Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalı işveren yanında 01.02.1998-12.07.2012 tarihleri arasında son olarak aylık net 1.500 TL ücretle çalıştığını, aynı dönemde primlerinin eksik yatırıldığını ve belirtilen dönemlerde yatırılmayan primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmasını talep etmiş, mahkemece kısmen kabulle “01/10/2011-12/07/2012” tarihleri arasında aylık 1685 TL brüt ücretle çalıştığının tespitine” karar verilmiştir. Öncelikle mahkemece gerekçeli kararda belirtildiği üzere davacının hizmet tespiti talebi olmadığı kabulüne karşın, bu yönde hüküm kurulması yanlıştır. Ayrıca kurulan hüküm de hizmet tespiti yönünden davacının böyle bir talebinin olmadığı belirtilirken, davacının hizmet döküm cetvelinde herhangi bir çalışmasının görünmediği bazı süreleri de kapsar şekilde, 01/02/1998-01/10/2011 tarihleri arasında davalı yanında asgari ücretle çalıştığı şeklinde, talebi aşan ve hizmet tespitini de içeren kendi içinde çelişkili hüküm kurulması da isabetsizdir....
Limited Şirketi'ne ait...-... arasında sefer yapan gemilerde çalışması nedeniyle işçilik alacaklarının tahsili, Kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tespiti ve Kuruma bildirilen süre için de itibari hizmet süresinden yararlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup işçilik alacaklarına ilişkin davanın tefriki nedeniyle eldeki dava hizmet süresinin ve itibari hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının Deniz İş Kanunu'na göre çalışmadığı ve davacının çalıştığı geminin yabancı ülke bayrağı taşıması nedeniyle 4857 sayılı Kanun kapsamına girmediği, gemi adamı vasfı taşımadığı için itibari hizmet süresinden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının 10.06.2003-30.05.2008 tarihleri arasında 1.. sicil sayılı ...'ne ait işyerinde geçen çalışmaları ile 02.06.2008-30.12.2009 tarihleri arasında ... Limited Şirketi'ne ait... sicil sayılı işyerinde geçen çalışmaları Kuruma bildirilmiştir. Davacının daha önce...'...
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı işçilik alacakları ve hizmet tespiti için birlikte dava açmış olup, davacının işçilik alacakları yönündeki talebi hizmet tespiti yönünden verilen kararın sonucunun beklenilmesi amacıyla tefrik edilmiş, hizmet tespiti davasında davacının davalı işyerinde 23.05.2008-03.05.2010 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek, temyiz incelemesi sonucu Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir....
“Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. 506 sayılı Yasa’nın 87. maddesinde; “ Bu Kanun'un işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı ” bildirilmiştir. 506 sayılı Yasa’nın 87. maddesi ile; asıl işveren ile alt işveren arasındaki ekonomik ve mali yönden sorumluluk hukukunun sınırlarının belirlendiği, maddede geçen “ bu Kanun'un işverene yüklediği ödevler ” tanımlamasının asıl işverene, alt işverenin taraf olduğu hizmet sözleşmeleri nedeniyle açılacak hizmet tespiti davalarında pasif husumet ehliyetini amaçlamadığı anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde ifadesini bulan hizmet tespiti davaları kural olarak bu ödevi yerine getirmeyen işverene karşı açılmalıdır....
Gerekçe: Dava; hizmet tespiti ve işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Sigortalılığa ilişkin “hizmet tespiti” davaları, Sosyal Güvenlik hakkına ilişkin olarak ortaya çıkan davalardır. Yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 6. ve 79/10. (5510 sayılı Yasa açısından ise 86/9.) maddelerinden almaktadır. Sözü edilen 6.maddede, çalıştırılanların, işe alınmaları ile kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. Anılan yasanın 79/10. maddesinde ise, sigortalıların, çalışmalarının tespiti ile ilgili dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan, hizmet tespitine ilişkin davalar sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeni ile ilgili olup, kişi iradesi belirleyici etkiye sahip değildir. İçerisinde bulunduğu yasal statünün belirlediği durum doğrudan dikkate alınır. Bu nedenle hakim, kendiliğinden araştırma yapma yetkisine sahiptir....
Mahkemesine ait 1999/491 E. sayılı dava ile, davacı ... ve Sosyal Sigortalar Kurumuna karşı hizmet tespiti ve kıdem tazminatı talebine ilişkin olarak dava açıldığı, adı geçen davanın davacısı ...’nın 4.4.2000 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmesine rağmen, 12.5.2000 tarihli celsede ise feragat dilekçesinin kendisine tehditle imzalattırıldığını, bu nedenle Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğunu belirtmesi ve esasen bu şekildeki bir ibranamenin hizmet tespitine ilişkin davalarda geçerli olmaması nedeniyle mahkemece yargılamaya devam edildiği ve halen de davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında hizmet akdi olup olmadığı, söz konusu bu davanın sonucuna göre belirlenecek olup, 1475 ve 552l sayılı kanunların 1.maddeleri hükümleri gereğince de hizmet akdinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ......
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 313. maddesinde hizmet akdi, "Hizmet akti bir mukaveledir ki, onunla işçi muayyen ve gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder" şeklinde tarif edilmiştir. Hizmet akdinden söz edebilmek için belirli bir işin, işverene bağımlı olarak çalışma karşılığında bir ücret mukabili yapılması gerekmektedir. Aynı Kanunun 355 ve 356. maddelerinde düzenlenen istisna akdinde ise "belirli bir işin belirlenen bedel mukabilinde işverenin mesai kısıtlamasına tabi olmadan yapılıp veya başkalarına yaptırılıp teslim edilmesi" söz konusudur. Hizmet akdinde sürdürülen ve devam eden hizmet, istisna akdinde ise, işten hasıl olacak sonuç önemlidir. Bu ilkeler doğrultusunda, çalışmanın hizmet akdi kapsamında mı, yoksa istisna akdi kapsamında mı olduğu, işveren sıfatının kime/kimlere ait olduğunun tespiti gerekmektedir....
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi Dava, hizmet ve sigortalılık başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde hizmet tespiti yönünden buna ilişkin talepten vazgeçilmiş olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, sigortalılık başlangıcının tespiti yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 07.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, hizmet tespiti ile birlikte 26.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın, hizmet tespiti yönünden kısmen kabulüne, yaşlılık aylığı yönünden HMK 150.maddesi yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 29.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece verilen karar hukuka uygun olmakla birlikte; hizmet tespiti ve alacak davasının birlikte açıldığı ve davalı SGK'nın yalnızca hizmet tespiti davalarında yasal hasım olduğu hususları gözardı edilerek, kabul edilen işçilik alacakları yönünden davacı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinden davalı işveren yanında davalı SGK'nın da sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesindeki 1086 sayılı Kanun'un temyize dair hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır....


