WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Bu kimselerin hak sahiplerine yaptıkları ödemeler dolayısıyla Kurumun zarara uğraması halinde, hak sahiplerine rücu hakkı saklıdır…” hükmünün öngörüldüğü, Anılan madde kapsamında Bağ-Kur’a tanınan rücu hakkı halefiyet esasına dayanmayan, kanundan doğan bağımsız rücu hakkı niteliğinde olduğu, madde de “yapılan yardımların ilk peşin değeri için Kurum rücu eder” dendiğine göre yasanın buyurucu nitelikte olan bu hükmünün aksine kural olarak ilk peşin değerin altında bir rücu alacağına hükmolunamayacağı, ancak suç sayılır eylemi saptanan üçüncü kişinin kusur oranı nedeniyle bir indirim yapılabileceği, böyle olunca hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebilecekleri tazminat miktarının (tavanın) hesaplanmasına gerek olmadığı, Mahkemece hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebilecekleri tazminat miktarının hesaplanması ve hüküm fıkrasında gösterilmesi isabetsiz ise de talep ve hükmedilen miktara göre bu isabetsizliğin sonuca etkisinin bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün...

KARŞI OY YAZISI Davacı taraf davalının kişisel kusuruna dayanarak tazminat talebinde bulunmuştur. Kamu görevlileri, görev sırasında salt kişisel kusurlarına dayanan eylemlerde kişisel olarak sorumludur. Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu kaydıyla idare aleyhine açılabileceğine ilişkin düzenlemeler, haksız eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine karşı doğrudan tazminat davası açmaya engel değildir. Zarar görenlerin haksız eylem failine karşı doğrudan dava açamayacaklarını savunmak, temel haklardan olan ve Anayasa'nın 36 ve AİHS'nin 13. maddesinde güvence altına alınan "hak arama özgürlüğüne" aykırı olacaktır....

-TL ödemenin yapıldığı, davalı sigorta şirketinin maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğu bununla birlikte davacı şirket tarafından yapılan ödemenin sorumlu olduğu miktardan fazla olduğu, destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin rücu edilebilir miktarın ... TL olduğu, buna ilişkin hesaplanan arabuluculuk dosyasına ödenen vekalet ücretinin ...-TL olduğu, davalı sigorta şirketinin manevi tazminat teminat limitinin ... TL olduğu ve davacı tarafından ...-TL'sine ilişkin rücu talebinin bulunduğu, her ne kadar ödeme dekontlarında manevi tazminat ödediğine ilişkin bir ibare yoksa da davacı yapılan toplam ödemenin ...-TL olduğu, arabuluculuk anlaşma tutanağına göre bunun ...-TL'sinin destekten yoksun kalma tazminatı olduğu değerlendirildiğinde kalan ödeme tutarının manevi tazminat ve vekalet ücreti ödemelerini de kapsadığı anlaşıldığından davacı tarafından vefat eden ... mirasçılarına yapılan ...-TL destekten yoksun kalma tazminatı, ......

Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna(müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”.Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir....

ödenmesine ilişkin kısmının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, karar verilmiştir....

Şu halde yukarıda bahsedilen gelir bağlanmasına ilişkin karar ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak vazgeçilen maddi tazminat talebine dair kısmi davanın (Mahkemenin 1997/73 Esas 2000/101 Karar sayılı dosyası) kesinleşmesi eldeki bu davanın reddini gerektirmeyeceğinden davacıda meydana gelen % 14 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesinin kesinleştiği göz önünde bulundurularak davacının maddi zararının belirlenmesi ve belirlenen zarardan vazgeçilen kısmi davadaki tutar ile davacıya Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzil edilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi....

Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”.Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir....

Dava, trafik sigorta (ZMSS) poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçe Genel Şartlarının B.4/2 maddesinde “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” hükmü mevcuttur. Şu halde, davacı sigortacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Husumet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece res'en gözetilmesi gerekir. Somut olayda, davacı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında 3.kişiye ödediği tazminatı sigorta ettiren davalı ... ile sigortalıya ait aracın sürücüsü olan davalı ...'tan tazminini talep etmiş olup, davalı (sürücü) ... sigorta sözleşmenin tarafı değildir....

Dava; Kurum Bağ-kur sigortalısı ...’ın 19.10.2005 tarihinde, davalılar tarafından kaçırılıp ateşli silahla vurulması suretiyle, vefatı şeklinde gerçekleşen olay sebebiyle hak sahiplerine bağlanan gelir ve yapılan cenaze yardımından oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup, her ne kadar 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir....

Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının avukatının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının REDDİNE; Dava, 09.01.2008 tarihinde meydana gelen işkazasında vefat eden sigortalının haksahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup; 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına imkan veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olduğu belirgindir....

UYAP Entegrasyonu