WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava davacı vasi tarafından açıldığına göre; TMK 462/8.maddesi gereğince kısıtlı adına dava açmak için vesayet makamının izni gereklidir.Bu nedenle yargılama aşamasında husumete izin verilmişse, bu izin kararının dosya arasına alınması,izin verilmemiş ise bu hususun ikmali cihetine gidilmesi gerekmektedir. Öte yandan;davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı, maliki olduğu 358 ada 24 parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı kızına temlik ettiğini, ancak davalının sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle Almanya’da yaşayan diğer kızı ...’un yanına gittiğini, emekli maaşı ve kira alacaklarının davalı tarafından tahsil edilip harcandığını ileri sürerek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshine, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, davalı tarafından haksız yere tahsil edilen ve iade edilmeyen emekli maaşı ile kira bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, bilahare kısıtlanması ve husumete izin kararı verilmesi üzerine vasisi yargılamaya katılmış, aşamada ölümü üzerine tereke temsilcisi atanarak yargılamaya devam edilmiş, alacak istemli davanın tefrikine karar verilmiştir....

Şti.ne kiraladığını ve sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek bankaya olan kredi borcunun ödenmesine ilişkin yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla dava konusu 260 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş; davacının yargılamanın seyri sırasında TMK 408. maddesi gereğince kısıtlanması üzerine vasisi yargılamaya katılmış ve bozma sonrası husumete izin kararı sunulmuş; bozma sonrası davaya son kayıt maliki dahili davalı şirket yönünden devam edilmiş; bozma sonrası 10.05.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle ehliyetsizlik ve muvazaa iddiası ileri sürülmüştür....

nin vasi olarak atanmasına karar verildiği, 21.12.2012 tarihli karar ile de husumete izin verildiği, asıl davada davacı ...'ın ......... Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.01.2012 tarihli 2010/711 Esas 2012/35 K. sayılı kararı ile 4721 sayılı TMK nun 406. maddesi uyarınca kötü yönetim nedeniyle vesayet altına alındığı ve eşi ...'nin vasi olarak atanıp 02.11.2012 tarihli ek karar ile de husumete izin verildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de; birleşen davada davacı ...'in çekişme konusu taşınmazdaki 1/4 payının kısıtlı .......... vesayet altına alındıktan sonra, vesayet makamından izin alınmadan 22.12.2005 tarihinde davalıya temlik edildiği kayden sabittir. Hemen belirtilmelidir ki; birleşen davada vesayet altına alınan davacı ...'...

Veraset ilamında kimin varis olacağı tespit edilecek olup bu husus hangi mirasçının bu davada husumete ehil olacağını da ortaya koyacaktır. Yerel Mahkemece veraset ilamının iptaline ilişkin yargılamaların bitmesi beklenip kimin husumete ehil olduğu tespit edilmeden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Veraset ilamında kimin varis olacağı tespit edilecek olup bu husus hangi mirasçının bu davada husumete ehil olacağını da ortaya koyacaktır. Yerel Mahkemece veraset ilamının iptaline ilişkin yargılamaların bitmesi beklenip kimin husumete ehil olduğu tespit edilmeden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Hâl böyle olunca; öncelikle davacının cezaevinde bulunup bulunmadığının saptanarak cezaevinde olduğunun anlaşılması halinde davacıya vasi atanıp atanmadığı, vasi atanmış ise davacı bakımından husumete izin kararı alınarak davanın görülebilirlik koşulunun sağlanması, daha sonra davada dayanılan hukuksal neden bakımından yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Veraset ilamında kimin varis olacağı tespit edilecek olup bu husus hangi mirasçının bu davada husumete ehil olacağını da ortaya koyacaktır. Yerel Mahkemece veraset ilamının iptaline ilişkin yargılamaların bitmesi beklenip kimin husumete ehil olduğu tespit edilmeden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Vasinin eldeki davayı açabilmesi için husumete izin kararı alıp almadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bahsedilen eksiklik tamamlanmaksızın yargılamaya devam olunması da doğru görülmemiştir. 4-Davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı ...’in davasına yönelik yapılan temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle davacı ...’in davasına ilişkin hükmün BOZULMASINA, dördüncü bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 14.11.2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi....

Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur. Davacı ... vasisi ...’ün Av. ...’ya verdiği vekaletnamenin dayanağından Çal Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/548-536 E. K. sayılı ek kararıyla husumete izin verildiği görülmektedir....

UYAP Entegrasyonu