Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1991 Esas 2012/244 sayılı kararı ile kısıtlanmasına karar verilen ...’e kızı ... vasi tayin edilmiş olup, menfaat çatışması olduğu iddiasıyla ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/162 Esas 2013/996 Karar sayılı ilamı ile kısıtlıya ...’un kayyım olarak atanmış olduğu anlaşılmakla; davacılara vasinin değiştirilmesi için süre verilmesi vasi atandıktan sonra TMK' nın 462. maddesi uyarınca vasiye vesayet makamından husumete izin kararın alınmasının sağlanması, kararın evrakına eklenmesi ondan sonra gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 28.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
KARAR Davacı ... vekili dava dilekçesinde, ...’ın TMK 405. maddesi gereği kısıtlanmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile, ...’ın TMK 405. maddesi gereğinde kısıtlanmasına, vasi olarak ...’ın atanmasına karar verilmiştir. Hüküm, ilgili 3. kişi ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Husumete izin ve tedbire yönelik talepler hakkında denetim makamı olarak ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/4 Değişik iş sayılı kararı kesin olup temyiz yolu açık olmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2- 27.08.2015 tarih, 2015/1414-1691 Esas ve Karar sayılı kısıtlamaya ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarına gelince, Kısıtlı adayına ait olup UYAP üzerinden alınan nüfus kaydına göre, kısıtlanması istenilen ...’ın 16.02.2016 tarihinde hüküm henüz kesinleşmeden öldüğü, böylece davanın konusu kalmadığı anlaşıldığından; dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir....
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişme konusu 1046 ada 823 parsel sayılı 125533 m2 yüzölçümlü, susuz tarla vasfındaki taşınmazda ...’ın adına kayıtlı 5000/125533 payının tamamını 06.10.2011 tarihinde, 15000/125533 payından 10000/125533 payını 26.09.2011 tarihinde, 25000/125533 payından 10000/12533 payını 20.06.2011 tarihinde davalı adına satış yolu ile temlik ettiği, davacının ...’ın kızı olduğu, her ne kadar dava dilekçesinde davacının davayı kendi adına açtığı görülmekte ise de, dava dilekçesine ek olarak sunulan ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/301 E-2013/718 K sayılı kararı ile ...’ın TMK 405.maddesi gereğince kısıtlanarak kızı ...’ın(eldeki dosya davacısının) vasi olarak atandığı, bu vesayet dosyasından verilen 30.05.2014 tarihli ek karar ile davacıya eldeki davayı kısıtlı annesi ... adına takip etmek amacı ile husumete izin kararı verildiği,husumete izin kararının yargılamanın devamı sırasında dosyaya sunularak dava şartı yokluğunun giderildiği, UYAP ortamından alınan...
Mahkemece; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen karar Dairece, temliki yapan Yusuf’un, dava açan kızı Şenay'ın kendi adına değil bizzat temliki yapan kişi adına tescil isteğinde bulunduğu, başlangıçta dilekçeyi veren kişinin davada bir sıfatı yok ise de yargılama sırasında atanan vasinin vekilinin davayı yürütmesinin başlangıçta var olmayan dava koşulunun sonradan tamamlanması ve oluşması anlamını taşıdığı, böylece taraf teşkilinin sağlanmış olduğunun kabulü gerektiği, ne var ki, TMK 462/8. maddesi uyarınca husumete izin alınmamış olmasının doğru olmayıp öncelikle vesayet makamından husumete izin kararı alınarak yargılamanın yürütülmesi gereğine değinilerek bozulmuş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda sözleşmenin geçersizliğine ve sözleşmenin iptaline, dahili davalı ... yönünden davanın reddine dair verilen karar Dairece, kısıtlı ...’ın temlik tarihinde hukuki işlem ehliyetini haiz olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile saptanması...
Bu durumda, mahkemece öncelikle TMK 405 maddesi hükmü uyarınca vesayet makamına keyfiyetin bildirilerek davacı asile bir vasi atanmasının temin edilmesi ve vasi atandığı takdirde TMK 462 maddesi hükmü uyarınca husumete izin kararı alınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra işin esasına girilerek neticeye gidilmesi gerekirken, anılan usuli işlemler tekemmül ettirilmeden davanın sonuçlandırılması doğru değildir. Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nın 428. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Hal böyle olunca, TMK.'nın 462/8. maddesi uyarınca eldeki dava için vesayet makamından "husumete izin" kararı alınması ve anılan usuli işlem tamamlandıktan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, bahsedilen husus gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davacı vasisi ... tarafından, kısıtlının avukatla temsili bakımından vesayeten verilmiş bir dava vekaletnamesi olmaksızın, bu kişinin bizzat kendisinin temsiline yönelik düzenlenmiş vekaletname ile yargılamanın sürdürülmüş ve sonuçlandırılmış olması da isabetsiz olup, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre kararı temyiz eden davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir....
(TMK. 511/2) Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.(TMK. 511/3) Bu yasal hüküm gereği, davada husumetin çıkarmadan ve vasiyetnameden yararlananlara yöneltilmesi zorunludur....
Bunun yanısıra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 54/1. maddesine göre “ Kanuni temsilciler, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hallerde izin belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi taktirde dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamazlar. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre “ İzin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verilir. Bu süre içinde mahkemeye başvurulması halinde bu konuda karar verilinceye kadar beklenir.” 3. fıkrasına göre “ Süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması halinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.” şeklinde düzenlemelere yer verildiği de açıktır. Ne var ki somut olayda vasi, vesayet dosyasından aldığı yetki belgesiyle eldeki davayı açıp takip etmiş ise de TMK 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamından husumete izin kararı alıp dosyaya sunmamıştır....
Veli vekili, 08.02.2011 tarihli dilekçesi ile kısıtlının maluliyetinin tespiti için dava açmak üzere husumete izin kararı verilmesini talep etmiştir. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesince 15.03.2021 tarihli ek karar ile kısıtlının yerleşim yeri değişikliğine izin verilmesine ve mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir. Gerede Sulh Hukuk Mahkemesince, kısıtlının mernis adresinin “Yayla Mah. 1428 Sok. No:42/2 Keçiören/Ankara” olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir. Türk Medenî Kanununun 411. maddesine göre, “Vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir. “Aynı Kanunun 19/1. maddesi uyarınca “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.” TMK m.412'de ise "Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez. Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki, yeni vesayet dairelerine geçer. Bu takdirde kısıtlama yeni yerleşim yerinde ilân olunur." hükmü yer almaktadır....
nun kısıtlanmasına karar verilmesi halinde Türk Medeni Kanununun 462/8 maddesi uyarınca vasiye dava açma hususunda izin alınması için mehil verilmesi, husumete izin kararı verilmesi halinde Türk Medeni Kanununun 463/5 maddesi uyarınca denetim makamından da izin alınması gerekmektedir. Mahkemece bu hususun gözardı edilerek davacılardan ... yönünden mirasın hükmen reddine karar verilmesi, doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre; Mirasçılar murislerinin vefatı nedeniyle 06.03.2007 tarihinde... Vergi Dairesi Müdürlüğüne verdikleri veraset ve intikal beyannamesinde, murislerinin... ... Bankasında 1479.24 TL parası olduğunu beyan etmişlerdir....


