu durumun arsa tapusuna dayalı mülkiyet hakkının kötüye kullanılması olduğunu açıklayarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur....
Davalı, dava dışı yüklenici ile 04.06.1997 tarihinde Noterde satış vaadi sözleşmesi tanzim ettiklerini, bu sözleşme uyarınca yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen bağımsız bölümlerden dava konusu daireyi kaba inşaat olarak satmayı,binanın bitimi ile adına tapu kaydı oluştuğunda da kendisine devretmeyi vaad ettiğini, satım bedelini peşin olarak yükleniciye verdiğini, dava konusu daireyi aynı gün kaba inşaat olarak teslim aldığını, oturulabilir duruma getirmek için masraf yaptığını, davacının yüklenici tarafından kendisine teslim edilen aynı binada ikinci katta yer alan dairede oturduğunu, diğer iki daireyi de üçüncü kişilere satıp hisse devri yaptığını, bu durumun arsa tapusuna dayalı mülkiyet hakkının kötüye kullanılması olduğunu açıklayarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur....
Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi çekerek Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesini geriye etkili olacak şekilde fesih ettiğini beyan ettiği, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin temerrüt nedeniyle geriye etkili feshine karar verilebilmesi için inşaatın %90 seviyesinde aşağı bir oranda olmasının arandığı, eldeki dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarıyla dava konusu inşaatın geldiği seviyenin %40,51 olarak belirlenmesi üzerine davacı tarafın söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak fesih talebinde hukuki yararın bulunduğu anlaşılmıştır....
Davalılar tarafından inanç sözleşmesinin varlığı öne sürülerek dava konusu bağımsız bölümün mirasbırakanları ... tarafından satın alındığını ve satın alma tarihinde yurt dışında olması nedeni ile ortak mirasbırakan ...'ye devrinin yapıldığı iddia edilmiştir.... İnanç sözleşmesinin varlığı ve davacıların inanç sözleşmesi kapsamında geri verme borcunun ifasına yönelik olarak vekaletname verildiği kanıtlandığı takdirde vekil tarafından vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğinden söz edilemeyecektir. .... Hâl böyle olunca; davalıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması, bu hakkın kullanılması halinde hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, değinilen yön gözardı edilerek, sonuca gidilmiş olması doğru değildir. ......
Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir. Davacı, adına kayıtlı 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazlarda kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak üzere davalı ...’ı vekil tayin ettiğini, ancak vekilin kendisinden habersiz olarak taşınmazları diğer davalı ...’ya sattığını, satış bedelinin hem düşük olduğunu hem de kendisine bir bedel verilmediğini ileri sürerek, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla, tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat istemiştir....
Noterliğinin 03.03.2014 tarih, 5251 yevmiye numaralı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiği ve düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin o zaman için tapuda malik olan tüm hissedarlarca imzalandığı, bu aşamada tapu hissedar olmayan davalı ...’in söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmelerini imzalamadığı ancak daha sonra feri müdahil ... aleyhine söz konusu parsellere ilişkin ... 10....
Davalı arsa maliki ..., yüklenicinin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle tapu devri yapılamadığını; davalı yüklenici ise, satış vaadi sözleşmesinin .... ile yapıldığını, satış vaadi sözleşmesinin ise davacı ile ... arasında yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, taşınmazların davacı adına tesciline ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı ...nden alınmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama, keşif sonucu alınan bilirkişi raporları ve dosya içindeki tüm delillerden dava konusu inşaatın yüklenici tarafından tamamlandığı ve dava açıldıktan sonra arsa maliki davalı idare tarafından 18.04.2013 tarihinde geçiçi kabulünün yapılarak teslim alındığı anlaşılmıştır. Bu durumda dava tarihinde inşaat tamamlanmamış olduğundan davanın açılmasına neden olmayan arsa maliki davalı ...nün yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Bilindiği üzere, Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Bilindiği üzere, Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür....


