maddesi uyarınca husumete izin kararı alınması için vasiye süre verilerek, husumete izin kararı verilmesi halinde işin incelenmesi gerekirken, dava şartı noksanlığı giderilmeden işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi, 2- Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir olgudur ve mahkemenin, dava dilekçesi ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun amir hükmü gereğidir (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2009 gün ve 2009/9-52-105 esas, karar; 14.04.2010 gün ve 2010/21-200-216 esas, karar sayılı ilamları). Bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında re’sen nazara alınması gerektiğinden, usulü kazanılmış hakkın da istisnasıdır....
Dairenin 21/04/2021 tarihli ve 2020/1267 Esas, 2021/2476 Karar sayılı kararıyla “...dava tarihi itibariyle sağ olan ve henüz kısıtlı da olmayan davacı ... adına yasal temsilcisi olmayan kızı ... tarafından vasi adayı olarak eldeki davanın açılması üzerine Mahkemece, davacının kısıtlanmasına yönelik ve kısıtlanması halinde vesayet kararı ile husumete izin kararının sunulması yönünde kesin süre verilmesi gerekirken, henüz vasisi olmadığı kişi ile ilgili husumete izin kararı sunulması yönünde tensiple birlikte ara kararı kurulması doğru olmadığı gibi, kesin süreye rağmen husumete izin kararı sunulmadığı gerekçesiyle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda hatalı değerlendirme ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi de doğru değildir....
Veraset ilamında kimin varis olacağı tespit edilecek olup bu husus hangi mirasçının bu davada husumete ehil olacağını da ortaya koyacaktır. Nitekim, eldeki dosya kapsamında da mirasçılık durumu ihtilaflıdır. Yerel Mahkemece veraset ilamının iptaline ilişkin yargılamaların bitmesi beklenip kimin husumete ehil olduğu tespit edilmeden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi hatalıdır. Mahkeme tarfından yapılacak iş, hangi mirasçının bu davada husumete ehil olacağına etki edecek tüm dava dosyalarını, taraflardan da sormak sureti ile tereddüte yer bırakmayacak netlikte tespit edip, bu dosyaların sonucu bekleyip, bu dava dosyaları veya onaylı suretleri dosya kapsamına alarak ve gerekirse taraf teşkiline ilişkin işlemleri tamamlayarak sonuca gitmektir....
in vasi tayin edildiği ve davanın vasi tarafından sürdürüldüğü, ancak husumete izin kararının bulunmadığı, her ne kadar Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulundan raporları alınmışsa da, raporların davacının satış vaadi sözleşmesi düzenlediği 11.01.2007 tarihinde ehliyetli olduğuna ilişkin olduğu, vekaletname ve akit tarihinde ehliyetli olup olmadığının saptanmadığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, öncelikle vasi için husumete izin kararının dosya arasına alınması, bu eksiklik giderildikten sonra davacının vekeletname tarihi olan 9-10-2007 tarihi ile akit tarihi olan 10-10-2007 tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp 4....
Öte yandan; yargılamanın devamı sırasında davacı ... vesayet altına alınmış kendisine ... vasi olarak atanmış ancak TMK 462/8. maddesi gereğince dosyaya husumete izin kararı ibraz edilmemiştir. Hal böyle olunca; öncelikle vasi ...'dan husumete izin kararının ibrazının sağlanması ve mahkemece Mehmet dışında kalan davalı ... hakkındaki davanın reddedilmesi gerekirken kazanılmış hakkı da ortadan kaldıracak şekilde davanın tümden reddedilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları belirtilen yönler itibari ile yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
405. maddesi gereğince kısıtlanmış olup vasisi ... tarafından husumete izin kararı sunulmuştur....
Asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ilişkin karar, Dairece; “ 4721 sayılı TMK'nun 405.maddesi hükmü gereğince davacıya vasi tayini için gerekli usulü işlemlerin yapılması, vasi atandığında TMK.'nun 462/8.maddesi hükmü uyarınca vesayet makamından husumete izin alınarak vasi huzuruyla yargılamanın sürdürülmesi ve böylece davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi, bundan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir....
Diğer davacı ...’in kendi adına asaleten, davacı ...’e ise vesayeten eldeki davayı açtığı ancak vesayet makamından kısıtlı Hasan adına dava açma yetkisi verildiğini gösteren izin belgesini ibraz etmediği anlaşılmakla davacıya , husumete izin belgesini sunması için süre verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilerek sonuca gidilmesi de isabetli olmamıştır. Davalıların temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme sonucunda hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Hemen belirtilmelidir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 404/2. maddesi uyarınca, görevlerini yaparken vesayeti gerektiren ehliyetsizlik halinin varlığını öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar. Ehliyetsizlik, kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken, iradeyi ortadan kaldıran bir nedendir. Hukuksal ehliyetten yoksun bulunan bir kişinin yaptığı tüm işlemler yok hükmünde olacağı gibi, böyle bir kişinin bizzat dava açmasına ve yargılamayı yürütmesine yasal olanak da yoktur. Somut olayda, davacı Hatice'ye... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23/12/209 tarih 2009/1227 Esas ve 2009/1255 Karar sayılı ilamı ile davacı ...'un vasi olarak atandığı, eldeki davanın da diğer davacılar ve davacı Hatice'ye vesayeten vasi ... tarafından açıldığı, ancak vesayet makamından alınmış husumete izin kararının dosya içerisinde bulunmadığı görülmektedir....
Hal böyle olunca; TMK.'nın m. 462/8 uyarınca dava konusu 670 ada 21 parsel yönünden vesayet makamından husumete izin kararı almak ve dosyaya ibraz etmek üzere vasiye süre tanınması, anılan usuli işlem tamamlandıktan sonra davalı ...’ın ve şartları varsa davalı ...’nin tazminat sorumluluğuna gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı vasisinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


